Pegem Akademi: Mayalar

Günümüz Meksika’sının güneyi, Guatemala ve Belize’nin Kuzeyini oluşturan toprak parçasında M.Ö. 1500’lerde Maya Uygarlığı’nın ilk temsicileri geçimlerini mısır, fasulye ve kabak yetiştirerek temin eden köyler şeklinde ortaya çıkmıştır. Bu köyler elbette ki belli bir merkezden yönetilmemekteydiler. M.Ö. 1300-800 yılları arasında mevcut köylerin sayısı artar ve Olmek kültürünün etkisi ile derin bir kültürel sıçrama yaşanır. (Gendrop, 2006) M.Ö. 300’dem itibaren Maya kültürü, ilk piramit örneklerinin ortaya çıkması ile belirginleşmeye başlar. Piramitleri çevresinde ortaya çıkan yerleşmeleri ve zanaat grupları şehirleşmenin başlamasın ve bölgedeki idari mekanizmanın şekillenmesine yardımcı olur. Maya topraklarında daha ince yontular, daha büyük yapılar ve daha kesin planlara göre düzenlenmiş tapınaklar kendisini göstermeye başlar.

M.S 300 yılından itibaren Klasik Maya Uygarlığı güçlü bir şekilde ortaya çıktı. Maya kültürüne ait pek çok öğe bu yüzyıldan sonra gelişirken, tapınaklar ebatları ve şehirdeki nüfus yoğunluğu arttı. Kendilerine has olan yazıları ve takvimler bu yüzyıl sonrasında geliştirildi. Çeşitli dil gruplarını içinde barındıran bu resim yazısının geliştirilmiş olması uygarlığın gelişimine ait önemli bir evreydi. Evrenin gizemlerinin peşinde koşan Mayalar için yaşanan göksel olayların nedenleri ve sonuçları da dikkatle takip edilmekteydi. Gökyüzündeki tanrıların ne istediklerini anlayabilmek din adamlarının temel uğraşısıydı. Güneş, Ay ve Venüs onların yarattıkları takvimin merkezinde bulunan gök cisimleridir. Ancak takvim sistemleri iki yönlüydü. Dini ritüeller için kullanılan 20 günlük 13 gruba bölünmüş, 260 günlük bir takvimin yanı sıra günlük ihtiyaçlara hitap eden 20 günlük 18 gruba bölünmüş 365 günlük bir takvimleri de bulunmaktaydı. İki takvim 53 yılda bir aynı kalkış noktasında birleşirlerdi ve çevrim yeniden başlardı. (Gendrop, 2006; McNeill, 2007) 600-900 yılları arasında Maya kentleri ve uygarlığı hızlı gelişimine devam etti. Teotihuacan ve Monte Alban bu dönemin temel iki yerleşimidir. Bu iki şehir de izlenen merkezileşme ve nüfus artışı zenginliği açıkça göstermektedir. Ancak metkezileşme Yunan sitelerinde olduğu gibi şehir ve yakın çevresi ile sınırlıydı. Geniş tropik ormanlar merkezi otoritenin ortaya çıkışındaki en büyük engeldi. Yine de şehirler arasında hakim olan lüks tüketim mallarına dayanan ticaret bütünlemeye kısmen de olsa yardımcı olan önemli öğedir. Bu arada Tikal’de devasa boyutlara ulaşan tapınaklar yapıldığını da görmekteyiz. 900 yılına doğru Maya kentleri hızla terk edilmeye başlamıştır. Bu durumun kesin nedeni tam olarak bilinmemekle beraber, kuzeyden gelen güçlü bir barbar saldırısı, iklimde yaşanan değişimler, artan nüfus yoğunluğu sonrası çıkan karışıklıklar ya da maya inancında görülen çöküntüler kentlerin hızla terk edilmesine yol açmış olabilir.

Kaynak: Pegem Akademi Uygarlık Tarihi, Sayfa 385

Bir Cevap Yazın