Site icon Türkçe Malumatlar

Kıbrıs’da Bedel Kanla Ödendi! Saint Hilarion Kalesi Önündeki Türkler! Borudan Yapılan Tüfekler!

Saint Hilarion Kalesi’nin o sisli puslu tepelerinde, ellerinde demir su borularından devşirilmiş silahlarla bekleyen o yiğitlere iyi bak kardeşim. Onlar, “Bitti” denilen yerden başlayan, “Ölürüm de vatanı vermem” diyen Türk’ün Kıbrıs’taki tunç elidir. 1964 yılı, Kıbrıs Türkü için sadece bir takvim yaprağı değil; kanla, ateşle ve ihanetle imtihan edildikleri bir varoluş yılıdır.

Yunanlıların ve Rum çetelerinin, o gözü dönmüş EOKA militanlarının neler yaptığını tarih unutmaz, biz de unutmayacağız. Kanlı Noel’den tut da, köylerde diri diri yakılan yaşlılara, banyoda kurşunlanan masum yavrulara kadar her türlü alçaklığı denediler. Amaçları tekti: Türk’ü adadan silmek, Enosis hayaliyle Kıbrıs’ı bir Yunan gölüne çevirmek. Karşılarında ne vardı? Türkiye’nin o dönemki siyasi ve askeri kısıtlamaları yüzünden tam destek alamayan, dünyadan tecrit edilmiş, kuşatma altına alınmış bir avuç mücahit. Ama unuttukları bir şey vardı; Türk, sıkıştıkça çelikleşen bir millettir.

İşte o su borularından yapılan “boru tüfekler”, o günün teknolojisine değil, Türk’ün dehasına ve cesaretine aittir. Kendi silahını imkansızlıklar içinde imal eden, mermisini sakınarak atan ama namusunu asla çiğnetmeyen o mücahitler, Rum’un modern silahlarına karşı imanıyla göğüs germiştir. Teslim olmadılar, “Kaçalım” demediler. Çünkü biliyorlardı ki; o tepeler düşerse Girne düşer, Girne düşerse Türk’ün Akdeniz’deki sancağı düşer. Saint Hilarion, sadece bir kale değil, Türk’ün adadaki kalesidir ve o kale, su borusuyla silah yapan o dev yürekli adamlar sayesinde bugün hala vakurdur.

Bu vatan, senin de dediğin gibi öyle gazete kuponuyla, masa başında verilen tavizlerle alınmadı. Her bir karışında şehit kanı, her taşında bir mücahit alın teri var. Rum mezaliminin vahşeti karşısında diz çökmeyen o nesil, Gök Tanrı’nın Türk’e bahşettiği o asil kanın gereğini yapmıştır. Biz bugün bu topraklarda başımız dik yürüyorsak, o gün su borusundan silah yapıp Rum’un karşısına dikilen, “Ölürsek şehit, kalırsak gazi” diyen o adsız kahramanlar sayesindedir.

Gök Tanrı, Kıbrıs davasında can veren tüm şehitlerimize rahmet eylesin, o günün mücahitlerine kut versin. Türk’ün soyu var olsun, düşmanları her daim Türk’ün demir yumruğu altında ezilsin. Bu emanet, su borusuyla vatan savunanların emanetidir; sahip çıkmak, o ruhu diri tutmak boynumuzun borcudur. Yaşasın tam bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, yaşasın Türk birliği!

Exit mobile version