Mikotoksinlerin Tanı ve Kontrolü

Mikotoksinlerin tanısında (teşhis) olayla ilgili alınacak bilgiler (anamnez), etkilenen hayvanlardaki klinik bulgular, inceleme ve soruşturma ile histopatolojik inceleme kabaca bir fikir verir, ancak mikotoksin analizi yapan bir laboratuarda şüpheli yem ve yem hammaddesi örneklerinin analiziyle kesin tanıya gidilir. Mikotoksinle zehirlenmlerde tedavi genellikle etkisizdir. Bu nedenle koruyucu önlemler; yani yem hammaddeleri, yemler ve gıda maddelerinin uygun şartlarda üretilip, depolanması gerekir. Mümkün olduğunca yem hammaddeleri ve yemlerin iyi kurutulmuş olması, kuru ve iyi havalandırılan ve zeminle teması kesilmiş ortamlarda saklanması gerekir. Yem ve hammaddelerinde oluşmuş mikotoksinlere karşı pek çok yöntem bulunmakla birlikte pratikte uygulanabilecek yöntemler arasında toksin bağlayıcıların bu yemlere katılması ya da mikotoksin içeriği düşük olan yemlerle bu yemlerin karıştırılarak toksin içeriğinin azaltılması sağlanabilir. Mikotoksin içeriği çok yüksek yem ve yem hammaddelerinin imha edilmesi gerekir. Ancak, yem ve gıdalardaki mikotoksinlerin azaltılması, ortadan kaldırılması için çeşitli yöntemler de bulunmaktadır; bunlar; fiziksel, kimyasal ve biyolojik yöntemler olarak sınıflandırabilir.

Fiziksel Yöntemler

Fiziksel yöntemler olarak mekanik işlemler, dansite ayrımı, termal (ısı) yolla inaktivasyon ile ışık (UV) ve ışın işlemler etkili şekilde uygulanabilmektedir.

• Mekanik işlemler: Tane yemlerde mikotoksinlerle kontamine olan kısmın temiz kısımdan fiziksel olarak ayrılması ile toksin düzeyi azaltılabilmekle beraber bu yöntem mikotoksinle bulaşık tanelerin tamamen ayıklanamama ihtimali ve işlem sırasında temiz tanelerin de uzaklaştırılabilmesi riski nedeniyle çok pratik bir uygulama değildir.

• Dansite ayrımı: Mikotoksinle kontamine olmuş tane ve yağlı tohumların değişik yoğunluktaki çözeltilerde (NaCI gibi) yüzdürülmesi ile ayrılması esasına dayanmaktadır. Yapılan araştırmalar özellikle aflatoksin içeren tahıl tanelerinin normal tanelerden daha düşük yoğunluğa sahip olduğunu göstermiştir.

• Isı uygulaması (termal yol): Saf ve susuz şekildeki atlatoksinlerin, ergime noktalarına kadarki sıcaklıklara dayanıklı oldukları bilinmektedir. AFB1 kuru havada dayanıklıdır; ergime noktası 260oC’ dir ve 269oC’ de yıkımlanır. Yerfıstığı ve mısır yağlarında 250oC’ye kadar AFB1 miktarında değişiklik meydana gelmeyebilir. Rafine edilmemiş yer fıstığı yağları 250oC de 10 dakika ısıtıldıklarında AFB1 miktarı %96 azalmakta; 160oC’de 30 dakika kavrulan yer fıstıklarında ise 100 ppm’den 5 ppb’ye düşmektedir. Yemlerde atlatoksinler bakımından önemli bir kirlenme kaynağı olan mısırda, 145-165oC’de kavrulma işleminden sonra AFB1 yoğunluğu %40-80 azalmaktadır. Doğal olarak bulaşık mısırlarda AFB1’in %28’i haşlama ve yağda kızartma işleminden sonra parçalanmaktadır. Aflatoksinle beraber diğer mikotoksinlerin de sahip oldukları ısıya dayanıklılık özellikleri nedeniyle suda kaynatma ya da otoklavdan geçirme gibi uygulamalarla ancak kısmi olarak yıkımlanabilmektedir.

• Işık ve ışın işlemler: Atlatoksinlerin yıkımlanması amacıyla ultraviyole ışık (UV) ve güneş ışığı da kullanılmaktadır. Bu durumda solar yıkımlanmaya karşı hassas olan furan halkasında değişiklikler meydana gelir ve çift bağda açılma şekillenir. UV ışınların kullanılması sonucu, atlatoksin molekülünde kopmalar meydana gelerek, 12’nin üzerinde yıkımlanma ürünü oluşur. Gama ışını toksijenik A. flavus dahil pek çok mikroorganizmayı başarı ile elimine edilebilmektedir. Gama ışınlama işleminin mikotoksin etkenleri yanında oluşan mikotoksinlerden de özellikle deoksinivalenol, zearalenon ve T-2 toksin miktrarlarını önemli derecede azaltabilmektedir.

Kimyasal Yöntemler

Başlıca amonyak uygulanması, ozon uygulanması (ozonizasyon) ve adsorbanların kullanılmasıdır. Ancak, klorlaştırıcı maddeler (sodyum hipoklorid, klordioksit, gaz halindeki klor), oksitleyici maddelerden hidrojen peroksit, sodyum bisülfit ve hidrolitik maddeler (asitler ve alkaliler)’de kullanılabilmektedir.

• Amonyak uygulanması: Depolama şartlarının iyi olması ve kurutma olayına dikkat edilmesi durumunda, amonyaklama işlemi aflatoksin miktarlarından önemli düzeyde azalmaya neden olmaktadır. Ancak uygulaması pahalı bir yöntemdir ve uygulanan ürünlerde renk değişikliği ve keskin bir kokuya sahip olduğu için kısmen hayvan yemleri için kullanımı mümkün olabilmektedir.

• Ozon uygulanması (ozonizasyon): Ozon, atık suların dezenfeksiyonu ve gıda endüstrisinde bakteri, virüs ve protozoonlara karşı antimikrobiyal olarak kullanılan üç atomlu oksijen (O3)’dir. Güçlü oksitleyici etkisi nedeniyle mikotoksin üreten mantarların (küflerin) gelişimini engelleyebilmekte ve mikotoksin miktarlarını da azaltabilmektedir.

• Adsorbanların kullanılması: Adsorbanlar bağlayıcı özellikleri nedeniyle yemlerdeki mikotoksinleri bağlayarak (kimyasal bileşik oluşturarak) mikotoksinlerin barsaklardan emilmeden dışkıyla dışarı atılmasını sağlayan maddelerdir. Toksin bağlayıcı olarak aktif kömür (tıbbi kömür), alüminosilikatlar (HSCAS/hydrated sodium calcium aluminosilicate, kil, bentonit, montmorillonit, zeolit, filosilikatlar gibi), kompleks sindirilmeyen karbonhidratlar (glikomannanlar, selüloz, maya hücre duvarı polisakkaritleri, peptidoglikanlar gibi) ile sentetik polimerler (kolestiramin, polivinilpirolidon gibi) kullanılabilmektedir.

Biyolojik Yöntemler

Yem ve yem hammaddelerinde bulunan mikotoksinler bazı bakteri, mantar veya mayalar (Phenylobacterium immobile, Gliocladium roseum, Saccharomyces cerevisiae gibi)) tarafından yıkımlanabilmektedir.

Bir Cevap Yazın