Son zamanlarda insanlara yaptığı yardımlarla gündemden düşmeyen Sedat Peker bu sefer de hayvanlara yardımcı oldu. Barınakta yaşayan hayvanlar için mama gönderdi.
Sedat Peker’in AKP ile arası nasıl bozuldu?
1. Başlangıç: Yakınlık ve örtük ittifak dönemi
Sedat Peker, 2000’li yılların ortalarından itibaren milliyetçi–devletçi söylemi güçlü, sokak gücü olan bir figür olarak biliniyordu. AKP iktidarının özellikle 2010 sonrası dönemde kurduğu siyasal iklimde, Peker gibi figürler doğrudan resmi aktör olmasalar da:
- İktidarı destekleyen sert söylemler kullandılar
- Muhalif gazetecilere, akademisyenlere ve siyasetçilere açık tehditler savurdular
- Mitingler, videolar ve açıklamalarla iktidar çizgisini savundular
Bu dönemde Peker:
- “Reis için kanımızı dökeriz” gibi ifadeler kullandı
- Akademisyenler için “kanlarında duş alacağız” çıkışı yaptı
- Devlet içindeki bazı güvenlik ve bürokrasi çevreleriyle temas halinde olduğu izlenimi verdi
Bu nedenle kamuoyunda “iktidara yakın”, “korunan” bir isim olarak algılandı.
2. Kırılma noktası: Koruma kalkanının kalkması
İlişkinin bozulmasındaki en kritik unsur, Peker’in kendisini güvende hissettiği koruma alanının ortadan kalkmasıdır.
2019–2020 sonrasında:
- Peker hakkında yeniden dosyalar açılmaya başlandı
- Mallarına el konuldu
- Yakın çevresine operasyonlar yapıldı
- Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldı
Peker’in iddiasına göre:
“Yıllarca devlet için risk aldım ama bir gecede gözden çıkarıldım.”
Bu noktada Peker, yalnız bırakıldığını ve iktidar içindeki bazı isimlerin kendisini “harcanabilir” gördüğünü düşündü.
3. İç iktidar çatışmaları ve hedef aldığı isimler
Sedat Peker’in AKP ile asıl kopuşu, doğrudan Erdoğan’dan ziyade, iktidar içindeki belirli isimlerle yaşadığı çatışma üzerinden gelişti.
Özellikle:
- İçişleri Bakanı Süleyman Soylu
- Bazı eski ve yeni bürokratlar
- Güvenlik ve mafya–siyaset ilişkilerinde adı geçen çevreler
Peker, yayımladığı videolarda:
- Uyuşturucu trafiği
- Limanlar ve gümrükler
- Cinayet iddiaları
- Yolsuzluk ve rüşvet mekanizmaları
hakkında doğrudan isim vererek konuştu.
Bu noktadan sonra ilişki artık:
- Bir “küskünlük” değil
- Açık bir hesaplaşma haline geldi.
4. “Beni sattılar” psikolojisi
Peker’in anlatısında ortak bir tema vardır:
- Kendisine verilen sözlerin tutulmadığı
- Devlet adına yaptığını düşündüğü işlerin arkasında durulmadığı
- Günah keçisi ilan edildiği
Bu durum, onu:
- Sessiz kalmak yerine konuşmaya
- “Ben yanarsam herkes yanar” çizgisine
- Videolarla kamuoyunu sarsmaya
itti.
Yani kopuş:
- İdeolojik değil
- Ahlaki değil
- Çıkar, güç ve güvenlik temelli bir kopuştur.
5. AKP cephesinin tavrı
AKP yönetimi ise:
- Peker’i “suç örgütü lideri” olarak tanımladı
- İddiaların çoğunu reddetti
- Konunun “yargı” meselesi olduğunu savundu
Ancak dikkat çeken nokta şudur:
- Peker’in anlattıklarının büyük kısmı doğrudan yalanlanmadı
- Bazı isimler sessiz kaldı
- Soruşturmaların kapsamı sınırlı tutuldu
Bu da kamuoyunda “anlatılanların bir kısmı doğru olabilir” algısını güçlendirdi.
6. Sonuç: İlişki neden bozuldu?
Özetle Sedat Peker–AKP ilişkisi şu nedenlerle bozuldu:
- Korunduğunu düşündüğü siyasi kalkanın kalkması
- İktidar içi güç dengelerinde yer değiştirmeler
- Bazı aktörlerin Peker’i yük olarak görmesi
- Yurt dışına itilmesi ve yalnız bırakılması
- “Ben sustum, siz kurtuldunuz” beklentisinin boşa çıkması
Bu yüzden mesele:
- Ne sadece bir mafya–devlet kavgasıdır
- Ne de tamamen ideolojik bir kopuştur
Bu, Türkiye’de siyaset–güç–yeraltı ilişkilerinin çatırdadığı bir eşik hikâyesidir.
Sedat Peker’in videoları da bu çatlağın dışarı taşan sesidir.
Sedat Peker’in 2021 yılında yayınladığı video serisinin yedinci bölümünde dile getirdiği iddialar, eski Başbakan ve TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın oğlu Erkan Yıldırım’ı merkezine alan ağır suçlamalar içermektedir. Bu iddialar, Türkiye ile Kolombiya ve Venezuela arasındaki bir uyuşturucu rotası oluşturulduğu tezi üzerine kuruludur.
Peker’in iddialarına göre, Kolombiya’da yakalanan 4,9 tonluk kokainin ardından uyuşturucu rotası değişmiş ve yeni adres Venezuela olmuştur. Peker, Erkan Yıldırım’ın 2021 yılının başında Venezuela’ya giderek bu yeni rotayı kurduğunu iddia etmiştir. İddiaya göre bu rota üzerinden gelen uyuşturucu, Panama üzerinden Türkiye’ye ulaşmaktadır.
Binali Yıldırım, bu iddialar üzerine kamuoyuna bir açıklama yaparak suçlamaları kesin bir dille reddetmiştir. Yıldırım, oğlunun Venezuela’ya gittiğini doğrulamış ancak bu ziyaretin uyuşturucu ticaretiyle hiçbir ilgisi olmadığını savunmuştur. Ziyaretin amacının, pandemi döneminde ihtiyaç duyan kişilere maske ve test kiti gibi sağlık malzemeleri götürmek olduğunu belirtmiştir. Ayrıca oğlunun kendi imkanlarıyla, bir iş insanı olarak orada bulunduğunu ifade etmiştir.
Sedat Peker ise bu savunmaya karşı çıkarak, söz konusu tarihlerde Venezuela’da maske ve test kiti ihtiyacı olmadığını, ayrıca gümrük kayıtlarında Erkan Yıldırım’ın yanında bu miktarda bir malzeme götürdüğüne dair veri bulunmadığını iddia etmiştir.
Bu konu o dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne de taşınmış, muhalefet partileri araştırma önergeleri vermiş ancak bu önergeler iktidar kanadının oylarıyla reddedilmiştir. Erkan Yıldırım ve Binali Yıldırım, Sedat Peker hakkında hakaret ve iftira suçlamasıyla suç duyurusunda bulunmuşlardır. Olay, resmi makamlar tarafından somut bir kanıtla doğrulanmamış olmakla birlikte, sosyal medya ve siyaset gündeminde uzun süre tartışılan bir konu olarak kalmıştır.
