Mükellef Hakları: Yardımcı Kaynaklar

Mükellef haklarını düzenleyen yardımcı kaynaklar, mükellef hakları bildirgeleri ve diğer idari düzenlemelerdir. Mükellef Hakları Bildirgesi; Vergi mükelleflerine; anayasa, kanun veya uluslararası sözleşme ile düzenlenen haklarını anlaşılır bir dille açıklamaya, özetlemeye ve kamuoyuna duyurmaya çalışan metinlerdir. Kanuni geçerliliği olmayan bu tarz belgeler birçok ülkede mevcut hukuki düzenlemelerin ilanı amacıyla kullanılır. Ancak bazı ülkelerde mükellef hakları bildirgesi, kanunlarla aynı geçerliliğe sahip olup vergi idaresinin mükelleflere karşı keyfi uygulamalarını engelleme amacı taşımaktadır. Mükellef haklarının açıklanmasında ülkeler arasında karşılaşılan bu farklılıklar; ülkelerin yasama ve yürütme gelenekleri, kültürleri ve idare anlayışının farklı olmasından kaynaklanır. Her ne şekilde yayınlanmış olursa olsun mükellef hakları bildirgesi, vergi ödeme süreci içinde mükellefin sahip olduğu hakları içeren bir belgedir. Günümüzde mükelleflere daha kaliteli ve profesyonelce bir vergileme hizmeti sunulması amacıyla mükellef hakları bildirgelerinde, vergi dairesinin mükellefe yönelik hizmetlerin standartlarını içeren hükümlere de yer verilmektedir.

Birçok ülkede vergi idarelerinin yöneldiği çözüm yollarından biri de mükellef haklarının korunması ve yükümlülüklerinin belirlenmesine yönelik ifadelerin yer aldığı mükellef hakları bildirgelerinin yayınlanmasıdır. Bu bildirgelerle, mükelleflerin sahip oldukları haklar konusunda bilgilendirilmesi ve bu temel hakların korunacağına dair devletin vermiş olduğu taahhütlerin yenilenmesini yararlı bir yöntem olarak görmek mümkündür. Ülkemizde de 2005 yılında vergi idaresinin Gelir İdaresi Başkanlığı adı altında yeniden yapılandırılmasından hemen sonra Şubat 2006’da “Mükellef Hakları Bildirgesi”ni yayınlamıştır. Bu bildirge kanuni statüde olmayıp sadece idarenin mükellefin hakları konusunda sistemli ve kısa bir beyanını içermektedir. Diğer İdari Düzenlemeler; Mükellef hakları ile ilgili açıklamalara sadece mükellef hakları bildirgelerinde değil, başka isimler altındaki idari düzenlemelerde de yer verilebilir. Dolayısıyla bu idari düzenlemeler de idare tarafından sağlanan haklar niteliğindedir. Mükellef haklarıyla ilgili düzenlemelerde, kanuni ya da idari bir yapıdan hangisinin tercih edileceği kültürel ve yasal faktörlerin sonucunda belirlenmektedir. Bunun yanında idari düzenlemelerin kanuni düzenlemelere göre çeşitli avantaj ve dezavantajları vardır. Bunların avantajları şöyle sıralanabilir:

• İdari düzenlemeler kanuni düzenlemelerden daha hızlı gelişmeye açıktır ve daha hızlı olarak uygulanabilirler.

• İdari düzenlemeler hızlı, kolay ve anlaşılır biçimde yapılabilirken kanun şekildeki düzenlemeler hızlı ve kolay yapılamaz.

• İdari düzenlemeler hizmetleri içermeye ve daha kapsamlı hakları düzenlemeye izin verirken, kanuni düzenlemeler buna uygun değildir.

• İdari düzenlemeler mükelleflerin ihtiyaçlarına göre gelişen hizmet anlayışına kolayca adapte olabilir iken kanuni düzenlemeleri değiştirmek zordur.

Buna karşılık mükellef hakları ile ilgili düzenlemelerin kanun şekilde yapılmasının avantajları şu şekilde belirtilebilir: mükelleflere farklı davranılması şüphelerini ortadan kaldırmakta, personelin katılımı tamamen sağlanmakta, mükellef haklarına uyumun sağlanması hızlanmakta, mükellef hakları açısından politik çıkarlara göre şekillenmeyen bir uzun ömürlülük söz konusu olmakta ve mükellef haklarının korunması güvence altına alınmaktadır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s