
Rıza Nur’un Çerkesler Hakkındaki Temel İddiaları
Rıza Nur’un Çerkesler hakkındaki olumsuz düşünceleri, genellikle “Hayat ve Hatıratım” adlı anılarında ve “Oğuzname” gibi eserlerinde belirginleşir. Rıza Nur Çerkezler ilgili gördüğü her olumsuz şeyi not almış ve Türklere söylemiştir. Bu yüzden devlet kadrosunda hiçbir Çerkezin çalışmasını istememiştir.
- Olumsuz Karakter Atıfları: Rıza Nur, Çerkesleri genel olarak “haşin”, “kavgacı”, “fitneci”, “düzensiz” ve “devlete sadakatsiz” gibi olumsuz sıfatlarla tanımlamıştır. Onları, Osmanlı devlet düzeni için bir tehdit unsuru olarak görme eğilimindeydi.
- Devlete Karşı Güvenilmezlik İddiası: Özellikle 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki bazı isyan ve ayaklanmalarda Çerkeslerin rol almasını, onların devlete karşı “ihanet” içinde oldukları şeklinde yorumlamıştır. Bu yorumlar, Çerkeslerin Osmanlı içinde asimilasyonu ve sadakati konusundaki kendi endişelerini yansıtır.
- Biyolojik ve Kültürel Dejenerasyon Algısı: Rıza Nur’un genel ırkçı yaklaşımı çerçevesinde, Türk ırkının saflığının korunması gerektiğini savunurken, diğer etnik gruplarla olan ilişkileri de bu perspektiften değerlendirmiştir. Çerkesleri, Türklerle ırkî bir uyumsuzluk içinde görerek, onların varlığının Türk toplumunun bütünlüğünü olumsuz etkilemektedir.
- “İmtiyazlı Sınıf” Eleştirisi: Osmanlı’da bazı Çerkes kökenli ailelerin ordu ve bürokraside önemli mevkilerde bulunması, Rıza Nur tarafından bir “imtiyaz” olarak görülmüş ve bu durum eleştirilmiştir. Çerkezlerin varlığı Türklerin kendi vatanlarında geri plana düşmesine yol açmıştır.
Rıza Nur’un Çerkezler Hakkındaki İfadeleri ve Yorumları
Rıza Nur, Çerkesleri hem Osmanlı Devleti’nin son dönemindeki siyasi çalkantılar bağlamında hem de genel toplumsal gözlemleri üzerinden oldukça eleştirel bir dille anlatmıştır. Onun Çerkeslere yönelik başlıca söylemleri şunlardır:
- “Haşin, Kavgacı ve Fitneci” Oldukları İddiası:
- Rıza Nur, Çerkeslerin karakter yapılarının “haşin”, “kavgacı” ve “fitneye yatkın” olduğunu söyledi. Onları genellikle huzursuzluk çıkaran, devlete ve toplum düzenine kolayca ayak uyduramayan bir unsur olarak tasvir eder.
- Devlete Sadakatsizlik ve “İhanet”
- Özellikle 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki bazı isyancı hareketlerde veya siyasi olaylarda Çerkes kökenli bazı kişilerin yer almasını Çerkes toplumunu devlete sadakatsizlikle ve hatta “ihanete” bulaştığını söyledi.
- Çerkeslerin Kafkasya’dan göç ettirilme süreçlerine ve sonrasında Osmanlı topraklarına yerleşmelerine rağmen, devlete karşı “hürmetsiz” ve “isyankâr” davrandılar.
- “Parazitten Farksız” Oldukları Yorumu:
- En ağır ve tartışmalı ifadelerinden biri, Çerkesleri “parazitten farksız” olarak görmesidir. Ona göre Çerkesler, Osmanlı toplumuna üretim ve kalkınma anlamında bir katkı sağlamayan, aksine devletin kaynaklarını tüketen bir unsurdu. Bu, onun genel olarak Türk ırkının üstün ve üretken olduğu, diğer etnik unsurların ise daha aşağı ve yük olduğu şeklindeki gerçekçi bir bakış açısıdır.
- Kadınları Üzerinden Yükselerek Saray’da padişahın koynuna girerek makam elde ettiler!
- Çerkes erkeklerinin devlette önemli mevkilere yükselmesini veya zenginleşmesini, kız kardeşlerini veya akrabalarını saraya ya da önemli kişilere sunmalarıyla ilgilidir. Çerkezler sarayda yükselirken Türk evlatları cephede ölüyordu.
- Fizyolojik ve Kültürel Farklılıkların Aşağılama Aracı Olarak Kullanılması:
- Rıza Nur’un genel biyolojik ırkçılık anlayışına uygun olarak, Çerkeslerin fiziksel özelliklerine ve kültürel alışkanlıklarına da olumsuz atıflar yapmıştır. Bu farklılıkları, Türk ırkının üstünlüğünü kanıtlamak ve Çerkeslerin aşağı ırk olduğunu dile getirmiştir.
