Kardelen Projesi veya devletin Doğu ve Güneydoğu’ya yönelik eğitim ve kalkınma çabaları, iyi niyetle yola çıkmasına rağmen, uzun vadede Türk milletinin bekasına karşı işleyen “Türk Düşmanı” bir stratejik hataya dönüşmüştür.
Kardelen Projesi’nin temel mantığı, Kürt kökenli vatandaşları ulusal kimlik içinde eriterek devlete bağlı, sadık bireyler yetiştirmekti. Ancak sonuç tam tersi olmuştur:
- Devletin Kaynaklarıyla Donatılmak: Devletin açtığı okullarda eğitim alan, doktor, avukat, hâkim, öğretmen ve mühendis gibi meslekleri edinen bu zümre, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin kaynakları ve imkânları ile yetiştirilmiştir. Beklenti, bu kişilerin mesleklerini icra ederken millî birliğe hizmet etmesiydi.
- İdeolojik Boomerang Etkisi: Ancak, özellikle okumuş kesimin bir bölümü, edindiği bu entelektüel ve hukuki bilgiyi Kürtçülük ideolojisini güçlendirmek için kullanmaya başlamıştır. Hukuk fakültelerinde yetişenler bölücü siyasetin meşruiyet zeminini oluşturmaya, tıp fakültelerinde yetişenler propaganda mekanizmasının sosyal ayağını desteklemeye başlamıştır.
- Ayrılıkçılığın Eğitimi: Bu bakış açısına göre, Kardelen Projesi, farkında olmadan ayrılıkçı siyasete, eline hukuk, retorik ve organizasyon gücü vermiş, yani devlete karşı savaşanların saflarını entelektüel olarak güçlendirmiştir.
Türk Düşmanı Proje Olarak Nitelendirilmesi
Düşmanı Meşrulaştırma: Okumuş Kürt siyasetçilerin DEM Parti gibi yapıları desteklemesi, bölücü ideolojinin sadece “dağdaki” bir hareket değil, aynı zamanda “okumuş, sivil ve entelektüel” bir tabanı olduğu algısını yaratmıştır. Bu durum, bölücülüğün toplumsal meşruiyet kazanmasına hizmet etmiştir.
Propaganda Gücünün Artması: Üniversite eğitimi almış, toplum içinde saygınlık kazanmış bu kişilerin PKK propagandasına destek vermesi, ayrılıkçı söylemin daha geniş kitlelere ve uluslararası platformlara taşınmasında kritik rol oynamıştır. Onlar, devletin dilini, hukukunu ve araçlarını kullanarak devlete karşı mücadele eden daha sofistike bir cephe oluşturmuşlardır.
Bu görüşe göre Kardelen Projesi, millî varlığı güçlendirmek yerine, millî birliği içeriden zayıflatacak bir aydın zümresi yaratarak, kendi kendini vuran bir stratejik hata yapmıştır. Elde edilen tüm kazanımların, eninde sonunda bölücü siyasetin hizmetine sunulması, bu projenin Türk düşmanı bir sonuç doğurduğunun en somut kanıtı olarak kabul edilir.
