Site icon Türkçe Malumatlar

İlber Ortaylı: Orhan Pamuk Türkçe Bilmiyor!

İlber Ortaylı’nın Orhan Pamuk hakkındaki sözleri yeniden gündem oldu:

“Bana göre, Orhan Pamuk, Türkçe’yi bilmiyor. Kaleme aldığı bir eserde şu ifade geçiyor:
‘İmam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını okudu.’
Şimdi bu toplumda yaşayan her insan bilir ki; namazın saati olmaz vakti olur. Camilerde balkon diye bir yer yoktur, minarenin şerefesi vardır. Ezanı da imam değil müezzin okur.
Bu örnekle de sabittir ki kişiler, içinden çıktıkları toplumu bilmeden bir şeyler yapmaya çalıştıklarında doğru şeyler yapmazlar.”

Bu eleştirinin arkasında daha geniş bir düşünce var: Bir edebiyatçı yalnızca estetik üretmez; aynı zamanda toplumun hafızasını, dilini ve gündelik hayatını da taşır. Eğer kullanılan kavramlar toplumun gerçekliğiyle örtüşmüyorsa, ortaya çıkan metin teknik olarak güçlü olsa bile sahicilik tartışması doğabilir. Ortaylı’nın vurguladığı nokta tam da budur: Dil, yalnızca kelime bilgisi değil; kültürel derinlik meselesidir.

Tartışmanın ikinci boyutu ise Pamuk’un uluslararası alandaki konumu ve aldığı Nobel Prize in Literature ile ilgilidir. Pamuk’un 2005 yılında yaptığı ve Osmanlı dönemindeki Ermeni tehcirine ilişkin açıklamaları Türkiye’de yoğun tepki çekmişti. Yazarın bu konudaki ifadeleri, bazı kesimler tarafından Türkiye’yi uluslararası arenada zor durumda bırakmakla suçlanırken; bazı kesimlerce ise ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmişti.

Pamuk’un Nobel ödülünü kazanması da bu tartışmaların gölgesinde ele alındı. Eleştirenler, ödülün yalnızca edebi başarıdan ibaret olmadığını; siyasi iklim ve Batı dünyasının Türkiye’ye bakışıyla da bağlantılı olduğunu savundu. Bu görüşe göre, Pamuk’un tarihsel meselelerdeki açıklamaları Batı kamuoyunda karşılık bulmuş ve bu durum Nobel sürecine dolaylı katkı sağlamış olabilir. Destekleyenler ise Nobel’in tamamen edebi ölçütlerle verildiğini ve Pamuk’un roman tekniği, anlatı yapısı ve modern Türk edebiyatına katkısı nedeniyle ödülü hak ettiğini ileri sürdü.

Burada asıl mesele, edebiyat ile siyaset arasındaki ince çizgidir. Bir yazarın politik meselelerde görüş beyan etmesi doğal mıdır? Edebi ödüller bu görüşlerden bağımsız mıdır? Yoksa küresel kültür dünyasında edebiyat ile siyasal söylem iç içe mi geçmiştir? Bu sorular hâlâ canlılığını koruyor.

Sonuç olarak, İlber Ortaylı’nın eleştirisi dil ve kültür bağlamında bir sahicilik tartışması açarken; Pamuk’un uluslararası duruşu ve Nobel süreci Türkiye’de uzun süredir devam eden kimlik, tarih ve temsil tartışmalarının parçası olmaya devam ediyor. Bu mesele, yalnızca iki isim arasındaki polemik değil; Türkiye’de entelektüel üretimin toplumla ve dünya ile kurduğu ilişkinin de bir yansımasıdır.

Exit mobile version