Hayvancılık İşletmelerinde Kuruluş ve İşletme Döneminde Finansman

Hayvancılık İşletmelerinde Kuruluş ve İşletme Döneminde Finansman

İşletmelerin finansmanı gerek kuruluş döneminde gerekse işletmenin faaliyete geçtiği dönemde “kaynaklar ve kullanım tablosu” veya “fonların akım tablosu” adı verilen bir araçla yürütülmektedir. Aynı zamanda, gerek kaynaklar gerekse kullanım tablosuna finansman programı adı verilmektedir. Bir işletmenin kuruluş aşamasındaki kaynaklar ve kullanım tablosu ile işletme dönemi kaynak ve kullanımlar tablosu birbirinden farklıdır. Ancak bu iki tabloyu birleştiren yeni tablolar geliştirilmiştir. Sermaye, para ve kredinin teknik bir ifadesidir. İşletmenin gereksinim duyduğu sermayeye yatırım sermayesi, bu sermayenin kullanılmasına da, yatırım finansmanı adı verilmektedir. Bir işletmenin sermaye ihtiyacının tamamının veya bir kısmının öz kaynaklara dayandırılması veya dayandırılmaması, ekonomik koşullara göre işletme sahiplerinin karar vereceği bir konudur. Örneğin, küçük işletmelerde işletme sermayesinin tamamını kurucu veya kurucularının sağlanması mümkündür. Ancak günümüzde yığın halinde üretim yapan büyük ölçekli işletmelerin finansmanının, öz kaynaklara dayandırılması giderek zorlaşmakta, hatta olanaksızlaşmaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi, işletmede sermaye aktifler toplamıdır. Aynı zamanda sermaye sabit ve döner sermaye olarak kendi içinde ikiye ayrılmaktadır. Bir işletmenin sabit ve döner sermaye finansman ihtiyacının bir kısmı kendi öz kaynaklarından sağlanırken, geri kalan kısmı ise yabancı kaynaklardan sağlanabilir.

Aşağıda sunulan Tablo 6.1’de örnek olarak incelenen bir hayvancılık işletmesinde sermayenin hangi kaynaklardan finanse edildiği, söz konusu işletmenin açılış bilançosunda incelenmiştir.

Bilançoda görüldüğü gibi aktifler toplamı 670.000 TL’dır. İşletme varlıklarının (aktiflerinin) görüldüğü gibi %64 civarında bir bölümü öz kaynaklarla finanse edilmiştir. Geriye kalan tutar ise kısa, orta ve uzun vadeli krediler vasıtasıyla elde edilmiştir. Bu aşamada, “acaba işletme ister yatırım isterse işletme dönemi finansmanının ne kadarını öz kaynaklardan sağlamalıdır?” sorusu akla gelmektedir. Bu soruya kesin bir yanıt verme olanağı yoktur. Ancak genellikle öz kaynak oranının hayvancılık işletmeleri için en az %50 ve üzerinde olması önerilmektedir. İşletmenin ihtiyaç duyduğu sermaye, işletmeye iki yoldan sağlanmaktadır. Bunlar; işletme kurucuları tarafından getirilen kaynaklar, sermaye piyasasından sağlanan kaynaklardır. Kurucular kendilerine ait ve işletmenin üretim amaçlarına yönelik varlıklarını, işletmeye ayırarak sermaye oluşmasına katkıda bulunurlar. Kurucular tarafından sağlanan sermaye; para, arazi, bina, makine, canlı hayvan materyali gibi maddi unsurları içermekte, marka (isim hakkı), patent veya şerefiye hakkı gibi maddi olmayan değerlerde buna dâhil olabilmektedir.

Sermaye piyasasından, işletme finansmanı için yararlanmada genellikle iki yol bulunmaktadır. Bunlar, hisse senetleri ve tahvillerdir. Sermaye piyasası, ülkemizde önemli bir gelişme süreci içerisinde olan bir piyasadır. Bankalar sermaye piyasasına dahil kuruluşlar arasında bulunmaktadır. İşletmeler, finansman ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla gerekli kaynağı toplamak için hisse senedi çıkarırlar. Hisse senetleri ada yazılı ve hamiline (taşıyana) yazılı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Öte yandan, imtiyazlı hisse senetlerinden de bahsedilebilir. Tahviller ise hisse senetlerinin dışında, işletmelerin finansman gereksinimini karşılamak için sermaye piyasalarına sunulurlar. Tahviller, işletmeler açısından uzun vadeli bir finansman kaynağı konumundadır. Tahvillerle hisse senetlerini birbirinden ayıran farklılıklar bulunmaktadır. Örneğin; tahvil ihraç eden işletme kâr etsin veya etmesin, taahhüt ettiği belirli bir faizi vadesinde tahvil sahibine ödemek zorundadır. Tahvil sahibi, itfa tarihinden önce elindeki tahvili çıkaran işletme veya firmaya veremeyeceği gibi itfa tarihinden sonra da ana para ve faizi almak zorundadır. Oysa hisse senetlerinde durum daha farklıdır. Hisse senetleri aynı zamanda bir işletmenin hukuki ve mali sorumluluğuna ortaklık demektir. Bu çerçevede hisse senedi sahibi, işletmenin kâr ettiği dönemde hissesi oranında kâr almaktadır. Zarar ettiği durumda da hissesi oranında zarara iştirak etmek zorundadır. Tahvil çıkarılmasının işletme açısından banka kredilerine göre ise belirli üstünlükleri bulunmaktadır. İşletme; tahvil ihraç etmek suretiyle, kredinin faizini ve vadesini bizzat kendisi tayin etmekte ve geri ödemeyi de en uygun zamanda yapabilmektedir. Oysaki banka kredilerinde kredinin şartlarını işletmeler değil, bankalar tespit etmektedir. Tahvillerin ne şekilde çıkarılacağı Türk Ticaret Kanunu ve sermaye piyasası kurullarınca belirlenmiştir.

Tahvil çıkarılmasında başlıca hükümler şunlardır;

• Anonim şirketler dışındaki diğer şirketler tahvil ihraç edemez.

• Kuruluş kanununda kendisine yetki verilen iktisadi kamu ve devlet teşekkülleri tahvil ihraç edebilir.

• Çıkarılan tahvillerin tümünün bedeli tahsil edilmedikçe, yeniden tahvil çıkarılamaz.

• Bir veya birkaç defada çıkarılan tahvillerin nominal (yazılı rakamsal) değeri, anonim şirketin ödenmiş sermayesi tutarını geçemez.

İşletme sermayesinin finansmanından görev alan diğer kuruluşlar, ticari bankalar ve yatırım bankalarıdır. Özellikle sermaye piyasasının az gelişmiş veya gelişmediği ekonomilerde, işletmelerin büyük çaplı yatırım finansmanları, bu yatırımcı bankalarca gerçekleştirilmektedir. Buna katkıda bulunan diğer fonlar ise satıcı kredileri, sosyal fonlar, ticari banka kredileri, sigorta şirketleri, devlet bütçesi ve diğer kaynaklardır. Daha önce de görüldüğü gibi, işletme sahipleri işletme finansmanının tamamını öz kaynaklara dayalı olarak sağlamaktan yoksun bulunmaktadır. Bazı durumlarda tahvil veya hisse senedi çıkarmak, bazı hallerde de krediye başvurmak gibi alternatiflerle karşı karşıyadırlar. İşletme finansmanının kredi kullanımı ile sağlanmasının başlıca faydaları şunlardır; İşletme kurucuları yeni ortak almak sureti ile işletmedeki insiyatifin ellerinden çıkmasını istemiyorlarsa, bu durumda en akılcı yol tahvil ihraç etmek veya bu yolla kredi sağlamaktır. İşletmenin kuruluş safhasında veya işletmenin faaliyete geçtiği dönemde, yeniden sermaye temininin, hisse senedi ihracı ile yapılması genellikle uzun ve zordur. Bu nedenle kısa sürede karşılanması gerekli finansman ihtiyacında krediye başvurmak en rasyonel olanıdır. Bir çeşit kredi olan tahvil ihracı ile tasarruf sahibine belirli bir faiz ödenmektedir. Banka kredilerinin faiz oranı, vadesi vb. şartları tahvil ihracı ile yatırımcılara ödenecek olan tutara göre daha uygun ise bu kredi tercih edilir. Krediye ödenen faizler bir gider veya masraf unsuru olduğundan, vergiye tabi gelirlerden düşülmesine imkan sağlamaktadır. Dolayısıyla işletme daha az vergi ödeme olanağı elde eder. Bugün modern ekonomilerde işletmelerin finansmanı, kaynaklar ve kullanım tablosu (fonların akım tablosu veya finansman programı) adı verilen tablolarla düzenlenmektedir.

Aşağıda verilen Tablo 6.2 ve Tablo 6.3’te örnek bir hayvancılık işletmesinin finansman programı ile aynı işletmenin proje yatırım tutarı tabloları gösterilmiştir.

Söz konusu hayvancılık işletmesine ait kaynaklar ve kullanımı tablosu, görüldüğü gibi iki kısımdan meydana gelmektedir.

a) Kaynaklar b) Kullanım

Kaynaklar bölümü yatırımı öngörülen işletmenin finansmanının nereden sağlanacağını gösteren bölümdür. Kaynakların öz sermaye ve yabancı kaynaklar olarak sınıflandırılması yapılırken aynı zamanda projenin gerçekleştirilmesinde termin planına göre planlanan döneme göre kaynakların işletme emrine ne zaman tahsis edileceğine tabloda yer verilmektedir. Yine kaynaklar bölümünde görüldüğü gibi işletme yatırım finansmanının yaklaşık %66’sı öz kaynaklara dayandırılmıştır. Uzun ve kısa vadeli krediler ise %34 civarında bir paya sahip bulunmaktadır. Kullanım bölümünde ise; aynı yıllar için sağlanan finansman kaynaklarının, hangi kalemler için harcanacağı belirlenmektedir. Dikkat edilirse gerek genel toplam, gerekse yıllara ait toplamlar olsun kaynaklar tutarı kullanım tutarlarından yüksek tutulmaktadır. Bu nedenle, kaynaklardan yıl içinde kullanılmayan miktarlar, “önceki yıldan devir” adı altında, diğer yıllara aktarılmaktadır.

Her işletme finansman programında olduğu gibi hayvancılık işletmelerinde de kaynaklar ve kullanım tablosu ile proje yatırım tutarı tablosu bir uyum teşkil etmelidir. Görüldüğü gibi kaynaklar ve kullanım tablosu bir finansman programından başka birşey değildir. Kağıt üzerinde yapılan finansman programı, uygulamada ise gözüktüğü gibi kolay gitmez. Ancak bu durum kaynaklar ve kullanım tablosunun önemini de azaltmaz. Proje yatırım tutarı tablosu görüldüğü gibi; açıklama, iç para, dış para ve toplam sütunlarından oluşmaktadır. Açıklama sütünunda projenin sabit yatırım tutarı 14 kalemden oluşmakta, işletme sermayesi ise 15. kalemi oluşturmaktadır. Proje yatırım tutarı tablosu görüldüğü gibi iç ve dış para olarak finansman programında yer alan toplam yatırım tutarına eşit olmalıdır.

Bir işletme kurulup üretim faaliyetine başlasada finansman konusu önemini korumaya devam etmektedir. Örneğin; işletme döneminde finansman yetersizliği büyük iddialarla kurulan ve faaliyete geçen bir işletmenin gereksinim duyduğu hammaddeyi temin edememesine, işçi ve memurunun maaşını ödeyememesine, dolayısıyla işletmenin faaliyetlerini ve üretimini durdurmasına neden olabilir. Bu ve buna benzer işletme sorunlarının yaşanmaması amacıyla, işletmenin faaliyet döneminde de finansman programları yapmak ve bunu eksiksiz uygulamak gerekmektedir. Diğer taraftan, bu tür sorunlarla karşılaşmamak ve işletme amacına uygun olarak üretimde ve sürümde etkinliği sağlayabilmek için, işletme dönemi finansmanının önceden iyi bir şekilde planlanması gerekmektedir. Aynen yatırım finansmanında olduğu gibi, işletme dönemi finansman programında da kaynaklar ve kullanım olmak üzere iki kısım bulunmaktadır. İşletme döneminde finansman programının hazırlanabilmesi için işletmenin yıllık işletme programı, proforma (tahmini) bilanço ve kâr-zarar tablolarının hazırlanmasına ihtiyaç bulunmaktadır. İşletme döneminde, finansman başka bir ifadeyle döner sermayenin temini önem taşımaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi, işletmenin toplam sermayesi, sabit ve döner sermaye olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan arazi, binalar, ahır ve ağıllar, makine ve teçhizat gibi unsurlar (patent dahil) sabit sermaye olup, işletmede devamlı kullanılan toprak hariç zamanla aşınan ve değerlerinden kaybeden unsurlardır. Buna karşılık hammadde, yardımcı madde, işletme malzemesi ve işçilik gibi üretimde bir defa kullanılan ve yok olan veya üretilen malın bünyesine doğrudan giren unsurlar vardır. İşte bu unsurlar ve bu unsurların temini için yapılan harcamaların finansmanı döner sermaye ile sağlanmaktadır. Aşağıda Tablo 6.4’te örnek bir hayvancılık işletmesi için döner sermaye kalemleri ve tutarları verilmiştir.

Döner sermayenin yapısı ve büyüklüğü, işletmelere göre farklılık göstermektedir. Örneğin; bir tekstil, otomobil, sigara, şeker vs. fabrikalarının döner sermaye ihtiyacı ve döner sermaye kalemleri ile mezbaha, süt fabrikası gibi hayvancılığa dayalı sanayi işletmeleri, sığır besi veya süt sığırcılık işletmelerinin döner sermaye kalemleri arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. İşletmelerin döner sermayesinin finansmanı daha çok kısa vadeli kredilerle sağlanmaktadır. Bunun yanında işletmede yaratılan fonlardan (birikmiş amortismanlar, yedekler) yararlanma yoluna da gidilmelidir.

Likidite: İşletme döneminde meydana getirilen fonların işletme emrine tahsis edilmesine likidite adı verilmektedir. Bu kapsamda, bir işletmenin yeterli likiditesi var demek, işletmenin kendi faaliyetlerine yetecek kadar kasasında ve banka hesabında parası ve paraya derhal çevrilebilecek iskonto ve alacak senetleri gibi kaynakları var demektir. Bir işletmede likiditenin ölçümünde çeşitli oranlar (ratio) kullanılabilir. Örneğin; işletmede cari likidite oranı, döner değerlerin kısa vadeli borçlara oranıdır. Bu oranın 1’den büyük olması arzu edilir. Bir işletmede likidite durumu en likidden en az likid olana doğru şöyle sıralanabilir:

• Para (kasa veya bankadaki),
• İskonto senetleri,
• Alacak senetleri,
• Tahviller,
• Hammadde,
• Yarı mamuller,
• İşletme malzemesi,
• Sabit kıymetle

İşletme ekonomisi açısından, üretim maliyetleri ve girdi tedariki konusu son derece önem taşır. İşletmede girdi tedarikindeki başarı ve etkinlik ile birlikte maliyetler kontrol altına alınarak, daha ucuz bir fiyat belirleme ve sürüm politikası izleme imkânı yaratılabilir. İşletme maliyetlerine hâkim olan bir üretim ünitesi, rakip firmalarla daha iyi rekabet edebilme ve dolayısıyla gelir ve kârını artırma olanağına da sahip olmaktadır. Diğer işletmelerde olduğu gibi hayvancılık işletmelerinde de maliyet konusu dikkatle izlenmelidir. Zira işletme, ürün satış fiyatına hâkim olmadığı gibi aynı alanda üretim yapan diğer işletmelerin fiyat rekabetiyle de karşı karşıya bulunmaktadır. Fiyat, işletme dışında oluşan ancak işletme kârlılığını önemli ölçüde etkileyen bir faktördür. Bu nedenle, işletme kendi inisiyatifinde olan maliyet unsurlarını (girdileri) kontrol altında tutarak, daha iyi bir fiyat ve satış politikası izlemelidir. Bu şekilde maliyetlerini denetim altında tutan bir işletme diğer firmalarla rekabet edebilmekte ve dolayısıyla kârını artırma olanağı bulmaktadır. Bu bakımdan diğer işletmelerde olduğu gibi hayvancılık işletmelerinde de üretim planlaması kapsamında maliyeti oluşturan masraf unsurları devamlı olarak izlenmeli, birim ürün maliyetleri ve satış gelirleri hesaplanmalı, işletme kârlılık ve verimlilik düzeyi araştırılmalı ve iyileştirilmelidir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s