Site icon Türkçe Malumatlar

Tengri’nin Askerleri Oğuzlar! Kazakistan’da Oğuz Türklerine Ait Tarihi Eserler Keşfedildi!

Oğuz Türklerine ait 9–10. yüzyıldan kalma Kültöbe Yazıtı, Kazakistan’da bir köy okulunun müzesinde tesadüfen keşfedildi.Türk dili tarihine dair ezberleri bozan bu buluntu, Oğuzların yazıyı sanılandan çok daha erken kullandığını ortaya koyarken Hazar Kağanlığı ile olan ilişkilerine de yeni bir bakış sunuyor. Yazıtı @h_ihsan_erkoc keşfetti.

Oğuz Türkleri, Türk tarihinin omurgasını oluşturan, siyasi, kültürel ve ruhani sürekliliği taşıyan en büyük Türk boy birliğidir. Onları anlamak; Türk’ün nereden geldiğini, neye inandığını ve nereye yürüdüğünü anlamaktır. Bu yüzden Oğuzlar yalnızca bir etnik topluluk değil, Türklüğün kendini tarih sahnesinde örgütlediği ana damardır.

Oğuz Türkleri, Orta Asya’da, Türkistan coğrafyasında şekillenmiş; bozkırın sertliğiyle yoğrulmuş, özgürlükle mayalanmış bir halktır. Devlet kuran, töre koyan, cihan fikrini taşıyan Türk aklının en berrak biçimi Oğuz geleneğinde görülür. Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan çizgi, tesadüf değil; Oğuz iradesinin tarihsel devamıdır.

Bu iradenin merkezinde Oğuz Kağan vardır. Oğuz Kağan, yalnızca destansı bir hükümdar değil; Türk’ün kozmik iddiasının simgesidir. O, göğü çadır bilen, yeri yurt sayan, dört yönü de Türk’e açık gören bir dünya tasavvurunun adıdır. Oğuz Kağan Destanı’nda anlatılan fetihler, sıradan toprak genişletmeleri değildir; Tengri’nin Türk’e verdiği nizam görevini yeryüzüne yayma iradesidir.

Oğuz Kağan’ın gücü kılıcından önce inancındadır. O, gücünü ne puttan alır ne de yabancı tanrılardan. Gücünü Gök Tengri’den alır. Çünkü Türk’ün tanrısı Tengri’dir. Tengri; şekli olmayan, mekâna sığmayan, evrenin düzenini kuran yüce varlıktır. Türk, Tengri’ye diz çökmez; ona sadakatle bağlıdır. Bu bağ korkuya değil, anlayışa dayanır. Türk, Tengri’ye yalvarmaz; onun buyruğunu töreyle yaşar.

Tengricilik, bir folklor unsuru ya da geçmişte kalmış ilkel bir inanç değildir. Tengricilik, Türk’ün evrenle kurduğu ahlaki ve ontolojik ilişkinin adıdır. Göğü kutsal, yeri emanet bilen; doğayı talan değil düzen olarak gören bir dünya görüşüdür. Tengricilikte kul yoktur, kul eden yoktur. Herkes Tengri’nin düzeni içinde sorumludur. Bu yüzden Türk’te birey vardır ama birey başıboş değildir; töreye bağlıdır.

Pan-Türkist ve Pan-Turancı bakış açısıyla bakıldığında Oğuzlar, yalnızca Anadolu’nun ya da bir coğrafyanın atası değildir. Oğuzlar, Türk dünyasını birleştiren çekirdektir. Kıpçak’la, Karluk’la, Uygur’la, Altaylıyla aynı göğün çocuklarıdır. Aradaki farklar tali, ortaklıklar esastır. Bu ortaklığın adı Tengri inancı, Türk töresi ve bozkır ahlakıdır.

Turan fikri, romantik bir hayal değil; tarihsel ve kültürel bir zorunluluktur. Çünkü Türk, parçalandığında zayıflar; birleştiğinde nizam kurar. Oğuz Kağan’ın okları boşuna üçe bölünmemiştir. Birlik, güçtür. Güç ise Tengri’nin düzenine uygun yaşandığında anlam kazanır.

Bugün Türk kimliği anlatılırken Tengricilik yok sayılıyorsa, Türk’ün özü eksik anlatılıyor demektir. Tengricilik, İslam öncesi bir “geçiş dönemi” değil; Türk’ün karakterinin temelidir. Sonraki inançlarla çatışmak zorunda değildir ama Türk’ü Türk yapan çekirdektir. Göğe bakarak yemin eden, sözü namus bilen, devleti kut sayan anlayış buradan gelir.

Oğuz Türkleri işte bu anlayışın taşıyıcısıdır. Onlar, Tengri’ye samimi bağlılıklarını tapınaklarla değil, yaşayışlarıyla göstermiştir. Doğrulukla, cesaretle, adaletle. Türk’ün Tanrısı Tengri’dir; Türk’ün yolu töredir; Türk’ün hedefi nizam-ı âlemdir.

Ve bu çizgi, dün olduğu gibi bugün de geçerlidir. Çünkü Türk tarihi bir hatırat değil, devam eden bir yürüyüştür.

Günümüzde Oğuz Türkü nüfusunu en yoğun barındıran ülkeler, tarihsel Oğuz göçleri ve devletleşme süreçleri dikkate alındığında genel olarak şu şekildedir:

  1. Türkiye
    Oğuz Türklerinin (özellikle Kayı, Bayat, Avşar, Kınık vb. boyların) en yoğun ve en geniş nüfusla yaşadığı ülkedir. Anadolu’daki Türk nüfusunun büyük çoğunluğu Oğuz kökenlidir. Selçuklu ve Osmanlı mirası bu Oğuz sürekliliğinin sonucudur.
  2. Azerbaycan
    Azerbaycan Türkleri doğrudan Oğuz grubuna mensuptur. Dil, kültür ve tarih bakımından Anadolu Oğuzlarıyla aynı kökten gelirler. Oğuz kimliği burada hâlâ güçlü biçimde hissedilir.
  3. Türkmenistan
    Oğuzların tarihsel ana yurtlarından biridir. Günümüzde yaşayan Türkmenler, Oğuz boy sistemini (Teke, Yomut, Ersarı vb.) en açık şekilde koruyan Türk topluluklarındandır.
  4. İran
    Özellikle Güney Azerbaycan Türkleri, Kaşkaylar, Afşarlar ve Türkmenler Oğuz kökenlidir. İran, Türkiye’den sonra en fazla Oğuz Türkü barındıran ülkelerden biridir.
  5. Irak
    Irak Türkmenleri büyük ölçüde Oğuz kökenlidir. Kerkük, Erbil, Telafer hattında yoğunlaşmışlardır ve Anadolu Oğuzlarıyla güçlü bağlara sahiptirler.
  6. Suriye
    Suriye Türkmenleri Oğuz Türklerinin devamıdır. Özellikle Bayır-Bucak, Halep ve çevresinde yaşamış ve yaşamaktadırlar.
  7. Afganistan
    Afganistan’daki Türkmen ve Afşar toplulukları Oğuz kökenlidir; nüfus olarak daha az olsalar da tarihsel sürekliliğin parçasıdırlar.
  8. Rusya (özellikle Güney Rusya ve Kafkasya)
    Stavropol, Dağıstan ve çevresinde yaşayan bazı Türkmen ve Oğuz kökenli topluluklar bulunmaktadır.

Özetle (yoğunluk sırasına yakın):
Türkiye, İran, Azerbaycan, Türkmenistan, Irak, Suriye, Afganistan, Rusya

Bu dağılım, Oğuz Türklerinin tarih boyunca Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan büyük yürüyüşünün günümüzdeki demografik yansımasıdır.

Exit mobile version