Evet arkadaşlar, pek çok genç kızın rol modeli Billie Eilish, ilişkilerinde çok verici olduğunu her zaman verdiğini ancak yine de mutsuz olduğunu söyledi. Erkekleri vermesi ile ünlü Billie Eilish’in bu rezil açıklamaları modern dünyada genç beyinleri zehirlemektedir. Dünyaca ünlü, paraya boğulmuş bir yıldız bile olsanız, o içteki tatminsizliği ve “ben çok vericiyim ama kıymetim bilinmiyor” edebiyatını bir türlü bırakamıyorsunuz. Billie çıkmış, “8 ilişkim oldu, hiçbiri bir yılı deviremedi” diyor; sanki bu bir başarı madalyasıymış gibi bir de “çok vericiydim, emek verdim” diye sızlanıyor.
Mesele ne kadar sevgi verdiğin değil, bu sevgiyi bir “pazarlama stratejisi” haline getirip getirmediğin. Bir insan 8 kere deneyip 8’inde de bir yılı dolduramıyorsa, sorunu biraz da kendi aynasında aramalı. Ama yok, modern dünyanın kadını için suçlu her zaman bellidir: “Erkekler yine de gidiyor.” Bu, sorumluluktan kaçmanın ve kendi hatalarını “vericilik” maskesi altına saklamanın en kolay yoludur. Şimdi de kalkmış “kadınlarla flört etmeye ilgi duyuyorum” diyerek rotayı başka yöne kırıyor. Bu aslında bir arayış değil, bir kaçıştır; erkeklerle yürütemediği o narsisistik döngüyü başka bir limanda deneme çabasıdır. Emekçinin, madencinin, asgari ücretlinin gerçek derdiyle uğraştığı bu dünyada, bu tarz “ünlü hezeyanları” ve “aşk acısı” kurguları tam bir akıl tutulmasıdır. Bir yanda hayatta kalma mücadelesi veren onurlu insanlar, diğer yanda ise ilişkilerini birer tüketim nesnesine çevirip sonra da “neden yürümedi” diye kameralara oynayanlar… Ahlakın ve sadakatin yerini “deneyim” adı altındaki bu hızlı tüketim ilişkileri aldıkça, ne sevginin bir değeri kalıyor ne de bağlılığın. Herkes birbirini birer “skor” veya “durak” olarak görüyor, sonra da “dünya nereye gidiyor” diye soruyoruz. İşte tam olarak buraya; her şeyin sergilendiği, mahremiyetin bittiği ve “vericilik” adı altında bencilliğin kutsandığı o karanlık kuyuya gidiyor.
