Etiket arşivi: islamiyet

İlk Diyanet İşleri Başkanı: Rıfat Börekçi

İlk Diyanet İşleri Başkanı: Rıfat Börekçi

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Diyanet İşleri Başkanıdır. 29 Kasım 1860 yılında Ankara’da doğdu. İlk ve orta tahsilini Ankara’da yaptı. Arapçayı ve İslâmî ilimleri İstanbul’da Beyazıd Dersiâmlarından Atıf Bey’den okudu ve icazet aldı. Daha sonra tekrar Ankara’ya döndü ve Fazliye Medresesi’nde müderris olarak göreve başladı. Birçok talebe yetiştirdi ve icazetler verdi. İlk memuriyetine Ankara Fazliye Medresesi’nde müderris olarak başladı. 10 Ekim 1898’de Ankara İstinaf Mahkemesi azalığına getirildi. 25 Kasım 1908 tarihinde de Ankara Müftüsü oldu. Ayrıca 1911 yılında bir süre Sivrihisar Kaymakamlığı görevini de vekâleten yürüttü.Milli Mücadele’nin ilk günlerinde Ankara’da “Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”ni kurdu ve bu cemiyetin başkanı oldu.Yokluklar içerisinde düşmanla mücadeleye hazırlanılan o karanlık ve acı günlerde Mustafa Kemal Paşa ile birlikte çalıştı ve maddî-manevî büyük hizmetlerde bulundu.Bu çalışmaları sırasında İstanbul Hükümeti tarafından âsi kabul edilip, Ankara Müftülüğünden azledilerek (1920) idama mahkûm edildi. Ancak Ankara Hükümeti Rifat Efendi’yi derhal müftülük görevine iade etti. Altı ay Muğla(Menteşe) Mebusu olarak TBMM’de çalıştı. Ancak müftülük görevini tercih ederek 27 Ekim 1920’de Mebusluktan ayrıldı. 23.12.1922- 30.03.1924 tarihleri arasında Şer’iye Vekâleti Heyet-i İftaiye azalığında bulundu.04 Nisan 1924 tarihinde başladığı Diyanet İşleri Başkanlığı görevini,vefat tarihi olan 5 Mart 1941 tarihine kadar sürdüRahmetle saygıyla anıyorum, ruhları şad olsun.

İslam Medeniyeti Kavramı Ne Zaman Ortaya Çıktı?

İslam medeniyeti gibi bir kavram düpedüz 19. yüzyılın icadı. Hem de batılı oryantalistlerden çok doğuluların benimsediği bir icad. Joseph Hammer bu kavramı hemen hiç kullanmaz, ondan önce Giambattista Toderin ve hatta Dimitri Cantimir de kullanmaz. Sonraları Gibb ve bazıları bu kavrama bulaşmağa başlar. Brockelmann «İslam kavimlerin Tarihi»nden söz eder, ama İslam kültürü ve edebiyatı gibi deyimlerden uzaktır : Arab edebiyatı, Arab kültüründen bahseder ve onları inceler.

Hegel 19. yüzyıl başında «Doğu dünyası>> der, doğu salt İslam değildi onun için. Doğu dünyası nihayet göreli bir coğrafya çizgisidir; Avrupanın doğusundaki tüm toplumları kapsayan, bir dünya… Rönesansdan beri Avrupa Akdenizin doğusuna karşı yoğun ve ciddi bir ilgi duymuştur, Ama Avrupada İslam bugünkü anlamda değil, olduğu gibi din olarak anlaşılan bir kavramdır. Müslümanlardan ve İslamdan sözedildiğinde, bazen Arap , çoğunlukla. Türk sözkonusudur. 17, 13 ve 19, yüzyıl başının orientel denen dünyası Avrupanın doğusuydu. Aydınlanma düşünürleri içinde Voltaire İslam için olumlu yargılamalarda bulunan biri. Voltaire, Doğuda despot yönetimin varlığını ve özgür sanatın bulunmamasın islamla değil, eski Yunan kültürüne uzak kalmak ve semitik kültür çevresinin kalıplarını benimsemekle açıklar.

18. yüzyılın İngilteresi Fransız aydınlanmasından daha soğukkanlıdır. Simon Ockley History Of The Saracens’ini yazarken uygarlığın bu dönemine soğukkanlılıkla bakar. Ünlü Edward Gibbon ise, dünya uygarlığına katkıda bulunan İslamdan ve islam tarihinden sözeder. Böylece olumlu betimlemeler olumsuz betimlemeler ile varoldu.

Kaynak: İlber Ortaylı

Muz Yedi Diye 2 Yıl Hapis Cezasına Mahkum Edildi!

Mısırlı bir din adamı erkek cinsel organına benzediğini belirttiği muz, kabak gibi yiyecekleri kadınlara yasakladı!

Mısır’da yayımlanan el-senousa gazetesine konuşan bir din adamı, kadınların muz, kabak, salatalık gibi yiyeceklere dokunmasını yasaklayarak komik bir olaya imza attı. Bu tarz yiyeceklerin erkek penisine benzediğini ve şehvet uyandırdığını söyleyen Mısırlı din adamı, Din bunları yemek isteyen kadınların eşlerinden yardım almaları gerektiğini meyve ve sebzeleri erkeklerin kesmesi gerektiğini belirtti. Aksi halde kadın bu yiyecekleri ellerse günaha ve cehenneme gireceğini belirtti. Bunun sonucunda ise Shaimaa Ahmed isimli kadın şarkıcı da, klibinde şehvetli bir şekilde muz yedi diye 2 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

2021 TYT Din Kültürü Kaynak Önerileri

Öncelikle TYT sınavı bizim soru sorma şekillerini kestirmemizin zor olduğu bir sınav. Bu nedenle bana göre, her dersten ortalama 2 – 3 kitap bitirilmeli. Bu 3 kaynağın benzer olmaması sizin için daha iyi. Dediğim gibi alanınızdan bağımsız olarak TYT çalışırken her dersten kesinlikle 2-3 güncel kitap bitirmenizi öneriyorum. Ne kadar soru görürseniz TYT’de o kadar rahat edersiniz. Farklı zihinler size hem ilham verebilir hem de yeni yeni soru çözme yöntemlerini öğrenirsiniz mantığını da oturtmuş olursunuz. Ben birkaç kez TYT’ye girmiş biri olarak ve dersine göre, TYT’ye en uygun bulduğum kitapları aşağıda belirttim.

  1. Bilgi Sarmal TYT Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi Soru Bankası

Din Kültürü için faydalı bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Zaten Bilgi Sarmal da kaliteli yayın. Düzey olarak Orta Düzey Kaynak. Fiyat: 16 TL

2. Kapsam Yayınları TYT AYT Din Kültürü Soru Bankası

Kitabın sayfa sayısı fazla olmaması sebebiyle, bir an evvel konuları halledip kitap bitirmek isteyenler için çok uygun. Ayrıca fiyatı da çok iyi. Zaten biz YKS çalışanlar genelde bu derste vs fazla para harcamayı mümkün olan en uygun kitapları almayı seviyoruz. Düzey olarak Orta Düzey Kaynak. Fiyat: 7 TL

3. Benim Hocam TYT AYT Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi Soru Bankası

TYT AYT birlikte halletmek isteyenler için çok uygun bir kitap. Güzel sorular var. Ayrıca Benim Hocam kanalından Din Kültürü videolarını izleyerek beraber ilerletmenizi öneririm. Düzey olarak Orta – Zor Düzey Kaynak. Fiyat: 20 TL

4. Yayın Denizi TYT AYT Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi Soru Bankası

Yayın Denizi son zamanlarda kalitesini belli eden yayınlardan. Soruları da öyle kolay değil. Düzey olarak Orta – Zor Düzey kaynak. Fiyat: 15 TL

5. Palme YKS TYT AYT Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi Soru Bankası

Palme gerçekten Din Kültürü’nde de çok kaliteli bir yayın. Yanlarında notlar bulunması ile iyice pekiştiriyor. Soruları çözmek zevkli. Bu kitap stoklarda devamlı bitiyor. Olduğu zaman kaçırmayın derim. Düzey olarak Orta – Zor Düzey Kaynak. Fiyat: 13 TL

Seks Yaparak Zayıflayın

Seks Yaparak Zayıflayın

Seks yaparak zayıflamak mümkün. İnsanın seks yaparak kilo verebilmesi, bilimsel olarak ispatlanmış bir gerçek. Sevişirken, özellikle kadınların çok kalori harcadıkları, böylece hızla zayıfladıkları, tıbben kabul edilmiş bir durumdur. Bu konuda bilim adamları, “Aktif seks, sevişerek zayıflamanın en iyi yolu” tespitinde bulunacak kadar da iddialılar. ”Aktif seksle, zayıflamanın yolu” şöyle: Sevişmeye “ön sevişmeyle” başlamak ve basit striptiz hareketleri uygulamak oldukça yararlı. Sevişmenin içine basit striptiz hareketleri eklemek, sevişirken harcanan kalori miktarını da en üst seviyeye çıkartıyor. Çünkü striptiz eklenen bir gecelik sevişmede, toplam 400 kalori yakılıyor. Uzun bir “ateşli öpüşme” nin yaşandığı sevişmede, ilişki sonunda 325 kalori harcanmış oluyor. Ayakta seks yapmak, daha çok kalori harcatıyor. İnsan yatakta seks yaparken ortalama 250, ayakta ise ortalama 400450 kalori yakıyor. En çok kalori ise, oral seks yapılarak harcanabiliyor. Oral seks yaparak orgazmı yaşamak ise, ekstradan 100 kalori yaktırıyor. Bilimsel verilere göre; haftada sadece üç kez seks yapmak, bir yılda 15 bin kalori yakılması anlamına geliyor. Bu ise, 240 kilometrelik bir koşuda harcanan enerjiye eşit. Bu rakam insan bedeniyle karşılaştırıldığın

Elleri Açıp Dua Etmenin ve Amin Kelimesinin Kökeni

Elleri Açıp Dua Etmenin ve Amin Kelimesinin Kökeni

M.Ö 7. Yüzyılın başlarında yaşayan Asur Kralı 2. Sargon, savaşa gitmeden önce Ay Tanrısı Sin’e el açıp dua eder ve dua sonunda elini yüzüne sürerdi. İşte bu el açmanın nedeni ay ışığını eline doldurarak ışığın içinde olduğu düşünülen koruyucu ve kutsayıcı güçleri avuçlarında toplayarak yüzüne sürüp vücuduna aktarmaktı. Tüm enerjiyi vücuduna aktaran Sargon, bu sayede çok güçlü olacağına ve Tanrısının onu koruyacağına inanıyordu. Günümüzde de ay kültü dinlere de yansımış ve halen uygulanmaktadır ama kimse bunun detaylarını bilmemektedir. Camilerde kullanılan ay şeklinde ki alemler de bu kültün devamıdır… İslamiyet’deki Dua etme metodu İkinci Sargon’dan kalmadır. Yine aynı şekilde İslam dininde dua ettikten sonraki amin sözcüğü de Mısır Kralı Amon’dan gelmektir. Amin, karısı Mut ve oğulları Khensu Theban kabilesinin kutsal insanlarıydı. Isa’dan önce 1550-1070 yıllarında Thebesin Mısırın başkenti olduğu dönemde Amon (ya da Amin)’un önemi Mısırda gittikçe arttı ve sonunda Amin, Adı dini törenlerde yüksek sesle söylenen Mısırın baş Tanrısı veya “ tanrıların kralı” oldu. İsmi de Âmin Ra ya da Amon Ra olarak değişti. Yahudilerin o bölgede köle olarak yaşadığı ve 400 yıl sürdüğü tahmin edilen dönemde Âmin kelimesinin önce Yahudi diline, oradan da Hristiyanların ve Müslümanların (Arapların) diline girdi. Kelime Kur’anda yer almaz ve İslama girişinin Muhammed’in ölümünden 2-3 asır sonra yazılmış olan hadis kitapları ile gerçekleştiği ifade edilmektedir.