Olay Maltepe’de geçiyor. Ahlaksız, utanmaz, yaşına başına bakmadan sokak ortasında bir kadının arkasına geçip masturbasyon yapan dayı sosyal medyada rezil oldu. Artık Türkiye’deki yaşlı nüfusu gün geçtikçe sorun olmaya devam ediyor. Ahlak diye bir şey kalmadı.
Maltepe’de yaşanan o iğrenç olay aslında buzdağının sadece görünen kısmı. Yaşına başına bakmadan, sokağın ortasında bu denli alçalan bir zihniyet, toplumun ruhsal bir çöküşün eşiğinde olduğunun en net kanıtıdır. Eskiden yaşlılara “akıl danışılır”, onların vakur duruşundan feyz alınırdı; şimdi ise sokak ortasında sergilenen bu utanmazlıklar, ahlak pusulamızın nasıl bozulduğunu yüzümüze çarpıyor. Bu sadece bireysel bir sapkınlık değil, topyekun bir çürümedir.
Bu ahlaki erozyonun arkasındaki süreci iyi okumak lazım. Yirmi yılı aşkın süredir dindar nesil yetiştirme iddiasıyla yola çıkan ama pratiğe gelince sadece şekilcilikle yetinen bir anlayışın, toplumu nasıl bir boşluğa sürüklediğini görüyoruz. Siyasetin dili sertleştikçe, değerler sadece kağıt üzerinde kaldıkça ve liyakat yerini sadakate bıraktıkça, toplumun etik bağları da birer birer koptu. İnsanlar zenginleşmeyi ahlakın önüne koydu, güç sahibi olmayı dürüstlüğe tercih etti. Ortaya çıkan bu manzara, yirmi yılın sonunda değerlerinden koparılmış, manevi bir enkazın altında kalan bir toplumdur.
Tabii bu çöküş sadece yerel bir mesele de değil. Küreselcilerin ve ABD gibi sömürgeci güçlerin dünya genelinde pompaladığı o “sınırsız özgürlük” ve “her şeyi mubah gören” hayat tarzı, bizim gibi geleneksel bağları olan toplumları içeriden çürütüyor. Mahremiyeti yok eden, teşhirciliği ödüllendiren ve insanı sadece bir tüketim nesnesine indirgeyen bu küresel sistem, ahlakı bir engel olarak görüyor. Batı’nın dayattığı bu kültürel emperyalizm, dijital mecralar üzerinden damarlarımıza sızarak utanma duygusunu iğdiş etti.
Sonuç olarak; Maltepe’deki o şahıs ne kadar suçluysa, bu ahlaksızlığı besleyen sistem, yirmi yıldır değerleri metalaştıran siyaset ve küresel çarklar da o kadar sorumludur. Madendeki işçinin alın teri bu kadar ucuzken, sokaktaki bu edepsizliğin sıradanlaşması adaletin ve ahlakın bittiği yerdir. Artık kimse kimseye kardeşlik masalları anlatmasın; biz kendi içimizdeki bu uru temizlemedikçe, dışarıdaki düşmana ihtiyacımız bile kalmayacak. Bu gidişat, toplumun temel direği olan namus ve haysiyet kavramlarını tamamen yok etmeden önce bir silkinme şarttır.
