Tarihi Figürleri Harcamak: Süleyman’ı da Sinan’ı da Günlük Siyasete Meze Etmek. YUH ARTIK! Devlet Bahçeli CumhurBaşkanı Erdoğan’ı Sultan Süleyman’a Benzetti!
Devlet Bahçeli’nin Hatay’da yaptığı konuşma, deprem sonrası yeniden inşa tartışmalarından çok, kullandığı abartılı ve tarih dışı benzetmelerle gündeme oturdu. MHP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “günümüzün Kanuni Sultan Süleyman’ı”, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’u ise “günümüzün Mimar Sinan’ı” ilan etti. Bu sözler, bir övgüden çok, tarihsel aklı zorlayan bir propaganda cümlesi olarak kayda geçti.
Üç kıtaya hükmetmiş, Avrupa’nın siyasi dengesini altüst etmiş, Alman prensliklerinden Viyana kapılarına kadar ilerlemiş bir cihan padişahı olan Kanuni Sultan Süleyman’ı, güncel siyasal figürlerle kıyaslamak; tarih bilincini yüceltmek değil, onu basitleştirmektir. Kanuni, sadece bir yönetici değil; hukuk, askerî strateji, diplomasi ve devlet organizasyonu açısından çağının çok ötesinde bir figürdü. Bugünün herhangi bir siyasetçisini, sırf iktidarda diye o mirasın yerine koymak, Osmanlı tarihine de Türk devlet geleneğine de haksızlıktır.
Aynı şekilde Mimar Sinan gibi, yüzyıllar boyunca ayakta kalacak eserler üretmiş, estetikle mühendisliği birleştirmiş bir dehanın adını, güncel konut projelerine indirgemek de ayrı bir problem. Deprem sonrası yapılan inşaat faaliyetleri elbette önemlidir; ancak bu, her yapılan binayı “Sinan işi” ilan etmeyi haklı çıkarmaz. Mimar Sinan’ı büyüten şey sadece bina dikmesi değil, çağları aşan bir mimari akıl ve sanat anlayışıdır.
Bahçeli’nin bu benzetmeleri, tarihsel şahsiyetleri yüceltmekten çok, onları günlük siyasal sadakatin malzemesi hâline getirme çabasını yansıtmaktadır. Bu yaklaşım, ne Hatay’ın yaşadığı büyük acıyı hafifletir ne de yapılan işlerin gerçekçi bir değerlendirmesini sağlar. Aksine, toplumsal hafızayı zayıflatır ve eleştiriyi imkânsız kılar.
Deprem gibi on binlerce insanın hayatını kaybettiği bir felaketin ardından beklenen; gerçekçi veriler, şeffaflık, denetim ve sorumluluk vurgusudur. Tarihi şahsiyetleri bugünün siyasetine yamamak değil. Kanuni’yi, Sinan’ı, Türk tarihinin büyük isimlerini bu kadar kolay harcamak; onları yüceltmek değil, anlamlarını boşaltmaktır.
Devlet Bahçeli’nin sözleri, bir “birlik ve kardeşlik” çağrısından çok, siyasetin tarih üzerinden yürüttüğü aşırı benzetme ve kutsama dilinin geldiği noktayı göstermektedir. Tarih, propaganda cümleleriyle değil; gerçeklerle, ölçüyle ve saygıyla anıldığında değerlidir.
Sultan Süleyman’ın Seferleri
Osmanlı İmparatorluğu’nun en uzun süre tahtta kalan hükümdarı olan Kanuni Sultan Süleyman, 46 yıllık saltanatı boyunca toplam 13 büyük sefer gerçekleştirmiştir. Bu seferlerin temel amacı, Batı’da Avrupa içlerine ilerlemek ve Doğu’da Safevi tehdidini bertaraf ederek imparatorluğun sınırlarını en geniş noktasına taşımaktı.
Sultan Süleyman’ın seferlerini ana yönlerine göre şu şekilde kategorize edebiliriz:
Batı (Avrupa) Seferleri
Sultan Süleyman, saltanatının büyük kısmını Avrupa siyasetine yön vermek ve Macaristan üzerinden Avrupa içlerine sızmak için harcamıştır.
- Belgrad’ın Fethi (1521): İlk seferidir. Orta Avrupa kapılarının açılmasını sağlayan stratejik bir fetihtir.
- Mohaç Meydan Muharebesi (1526): Tarihin en kısa süren meydan savaşlarından biridir (yaklaşık 2 saat). Macar ordusu imha edilmiş ve Macaristan Osmanlı nüfuzuna girmiştir.
- I. Viyana Kuşatması (1529): Mohaç sonrası Habsburgların karşı saldırısına cevap olarak çıkılmıştır. Viyana kuşatılmış ancak mevsim şartları ve ağır topların eksikliği nedeniyle kale alınamamıştır.
- Alman Seferi (1532): Şarlken’i meydan savaşına zorlamak için çıkılmıştır ancak karşısına bir ordu çıkmamıştır. Bu sefer sonunda 1533 İstanbul Antlaşması ile Avusturya Arşidükü, Osmanlı Sadrazamına denk sayılmıştır.
- Zigetvar Seferi (1566): Sultan’ın 71 yaşında çıktığı son seferidir. Kale kuşatması sırasında, fetihten kısa bir süre önce vefat etmiştir.
Doğu (İran/Safevi) Seferleri
Doğu sınırındaki Şiilik nüfuzu ve Safevilerin Anadolu’daki isyanları kışkırtması üzerine Şah Tahmasb’a karşı üç büyük sefer düzenlenmiştir.
- Irakeyn Seferi (1534-1536): Bağdat, Tebriz ve Orta Mezopotamya ele geçirilmiştir.
- İran Seferi (1548-1549): Safevilerin bölgeyi geri alma çabalarına karşılık düzenlenmiştir.
- Nahçıvan Seferi (1553-1555): Bu sefer sonunda imzalanan Amasya Antlaşması ile Osmanlı ve Safeviler arasındaki ilk resmi barış antlaşması yapılmıştır.
Deniz Seferleri ve Diğer Fetihler
Sultan Süleyman dönemi, Osmanlı denizciliğinin de zirve yaptığı bir dönemdir.
- Rodos’un Fethi (1522): Akdeniz’deki şövalyelerin merkezi olan ada fethedilerek deniz güvenliği sağlanmıştır.
- Preveze Deniz Zaferi (1538): Sefer olarak ordu başında bizzat bulunmasa da, Barbaros Hayreddin Paşa liderliğindeki bu zafer Akdeniz’i bir “Osmanlı Gölü” haline getirmiştir.
- Hint Deniz Seferleri: Portekizlilerin Hint Okyanusu’ndaki hakimiyetini kırmak için dört ayrı sefer düzenlenmiş ancak istenen tam başarı elde edilememiştir.
Seferlerin Genel Sonucu: Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı İmparatorluğu, üç kıtaya yayılan, Akdeniz ve Kızıldeniz’i kontrol eden, Avrupa siyasetinin en büyük belirleyicisi olan bir dünya gücü haline gelmiştir. “Kanuni” unvanı ise, fethettiği bu geniş topraklarda kurduğu adil hukuk sistemi ve düzenlemelerden gelmektedir.
