AKP Türkiye’yi, CHP İzmir’i batırdı! Sokaklarda satılan zararlı yiyecekler, toplu taşımadaki sıkışıklık, hırtların toplu taşımaya çıplak ayak binmesi, gece hırtlar yüzünden insanların sokağa çıkamaması, tepecik, halkapınar, basmane gibi yerlerin evsizler ve uyuşturucu bağımlıları ile dolup taşması derken şimdi de Hindistan’da meşhur olan motorlu araçlar geliyor! Toplu taşımaya destek olarak gelen bu araçlarla İzmir gerçek bir Hindistan olacak!
İzmir bugün gerçekten de yaşanması zor bir şehir hâline geldiyse bunun sebebi şehri yönettiğini iddia eden zihniyettir. Yıllardır aynı masallar anlatılıyor: “özgür şehir”, “hoşgörü”, “renkli yaşam”… Güzel laflar. Ama şehir çökerken sloganın kimseyi doyurmadığı ortada. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin kamu düzenini, güvenliğini ve yaşam kalitesini adım adım kaybetmesine seyirci kaldı. Denetimsizlik diz boyu. Sokaklar başıboş. Gürültü, kavga, düzensizlik, kuralsızlık sıradanlaştı. “Aman kimseyi kırmayalım” anlayışıyla şehir sahipsiz bırakıldı. Belediyecilik bu değil. Bir şehir, kural koymazsa çürür. Kuralı uygulamazsa çöker. İzmirli olmayanlar İzmir belediyesini yönetiyor. En başta Tunceliler, Kürdler, Araplar, Zenciler İzmir’in artık asıl sahibi oldu. Türkler ise sessiz sedasız yok oluyor. İzmir’de olan tam olarak bu. Zabıtası yok, denetimi yok, caydırıcılığı yok. Belediyenin içinde İzmir Doğumlu Türk YOK! Herkes kafasına göre takılıyor çünkü kimse “dur” demiyor. Belediyenin görevi tweet atmak, afiş asmak, etkinlik yapmak değil; şehri yaşanabilir tutmaktır. Bugün İzmir’de insanlar “akşam hangi sokaktan geçsem” diye hesap yapıyorsa, “çocuğumu parka göndereyim mi” diye düşünüyorsa bu yönetim ayıbıdır. Bu tabloyu yaratan vatandaş değil; yönetemeyen belediyedir. Güvenliği küçümseyen, disiplini “otoriterlik” sanan, kamu düzenini önemsemeyen bir anlayışın doğal sonucudur bu. Daha kötüsü şu: Bu sorunları dile getiren herkese ya “abartıyorsun, AKP’li misin?” deniyor ya da susması öğütleniyor. Oysa şehir susarak değil, yönetilerek düzelir. İzmir bu hâli hak etmiyor. Bu şehir yıllarca düzeniyle, yaşam kalitesiyle, şehir kültürüyle anıldı. Bugün gelinen noktada belediyenin hâlâ “her şey yolunda” havası vermesi ise ayrı bir trajedi. Şehir elden giderken makyaj yapmak kimseyi kurtarmaz. Ya bu şehir ciddiyetle ele alınır, kurallarıyla, denetimiyle, kamu düzeniyle yeniden ayağa kaldırılır… Ya da “hoşgörü” kelimesinin arkasına saklanarak çöküş normalleştirilmeye devam edilir.
