Bu geminin hikayesi, aslında bir kaza veya dramdan çok, mühendislerin “Neden olmasın?” diyerek kuralları yıktığı, sıradışı bir gemi tasarımının zaferidir.
Ramform Titan’ı ilk gördüğünüzde, zihninizdeki bütün gemi kalıplarını unutmanız gerekir. O, denizde süzülen uzun ve zarif bir araç değil, daha çok suyun üzerinde dengelenmiş devasa bir ütüye benzer. O kadar geniş ve küt bir kıç (arka) kısmı vardır ki, adeta denizi ikiye yarmak yerine onu ezerek ilerler.
Bu garip şekil, Norveçli denizcilik uzmanları tarafından kasıtlı olarak verilmiştir. Çünkü bu geminin işi, sıradan bir yük taşımak değil, denizin altını dinlemektir.
Ramform Titan, dünyanın en büyük sismik araştırma gemilerinden biri. Görevi, deniz dibindeki petrol ve doğalgaz yataklarını bulmak için ses dalgaları göndermek ve yansımaları kaydetmektir. Bu işi yaparken geminin zerre kadar sallanmaması, sabit kalması şarttır. İşte bu radikal geniş gövde, en fırtınalı havalarda bile gemiye inanılmaz bir denge sağlar.
Kıç kısmındaki o muazzam geniş alan, geminin asıl gücüdür. Buradan denize tam 24 adede kadar sismik kablo sarkıtır. Bu kablolar kilometrelerce uzanır ve denizaltındaki fısıltıları dinler. Titan, tek bir seferde bu kadar çok sensörü aynı anda çekebildiği için, diğer gemilerin aylar sürecek işini haftalar içinde bitirir.
Yani, Ramform Titan gemisi hikayesi; denizde estetikten vazgeçip, sırf işlevselliğe odaklanmanın ve bu sayede kendi alanında bir dev yaratmanın destanıdır. O, ne ikiye bölündü ne de bir felaket yaşadı; sadece modern deniz araştırmacılığının kurallarını baştan yazdı.
