
Afrika Kıtası dünya arenasında, siyasette oldukça zayıf gözükse de dünyanın kara alanının %20 sini kapsayan büyük bir coğrafyadır. Kıtada bugün birbirinden farklı siyasi yapıya sahip 54 ülke var. Ancak denize kıyısı olmayan küçük bir ülke olan Ruanda’nın diğer Afrika ülkelerinden bir farkı var. Nüfusu şu an için 2021 yılında 13 milyondur. Başkentleri Kigali’de ise 1.5 milyon kişi yaşamaktadır. Ruan’da Avrupa kültürüne aşina bir ülkedir. Ruanda genelinde hakim olan din Hristiyanlıktır. Buna göre nüfusun %93,4’ü Hristiyan inancına göre yaşamını sürdürmektedir. Bu oran içerisinde katolik mezhebine mensup Hristiyanların oranı %49,5, protestan mezhebine mensup %39,4 ve diğer Hristiyan mezheplerine mensupların oranı da %4,5 düzeyindedir. İslamiyet ülke içerisinde en yaygın ikinci din konumunda olmasına rağmen nüfusun sadece %1,8’i islami inancına göre yaşamlarını sürdürmektedir.Bu iki dinin haricinde yerel dinlere inanan çok küçük bir toplulukta mevcuttur. Ruanda’da daha önce Kinyarwanda’nın (ana dil) yanı sıra sömürge döneminden miras kalan Fransızca ve İngilizce de resmi dil olarak kabul ediliyordu ancak geçen şubatta parlamentodan geçen yasayla Svahilice de bu dillere eklendi. Böylelikle ülkedeki resmi dil sayısı dörde çıktı. Ülkede nüfusun yüzde 5’inden azı Svahilice konuşuyor. İlgili karar, komşu ülkeler Kenya, Uganda ve Tanzanya ile entegrasyonun sağlanması için alındı. Yeni neslin neredeyse tamamının İngilizce konuştuğu Ruanda’da, özellikle Fransa’nın 1994’teki soykırımdaki rolünden dolayı halk Fransızca konuşmayı tercih etmiyor. Ülkesine bol bol yabancı yatırıncı çeken ve bu yatırımların gelmesi için otellere çok önem veren Ruanda, özellikle başkente çok lüks oteller yaptırıyor. Ruanda Afrika’da en yaşanabilir ülkelerden biri olarak görülüyor.
