Türkler Türk Tanrısına İhanet Etti!

Din değiştirme, insanlık tarihi boyunca bireylerin ve toplumların yaşamlarında karşılaştıkları ve derinden etkilendikleri en önemli olaylardandır çünkü bir dine girmek ya da dinden çıkmak öncekinden çok daha farklı yeni bir yaşam tarzının benimsenmesi anlamına gelmektedir. Kişiler ve toplumlar için eskiden değer verdikleri ve günlük yaşamda önemsedikleri birçok kavram anlamını yitirirken bunların yerini başka ritüeller ve hedefler yer alır. Uygurların din değiştirmeleri sonucu savaşçılık yeteneklerini yitirmeleri ve yerleşik hayata geçmeleri bunun en iyi örneklerinden biri olmuştur. Tıpkı diğer Müslümanlar gibi Türkler de İslam’a geçince Araplaşmıştır.

Farklı coğrafyalarda İslam dinini kabul eden Berberiler, Acemler ve Kürtler gibi kavimler de bulunmaktadır. Kuzey Afrika’da yaşayan bir kavim olan Berberiler, önceleri tabiat güçlerine inanırken daha sonra Yahudilik ve Hristiyanlık inançlarını benimsemişlerdir. Berberiler, Emeviler zamanında İslâm’la tanışmadan önce, 400 yıla yakın Hristiyanlığın ve Roma Medeniyeti’nin etkisi altında yaşamışlardır. Emevilerin, Kartaca’yı fethi sonrası Berberiler İslamı kabul etmiştir. Berberiler sadece İslâmiyet’i kabul etmekle kalmamışlar; aralarına yerleşen müslüman Araplar’ın kültürünün etkisinde kalarak zamanla Araplaşmıştır. Berberîler’in İslâmlaşmasında çeşitli etkenlerin yanısıra Kur’an dilinin Arapça olması ve Arap kültürünün kendi kültürlerinden üstün görmesi ve Müslümanların Araplaştırma politikaları önemlidir.

Orta Asya bozkırlarında tarih sahnesine çıkan Türkler Gök Tanrı inancını benimsemişlerdi. Göçler, savaşlar ve ticari ilişkiler neticesinde Türk boyları zaman içerisinde farklı din ve inançları benimsemişlerdir. Tabgaçlar, Budizm’i; Uygurlar Maniheizm’i kabul etmişlerdir. Hazarlarda hakan ve ailesi Museviliği kabul ederken; Doğu Avrupa’ya göç eden Peçenekler, Avarlar Kumanlar, Bulgarlar ve Oğuzlar’ın bir kısmı (Gagavuzlar) Hristiyanlığı tercih etmiştir. İslamiyet haricindeki dinleri benimseyen Türk boyları zamanla millî benliklerini kaybettikleri düşüncesi de yalandır. Nasıl ki hristiyanlığı benimseyenler özünü kaybettiyse İslam’ı benimseyenlerde de özünü kaybetme durumları olmuştur. Kimine bu az tesir etmiş kimine ise çok tesir etmiştir. Türkler İslamiyet sayesinde mezhep kavgalarına bile girmiş, kendi öz kardeşine Ali’nin, Veli’nin, Muaviye’nin davası yüzünden kılıç çekmiştir.

Türklerin İslamiyeti kabulünde tamamen kılıç zoru olmadığı gibi Gök Tanrı ve İslam inancı arasında olduğu söylenen benzerlik etkili olmamıştır çünkü insanlar baskı ve zorlama ile düşüncelerini değiştirmeyecekleri (bazı ufak gruplar ve istisnalar dışında) gibi inançlarını değiştirirken de benzerlik arama gayreti ve çabasında olmazlar. Baskı ve zorlama ile olsaydı ilk fırsatta eski inançlarına dönmüş olurlardı ve Türk Tanrısına ihanet etmekten vazgeçerlerdi. Hâlbuki Türkler ortalama bin yıldan beri İslam dinine mensuptur. Benzerlik konusu etkili olsaydı Gök Tanrı inancıyla hiç benzerlik göstermeyen Budizm ve Maniheizm gibi dinleri benimseyen Türk boyları olmazdı. Nihayetinde din değiştirme çok daha derinlere giden ve farklı nedenleri olan bir kabulden ibarettir. Üstelik Türkler de İslamiyet’i çok kısa bir süre içerisinde benimsemiş değillerdir. Bazı boylar ve ufak Türk grupları kılıç zoru ile İslamiyete geçmiş, başka boylar Emevilerin ve Abbasilerin rüşvet politikası ile geçmiş, özellikle çoğunluğu oluşturan kısım ise siyasi nedenlerden İslam’a geçmiştir. Örneğin Selçukluların Kurultay toplayıp hangi dine geçelim diye tartışması ve bu tartışma sonucunda coğrafi açıdan İslam’ın daha çok Türklerin yararına olacağı düşüncesidir. Fakat öyle ya da böyle Türkler kendi öz dinlerine ve Türk Tanrısına (Gök Tengri) sırt çevirmiştir. Araplar ise kendi Tanrısına ihanet etmedi. Sadece dinlerindeki Allah sayısını teke düşürdüler ve en büyük ilahlardan biri olan El-İlah (Allah’ı) baş Tanrı yaparak dinlerini tekleştirdiler. Kültür yine aynı kültür olarak kaldı. Sözde putperestliği kaldırdılar fakat kabede taşın etrafında dönmeye devam ettiler. Cahiliye döneminde kullandıkları isimleri kullanmaya devam ettiler. Ali Müslüman olmadan önce de Ali idi. Herkes aynı adını kullanmaya devam etti. Türkler ise ilk fırsatta kendi güzel Türk adlarını değiştirip Arap adları aldılar. Kendi törelerini hiçe saydılar.

Her şeye rağmen Tengri Türkleri yalnız bırakmadı, ne olursa olsun onları korudu kolladı fakat bir yere kadar… Türkler her geçen gün özünü unutmaya ve mankurtlaşmaya devam etti. Şimdi ise Türkler inandığı dinler çoğaldı. Mesela bunlardan biri Futbol dini. Futbol külüplerine tapanlar. Partilere ve parti liderlerine tapanlar… Ünlülere tapanlar… Saymakla bitmez. Ufacık kız çocukları Kore Pop yıldızlarına secde edip ülkeden Türkiye’den kaçıp Kore’ye yerleşmeye çalışıyor. Türklük günden güne eriyor. Türk Tanrısı Türklere çok kızgın. Türkler özünü unutup mankurtlaşmaya devam ediyor. Bir taraf Araplaşıyor diğer taraf Yunanlaşıyor.

Bu kadar büyük bir öz kayıptan, mankurtlaşmadan ve çöküşten sonra ne olacak?

Türk ırkı nasıl yükselecek? Türk Irkının biricik kılavuzu ne olacak?

“Türkler Türk Tanrısına İhanet Etti!” üzerine bir yorum

  1. Cevaplayayım, Tigir:Er Düşünce Sistemi Türk ırkının biricik klavuzu olacaktır. Demokrasi yok! Merhamet yok! Barış yok!
    Çünkü barış korkaklara göredir.
    Davam, Onurum, Sadakatim!

Bir Cevap Yazın