Site icon Türkçe Malumatlar

Yılmaz Özdil: AKP Yüzünden Devlet Sırları Açığa Çıktı!

• Türk Devleti böyle ihanet görmedi!

• Bülent Arınç’a suikast yalanıyla kozmik odaya girdiler.

• 125 milyon World dosyası ebadında devlet sırrı çalındı.

• Ordunun silah depoları imha edilirse, sivil silah depoları kimlerde olacak.

• Havalimanlarımız zarar görürse hangi otoyollar pist olarak kullanılacak.

• İşgalcilerin ilerlemesini önlemek için hangi demiryolları imha edilecek, hangi barajların kapağı açılacak.

• Hangi vatandaşlar göreve çağrılacak, kimlerin tekneleri kullanılacak, hangi barınaklar kullanılacak.

• Hangi kahve hangi park buluşma noktası olarak kullanılacak.

• Hangi doktorlar yeraltına alınacak.

• Hepsi çalındı.

• Türk tarihinde devletin nefsi müdafaasına böyle büyük bir darbe vurulmamıştı.

Devletin Kalbine Giren Gölgeler

2009 yılı… Türkiye Cumhuriyeti’nin en karanlık sayfalarından biri o yılın Aralık ayında açıldı. “Bülent Arınç’a suikast yapılacaktı” denilerek kamuoyuna bir hikâye servis edildi. Görünürde sıradan bir güvenlik olayıydı, ama perde arkasında çok daha derin bir operasyonun ilk adımı atılıyordu.

Bir otomobilde yakalanan iki subay, bir anda manşetlere “suikast timi” olarak taşındı. Gazeteler, televizyonlar, iktidar yanlısı kalemler aynı ağızdan bağırıyordu: “Ordu darbe hazırlığında!” Bu iddia, korku iklimi yaratmak için biçilmiş kaftandı. Ve o korku, en sonunda Türkiye Cumhuriyeti’nin “Kozmik Oda”sının kapısını açtırdı.

“Kozmik Oda” sıradan bir oda değildi. Devletin mahremi, ordunun en gizli belgeleri, iç tehdit analizleri, düşman listeleri, özel harekât planları… Yani bir anlamda Türkiye’nin beyni oradaydı. O beyne dokunmak, devletin damarlarını kesmekle eşdeğerdi.

Yılmaz Özdil bu olayı yıllar sonra “devletin kalbine saplanan hançer” olarak tanımladı. Haklıydı. Çünkü o gün oraya girilmesine sebep olan “suikast” iddiası, daha sonra bizzat soruşturma dosyasında çürütüldü. Ne bir saldırı planı vardı, ne de Arınç’a yönelik bir tehdit. Ama artık çok geçti. Kozmik Oda’nın kapısı kırılmış, devletin en derin sırları FETÖ’nün eline geçmişti.

Özdil’in de dediği gibi: “Bu bir hukuk skandalı değil, bir rejim operasyonuydu.” Çünkü o odadan alınan bilgiler, yıllar sonra ordu mensuplarına, devlet görevlilerine, Atatürkçü kadrolara karşı yürütülen davalarda delil olarak kullanıldı. Kozmik Oda sadece bir oda değil, Türk devletinin namusuydu. Ve o namus, “suikast yalanı”yla kirletildi.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, o olayın sadece bir istihbarat operasyonu olmadığı açıkça görülüyor. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin hafızasına yapılan bir saldırıydı. “Kozmik Oda’ya girdiler” cümlesi artık bir deyim gibi kaldı dilimizde, ama o cümlenin ardında çok daha büyük bir gerçek yatıyor: Devletin içi boşaltıldı, sırları çalındı, güven duvarı yıkıldı.

Yılmaz Özdil’in bu konudaki ısrarı boşuna değil. Çünkü o, bu olayın sıradan bir “geçmiş hatası” değil, bir dönemin bilinçli olarak yazılmış senaryosu olduğunu hatırlatıyor. O gün o odaya kimler girdiyse, bugün Türkiye’nin yaşadığı güvenlik zaaflarının, bilgi sızıntılarının ve kurumsal zayıflıkların sorumluluğunu da onlar taşır.

Belki de Yılmaz Özdil’in sözleriyle bitirmek gerekir:

“Kozmik Oda’ya girmek, devleti çıplak bırakmaktır. Bülent Arınç’a suikast yalanı sadece anahtardı, o kapı açıldığında Türkiye’nin geleceği çalındı.”

Exit mobile version