Site icon Türkçe Malumatlar

Dişilerin ikinciliği Üzerine

Tiger, “kümelenen erkekler”den söz ederken, yoğun çağdaş işçi sınıfını oluşturan örgütlü ve örgütsüz dev erkek kümelerini anlatıyor değildir. Böyle olsaydı. giderek artan sayıları, aynı iş gücü kolunda erkeklerin hemen hemen yarısına varan “kadın kümelerinden” de söz etmek durumunda kalacaktı. Böyle bir olguya onun, kadınların “ne yazık ki” erkek bağlaşanlarda bulunan dirimbilimsel altyapıdan yoksun bulunmaları nedeniyle kümelenme yetisi göstermedikleri savında pek yer bulunamayacaktır. Gene böyle bir anlatım, yazarın, kadınların parasal destek, cinsel ilişki kurma açısından ve üretkenlik için gerekli eş olarak erkeklere son derece bağımlı oldukları, öyle ki, öteki kadınlara karşı kolaylıkla birer “grev kıncı” rolünü yüklendikleri savının doğru olmadığını ortaya koyacaktı (s. 272). Tiger, kör kör parmağım gözüne ortada olan, kadınların bir araya gelmesi ve emek savaşımlarında birlikte savaşmaları olgusuyla ilgili güçlüklerden sıyrılmak için bütün bir anamalcılık dönemini küçümsemektedir. Zaten anamalcılık daha iki yüz yaşında, diye düşünüyor, bu da “milyonlarca” yıllık avlanma etkinliklerine kıyasla hiç de önemli değil. Nitekim Tiger, “erkek kümeleri”nden söz ederken, o ışıl ışıl yanan görkemli Avcı Erkek simgesini anlatmaktadır. “Avlanma, insan türüne egemen olan etkinliktir,” diye yazıyor. “Çoğu insanlar -son birkaç binyıl dışında- çoğu zaman hayvanlarla ortak yaşadıklarının bilincinde olarak varlıklarını sürdürmek zorunda kalmışlardır” (s. 216).

İnsanbilimci Tiger, avlanma-toplayıcılık çağının sekiz bin yıl kadar önce sahneden çekilmeye başladığı ve o evrede avcılığın “zorunlu” bir uğraş olma niteliğini yitirdiği ve sonunda bırakıldığı olgusunu kurnazca bir kenara atıyor. Tarım ve hayvancılığın gelişmesiyle insanlar daha üst düzeyde uğraşlar edinmiş, çiftçilik, çobanlık ve el zanaatları üretimiyle uğraşmaya başlamışlardır. Artık hayvanlarla yeni bir “ortaklaşma” başlamıştır; yemek üzere hayvan avlama, bir spora indirgenmiştir. Ama Tiger, bir kez primat olan canlıların her zaman için primat sayılacağı yönündeki görüşüne uygun olarak bir kez avcı olan canlıların hep avcı olduklarına inanıyor. Her iki görüş de, yazarın ana savı olan Erkek Avcı yani Üstün Hayvan, kadınsa yavrulayıcı yani ikincil yaratıktır önermelerine tam tamına uygun düşmekte. Tiger, bu savı geliştirmede, kadınların çocuk doğurma işlevleri ve onları iktisadi açıdan erkeklere bağımlı kılan, çocuk odasıyla mutfağa sımsıkı bağlayan yetersizlikleri nedeniyle engellenmiş bulunduklarını öne süren olağan erkek bakış açılı görüşü, kendi yapay gerekçeleriyle süsleme yoluna gitmiştir.

Tiger söz konusu görüşlere kadınların, erkek cinsi çalışmak, eğlenmek ve siyasal etkinliklerde bulunmak için gerekli üstün yapı ve zekayla donatan egemenlik kurma ve saldırganlıkta bulunma itkilerinden yoksun bulunduğu savını eklemektedir. Tiger, bu savını desteklemek için primatlarda görülen “cinsel iki şekillilik”ten yani cinsler arasındaki doğal ayrılıklardan dem vurmaktadır. Bazı maymun cinslerini kendisine örnek olarak seçen yazar, “gerek babuin ve gerek makak erkekleri son derece saldırgandır ve egemenlik kurma konusunda yoğun bir istek beslemektedirler,” demektedir. Oysa dişi primatlar, birbirlerine saldırmaksızın, bir diğerini öldürmeksizin “ufak tefek kavgalarla” yetinmektedirler (s. 35, 37). İşte bu “ikişekillilik” erkeklerle dişileri birbirinden ayırmaktadır. Hayvanlar dünyasında cinsler arasındaki en belirgin ayrılıklardan birinin erkek hayvanın saldırgan ve egemen olma eğilimi gösterme özelliğini taşıması olduğu ve bunun salt babuinlerle öteki primatlarda değil, tüm memeli türlerinde göründüğü doğrudur. Ancak bu, Tiger’ın sunduğu gibi geçerli bir özellik değildir. Doğanın kör yasalarına göre erkekler, öteki erkeklere karşı kavgacı bir davranış sergilemekte, dişiler kümesinde egemen bir konuma sahip olma yolunda birbirleriyle rekabet içinde bulunmaktadırlar. Böyle bir rekabette yalnızca birkaç erkek başarı sağlayacağına göre, geri kalanlar çok kısa ömürlü ve gereksiz yaratıklar olmaktadır. Bazıları söz konusu savaşımlarda öldürülmekte. bazılarıysa bağlanabilecekleri bir küme arayışı içinde ordan oraya dolaşan soyutlanmış “bekarlar” olarak kalmaktadırlar.

Exit mobile version