Oytun Erbaş: ”Z Kuşağı Otistiktir” | Otizm Neden Arttı?
militaryscientist
Oytun Erbaş: ‘Z Kuşağı Otistiktir’
Oytun Erbaş, sürekli programlara konuk olan deneysel tıp uzmanıdır. Yine bir programda söylediği Z kuşağı gerizekalıdır söylemi ile geniş çevrelerce yankı buldu. Oytun Erbaş bunu gerçekten iyi biliyor ve gündem olmayı seviyor. Zaten bunu da kendisi yalanlamıyor. Birsürü söylediği bilgilerin yanında bu kadar açıklamalar da nazar boncuğu olsun dedirten cinsten.
Oytun Erbaş Neden Z Kuşağının Otistik Olduğunu Düşünüyor?
Fare deneyleri yapan ve özellikle otizm üzerine çalışan Oytun Erbaş, Z kuşağı yaş grubunda şu örneklerden yola çıkarak yorumda bulunuyor;
” Z kuşağı aynı şeyleri yapan, aynı hamburgeri yiyen, aynı bilgisayara aynı tuşlara basan, otistik faaliyet, stereotypik dediğimiz aynı şeyleri yapan bir nesil oldu. Şu anda Z kuşağı insanın beyinsiz olarak yaşayabileceğinin kanıtıdır. ”
– Deneysel Tıp Uzmanı Oytun Erbaş
Diğer röportajlarında kullandığı ifadeler;
Bence Z kuşağı otistik bir kuşak, tekrarlayan davranışları var, mesela sabahlara kadar bilgisayar oynayabilirler. Whatsapp’ta Chat yapabilirler, aynı tip gıdaları tüketiyorlar. ”Stereotypic” diyoruz biz bunlara.
Herhangi bir işte çalışmak istemiyorlar. Hep böyle hayal dünyaları var. Kendi dünyaları var.
Ben Youtuber olacağım, ben Influencer olacağım derler.
Bunların tamamı esasında ”Autistic behavior” dediğimiz hareketler.
Yani bunlarda otizm ne biliyor musunuz, davranış bozukluları var, kendi dünyaları var ve dış dünyadan siz ona müdahale edemezsiniz.
Elbette Z kuşağının tamamını kastetmiyor burada, Otistik bir patern oluştuğundan bahsediyor. Benim algıladığım kadarıyla Otistik Eğilimlerin arttığını demek istiyor.
Erbaş, Z kuşağı diye adlandırılan 1997–2012 doğumlular için:Z kuşağının tekrarlayan davranışlar sergilediğini,Sosyal medyada çok vakit geçirdiğini,Aynı tür yiyecekleri yemeyi tercih ettiğini,“Kısıtlı ilgi alanı” ve yineleyen davranışlara sahip olduğunu,bunların otizmde görülen bazı davranışlara benzediğini söyledi ve bunu “Z kuşağının tanısı otizmdir” şeklinde genelledi.
2) “Otizm hızla artıyor, 10 çocuktan 5’i otizmli olacak”
Erbaş, geleceğe dönük olarak:Otizm oranının artacağını,10 yıl içinde her 10 çocuktan 5’inin otistik olacağını iddia etti.Bizim TVBu tür tahminler bilimsel verilere dayanmaz ve mevcut epidemiolojik bulgularla uyumlu değildir (otizm prevalansı genellikle %1–%2 civarındadır).
3) “Annelerin iş hayatına girmesi otizmi artırdı”
Erbaş bu iddiayı şöyle açıkladı:Annelerin çalışması nedeniyle stresin arttığını,Bu stresin hamilelikte annenin hormonlarını (ör. testosteron) etkilediğini,Bunun otizmi artırdığını öne sürdü.
4) Z kuşağı davranışlarını “otistik davranış” olarak değerlendirme
Erbaş şunları örnek verdi:Bilgisayar oyununa saatlerce bağlanma,Sosyal medyada uzun süre geçirme,Belirli gıdalarla sınırlı beslenme,“Yüzeysel” sosyal ilişkilergibi davranışları “autistic behavior (otistik davranışlar)” olarak nitelendirdi.
Otizm Neden Arttı?
1) Daha fazla farkındalık ve tanı
Günümüzde hem ebeveynler hem de sağlık çalışanları otizmi daha iyi tanıyor.
Artık çocuklar daha erken yaşta otizm için taranıyor ve değerlendirmeye alınıyor.
Alışılagelmiş olarak daha hafif belirtiler gösteren bireyler bile tanı alabiliyor.Bu yüzden geçmişte fark edilmeyen vakalar şimdi tespit ediliyor, bu da sayıların “artmış gibi” görünmesinin ana nedenlerinden biridir.
2) Tanı kriterlerinin genişlemesi
Tanı kriterleri zamanla değişti ve daha geniş davranış örüntülerini kapsayacak şekilde güncellendi. DSM-5 gibi modern tanı el kitapları, Asperger veya benzeri hafif belirtileri eskisinden farklı biçimde dahil ediyor.Bu da artık daha fazla kişinin otizm spektrum bozukluğu (OSB) altında değerlendirilebilmesine yol açıyor.
3) Gerçek artıştan çok daha iyi tespit
Özellikle hafif ve orta dereceli otizmli bireyler geçmişte tanı almıyordu.
Sağlık sistemleri, psikolojik hizmetler ve okul bazlı taramalar artık çok daha etkili.
Bu yüzden geriye dönük verilere göre “artış” gibi görünse de, aslında çoğu vakada tanı alma olasılığı yükseldi.
4) Genetik ve çevresel risk faktörleri (karma etki)
Otizmin gelişiminde yüksek oranda genetik yatkınlık vardır (çok sayıda genetik faktör bir arada etkili olur).
Çevresel etkenler (ör. hamilelik sırasında bazı enfeksiyonlar, nemli ortamlar, toksinlere maruz kalma gibi) üzerinde araştırmalar sürüyor, ama tek bir nedene bağlanamaz.
5) Yaş ve ebeveyn faktörleri
Ebeveynlerin doğum yaşı (özellikle ileri yaşta ebeveynlik), bazı araştırmalarda otizm riskini biraz artırdığıyla ilişkilendirilmiştir — ama bu etki toplam artışın küçük bir kısmını açıklar.
Otizm oranlarındaki yükselişin büyük kısmı, gerçek sayının değişmesinden çok “daha önce fark edilmeyen vakaların tanı almasıyla” açıklanır. Bu yüzden Z kuşağında otizm “daha fazla oluyor” demek, bilimsel verilerle “toplumda daha fazla tanı konuluyor” demekle daha doğrudur.
Otizm veya tıbbi adıyla Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan, beynin yapısını ve işleyişini etkileyen karmaşık bir nörogelişimsel farklılıktır. Otizm bir hastalık değil, bireyin dünyayı algılama ve başkalarıyla etkileşim kurma biçimini değiştiren bir durumdur.
“Spektrum” ifadesi, bu durumun her bireyde çok farklı belirtilerle ve şiddette görülebileceğini ifade eder.
Temel Belirti Alanları
Otizm tanısı konulurken uzmanlar iki ana alanı temel alırlar:
1. Sosyal Etkileşim ve İletişim Güçlükleri
Otizmli bireyler, çevrelerindeki insanların sosyal ipuçlarını anlamakta zorlanabilirler.
Göz Teması: Kısıtlı göz teması kurma veya hiç kurmama.
Karşılıklı İletişim: Sohbeti başlatma veya sürdürme zorluğu, sıra beklememe.
Sözel Olmayan İletişim: Yüz ifadelerini, el şakalarını veya mecazi anlatımları anlamlandırmada güçlük.
Ortak Dikkat: Bir nesneyi veya olayı başkasına işaret ederek gösterme davranışının azlığı.
2. Tekrarlayıcı Davranışlar ve Sınırlı İlgi Alanları
Düzen ve tahmin edilebilirlik otizmli bireyler için güven vericidir.
Stereotipi: Kendi etrafında dönme, el çırpma veya sallanma gibi tekrarlayıcı fiziksel hareketler.
Aynılık Israrı: Rutinlere aşırı bağlılık (her gün aynı yolu kullanma, aynı kıyafeti giyme gibi).
Yoğun İlgi: Belirli bir konuya (örneğin trenler, sayılar veya astronomi) dair çok derinlemesine bilgi ve aşırı ilgi.
Duyusal Hassasiyetler
Otizmli bireylerin duyusal sistemleri farklı çalışabilir. Bu durum “duyusal bütünleme bozukluğu” olarak da adlandırılır:
Hiper-hassasiyet (Aşırı duyarlılık): Normal bir insanın fark etmediği bir buzdolabı sesi veya kıyafet etiketi, otizmli bir birey için fiziksel acı veren bir gürültüye dönüşebilir.
Hipo-hassasiyet (Az duyarlılık): Soğuğu, sıcağı veya fiziksel acıyı daha geç hissetme durumu.
Nedenleri ve Yaygınlık
Otizmin kesin nedeni henüz tam olarak bilinmemekle birlikte bilimsel çalışmalar şu noktalar üzerinde birleşmektedir:
Genetik Faktörler: Ailede otizm öyküsü olması riski artırır; belirli gen mutasyonlarının etkisi olduğu bilinmektedir.
Beyin Gelişimi: Beyin hücreleri arasındaki sinaptik bağlantıların gelişimi sırasında farklılıklar oluşur.
Çevresel Faktörler: Hamilelik sürecindeki bazı durumların tetikleyici olabileceği düşünülmektedir.
Yaygın Bilinen Yanlış: Otizmin aşılarla veya “soğuk ebeveynlik” tarzıyla hiçbir bilimsel ilişkisi yoktur.
Otizmde Destek ve Müdahale Yöntemleri
Otizmin günümüzde bilinen bir ilaçla tedavisi yoktur. Ancak doğru müdahale yöntemleri bireyin yaşam kalitesini ve bağımsızlığını maksimize eder:
Eğitsel Müdahaleler: ABA (Uygulamalı Davranış Analizi) gibi yöntemler, olumlu davranışların pekiştirilmesini sağlar.
Konuşma ve Dil Terapisi: İletişim becerilerinin geliştirilmesine yardımcı olur.
Ergoterapi (Duyusal Bütünleme): Duyusal hassasiyetlerin yönetilmesi için kullanılır.
Nöroçeşitlilik Bakış Açısı
Günümüzde otizm bir “eksiklik” olarak değil, bir “nöroçeşitlilik” (neurodiversity) olarak görülmektedir. Birçok otizmli birey; ayrıntılara odaklanma, dürüstlük, örüntü tanıma ve teknik konularda üstün yeteneklere sahip olabilir. Doğru çevresel düzenlemelerle otizmli bireyler toplumda aktif ve başarılı roller üstlenebilirler.