Hücre Organelleri: Golgi Aygıtı

Temel Veteriner Genetik Hücre Organelleri: Golgi Aygıtı

Golgi aygıtı ribozomlarda sentezlenen proteinlerin işlenerek endozom, lizozom, plazma zarı ve salgı gibi hedef bölgelerine gönderilmek üzere sınıf­landırılıp paketlendikleri organeldir. Aynı zamanda glikolipidlerin ve sfingomiyelinin de sentezlenmesinden sorumludur. Özet olarak golgi aygıtı salgı metabolizması boyunca meydana gelen hücresel ürünlerin sınıf­landırılıp işlenmesi ile görevlidir (Resim 2.4)

Hem bitkisel hem hayvansal hücrelerde bulunan golgi, sisterna olarak bilinen kıvrımlı zar kümelerinden oluşur. Özellikle bitki hücrelerinde bulunan diktozom adlı Yunanca, dictyon: ağ + soma: cisim özgün bir küme bulunur. Bir memeli hücresinde genellikle 40’tan 100’e kadar küme gözlenir. Bir kümede genellikle dört veya sekiz sisterna bulunur.; ancak bazı Protistalarda sisternaların altmışa kadar çıktığı gözlenmiştir. Her sisterna, onu boydan boya geçen kargo proteinlerine yardım eden veya onlara yardım eden özel golgi enzimlerini içeren yassı, etrafı zarlarla çevrili disklerden oluşur. Sisterna kümesinin dört işlevsel bölgesi vardır: cis golgi ağı, medial golgi, endo golgi ve trans golgi ağı. Endoplazmik retikulumden veziküler tübüler küme aracılığıyla gelen veziküller, ağ örgüsüyle kaynaşır ve daha sonra paketlenip hedef noktalara gönderildikleri trans golgi ağı boyunca işlenir. Her bölge, bulundukları yere göre içerikleri seçici olarak modifiye eden farklı enzimler içerir. Sisternalar aynı zamanda kendi onarımları için gereken yapısal proteinler taşır.

Oldukça büyük boyutundan dolayı, golgi aygıtı keşfedilip ayrıntılarıyla incelenen ilk organellerden biridir. Bu aygıt ilk defa 1897 yılında İtalyan tabip Camillo Golgi tarafından sinir sistemi üzerinde yapılan bir inceleme sonucu keşfedilmiştir. Bu organeli kendi mikroskobunda ilk keşfinde yapıyı apparato reticolare interno (Türkçe: dahili ağsı aygıt) olarak adlandırdı. Bu yapının adı, keşfinden 1 yıl sonra Camillo Golgi’nin soyadıyla yeniden adlandırıldı. Ancak bazıları ilk başlarda keşiften şüphe duydu, bu yapının aslında sadece Golgi’nin gözlem tekniğinden kaynaklanan bir optik yanılsama olduğu iddia edildi. 20. yüzyılda modern mikroskopların gelişmesiyle keşif doğrulandı.

Bir Cevap Yazın