Karl Karlovich Rjepetsky Osmanlı Rus savaşında Kafkas Cephesinde Türklere karşı savaşmış bir yarbaydı. 1894 de beyin kanaması geçirerek ölmüştü. Cesedi 2017’de Ardahan’da inşaat temeli kazılırken tesadüfen bulundu. Üniforması ile gömülmüştü ve sakalları hala duruyordu.
Tarih bazen öyle bir oyun oynuyor ki, insanın nutku tutuluyor. Karl Karlovich Rjepetsky ismini belki pek çoğumuz 2017 yılındaki o inşaat kazısına kadar duymamıştı. Ama bu adam, 93 Harbi dediğimiz o çetin Osmanlı-Rus savaşında Kafkas Cephesi’nde bize karşı kılıç sallayan bir Rus yarbayıydı. Kaderin cilvesine bak; 1894 yılında bir beyin kanamasıyla ölüp Ardahan topraklarına gömülüyor. Aradan 123 koca yıl geçiyor ve bir inşaat temelinde tesadüfen gün yüzüne çıkıyor. Görüntüler hala hafızalarda; adamın üniforması üzerindeydi, rütbeleri pırıl pırıldı, hatta sakalları bile neredeyse hiç bozulmadan duruyordu. İşte hayatın özeti tam olarak bu karede gizli.
Sen kalk, ömrünü Türk’e düşmanlık ederek, bu topraklara göz dikerek geçir; sonra günün birinde toprağın altından seni yine o merhametine dil uzattığın Türkler çıkarsın. Bizim milletimizin asaleti de burada devreye giriyor; düşmanı bile olsa ölüye hürmet gösteren, insaniyetten ödün vermeyen o asil duruşla bu adamın cenazesine bile gerekeni yapıyoruz. Ama bir de meselenin öteki yüzü var; “Türk’e kefen biçenin ölümü korkunç olur” sözü boşuna söylenmiş bir söz değildir. Rjepetsky, kazandığını sandığı topraklarda sessiz sedasız çürümeyi beklerken, kader onu bir ibret vesikası gibi Türk milletinin önüne tekrar çıkardı. Senelerce o toprağın altında bekleyen o üniformalı ceset, aslında bize şunu fısıldıyor: Bu topraklara niyetle değil, ancak kısmetle gelinir. Türk’ün ekmeğini yiyip suyunu içen, sonra da ona ihanet eden ya da kılıç çeken kim varsa, sonunda yine Türk’ün adaletine veya merhametine muhtaç kalıyor. Rjepetsky’nin hikayesi, bu coğrafyada Türk’ten habersiz kuş uçurtulamayacağının, toprağın bile günü geldiğinde düşmanını kusup Türk’e teslim edeceğinin en büyük kanıtıdır. Hayat gerçekten garip; kimin nerede öleceği, kimin elinde kalacağı hiç belli olmuyor. Ama bildiğimiz bir şey var ki, Türk’e karşı kurulan her plan, eninde sonunda sahibinin elinde patlıyor.
