Hayır, yıldız kayması dediğimiz o ışık şöleni, isminin aksine, gökyüzünden kopup gelen bir yıldızın kayması değildir.
Bu, aslında çok daha küçük, ama Dünya için çok daha yakın bir olaydır.
Gördüğümüz şey, çoğunlukla bir göktaşı (meteoroid) parçasıdır. Bu parçalar, Güneş Sistemi’mizdeki kuyruklu yıldızların veya asteroitlerin arkalarında bıraktığı toz ve kaya kalıntılarıdır.
Hikaye şöyle gelişir: Dünya, Güneş etrafındaki yörüngesinde dönerken, bazen bu toz ve kaya parçacıklarından oluşan bulutların içinden geçer. Bu parçacıklar, çoğu zaman bir kum tanesi kadar veya en fazla bir çakıl taşı büyüklüğündedir.
Bu ufacık parçacıklar, atmosferimize saniyede onlarca kilometre hızla girdiklerinde, havayla sürtünme o kadar şiddetli olur ki, parçacıklar aşırı derecede ısınır ve aniden parlamaya başlar. Gördüğümüz o parlak, hızlı çizgi, kayan yıldızın kendisi değil, o parçacığın atmosferimizdeki sürtünme nedeniyle yanıp buharlaşırken bıraktığı ışık izidir.
Eğer bu parlayan cisim, yere düşmeden tamamen buharlaşırsa, ona meteor diyoruz. Eğer atmosferi geçip yere sağlam bir şekilde ulaşabilirse, o zaman adı meteorit olur.
Yani o gördüğünüz anlık parıltı, evrenin derinliklerinden kopan dev bir yıldızın vedası değil, sadece Dünya’nın atmosferinde hızla yanıp kül olan ufacık bir kum tanesinin bize gönderdiği son selâmdır.
