Site icon Türkçe Malumatlar

Paris Barış Konferansı ve Versailles (Versay) Barış Antlaşması

Paris Barış Konferansı, I. Dünya Savaşı’nın galip devletleri ile mağlup devletleri arasında imzalanacak barış antlaşmalarının koşullarını hazırlamak ve Osmanlı Devleti’nin topraklarını yeniden paylaşmak için toplandı (Görsel 1.3). Konferansa 32 devlet katıldı. Hedefi Uzak Doğu’daki Alman sömürgelerini ele geçirmek olan Japonya konferansta pasif bir rol oynadı. İtalya’nın Fiume, Dalmaçya kıyıları ve bazı adalar ile ilgili talepleri kabul edilmedi. İtalya, teklifinin reddedilmesi üzerine konferansı terk etti. İtalya’nın konferansta bulunmadığı dönemde Yunanistan’ın Batı Anadolu’yu işgaline karar verildi. ABD Başkanı Wilson (Vilsın) için bütün mesele, milletlerarası barışı tesis edecek Milletler Cemiyetinin kurulmasıydı. Bu durumda konferansa egemen olan ve hazırlanan barış antlaşmalarının özelliklerini belirleyenler, İngiltere Başbakanı Lloyd Greorge (Loyd Corc) ve Fransa Başbakanı Georges Clemenceau (Corc Klemensu) oldu. Konferans bir Avrupa devletleri toplantısı olarak değil, galip gelenlerin kongresi olarak düzenlendi. Konferansta Sovyet Rusya, Almanya ve Osmanlı Devleti temsil edilmedi. ABD Başkanı Wilson’ın idealizmine karşılık Fransa Başbakanı Clemenceau ve İngiliz Başbakanı Lloyd George, Avrupa’nın klasik diplomasisini temsil ediyordu. Fransa’nın amacı, Almanya’nın hareket alanını daraltmak ve onu çökertmekti. İngiltere ise Alman donanmasını ortadan kaldırmak ve Almanya’nın tekrar Avrupa dengesini bozacak duruma gelmesini engellemek istedi.

Paris Barış Konferansı’nda Wilson İlkeleri gereği Cemiyet-i Akvamın (Milletler Cemiyeti) kurulmasına karar verildi. Milletler Cemiyetinin kurulmasından sonra ABD, Monroe (Monro) Doktrini adı verilen Yalnızlık Politikası çerçevesinde kendi kıtasına yöneldi ve cemiyete üye olmadı. Konferansta Wilson İlkeleri kâğıt üzerinde kaldı ve uygulamada bunlara riayet edilmedi. Wilson İlkeleri’nde yer alan selfdeterminasyon (ulusların kendi kaderlerini belirlemeleri ilkesi) yaygın olarak benimsenmesine karşın sürekli ya da adaletli olarak uygulanmadı. Savaş tazminatı, ismi değiştirilerek ‘’tamirat borcu’’ adı altında antlaşma maddelerine konuldu. Yenilen devletlerden toprak alınmayacağına dair ilkeye de uyulmadı ve yenilen devletlerden topraklar alınarak başka ülkelere verildi. Sömürgeciliğin kaldırılmasıyla ilgili maddede yer alan karar da manda-himaye kavramına dönüştürülerek uygulandı.

Konferansta Osmanlı Devleti’nin paylaşımı ile ilgili konularda anlaşmazlığa düşülmesi, Osmanlı Devleti ile barış antlaşmasının yapılmasına engel oldu. Osmanlı Devleti ile imzalanacak barış antlaşmasının maddelerinin hazırlanması için İtalya’da Nisan 1920’de San Remo Konferansı toplandı. Paris Barış Konferansı’nda oluşturulan uluslararası ortam kalıcı bir barışın sağlanmasına imkân vermedi. Barış Konferansı I. Dünya Savaşı’nı başlatan nedenleri ortadan kaldırmadı. Hazırlanan barış antlaşmalarının mürekkepleri kurumadan birçok devlet antlaşma maddelerinin yeniden gözden geçirilmesini istedi. İtilaf Devletleri Paris’te taslağını hazırladıkları maddeleri Versay’da Alman yetkililere iletti ve Versay Antlaşması 28 Haziran 1919’da imzalandı. Antlaşmanın 231. maddesine göre Almanya savaşın tek sorumlusu ve savaş suçlusu ilan ediliyordu. Antlaşma maddeleri savaşta büyük kayıplar yaşamış olan Almanya için tam bir yıkım oldu.

Versay Antlaşması, I. Dünya Savaşı’nın ardından “barışı sağlayan” bir metin gibi görünse de aslında Almanya’yı prangalara vuran ve II. Dünya Savaşı’nın fitilini ateşleyen bir intikam belgesidir. Wilson İlkeleri’ne güvenen Alman heyetinin tüm itirazları reddedilmiş, antlaşma bir barış mutabakatından ziyade bir ültimatom gibi dayatılmıştır.

İşte bu tarihi pranganın maddeleri ve perde arkasındaki gerçekler:

Toprak ve Sınır Değişiklikleri

Almanya, Avrupa’daki stratejik topraklarının önemli bir kısmını kaybetti ve ülkenin bütünlüğü parçalandı:

Sömürge İmparatorluğunun Sonu

İngilizlerin ve müttefiklerin açgözlü tutumu burada en net haliyle görülür:

Askeri ve Ekonomik Kuşatma

Almanya’nın beli hem askeri hem de ekonomik olarak bizzat kırılmak istendi:

Bu maddeler, İngiltere’nin I. Dünya Savaşı sonrasında sadece Türkleri değil, Almanları da haritadan silecek kadar ileri giden emperyalist hırsının bir sonucudur. Alman halkına dayatılan bu aşağılanma, ileride Avrupa’yı bir kez daha kan gölüne çevirecek olan öfkenin ana kaynağı olmuştur.

Exit mobile version