Site icon Türkçe Malumatlar

Gerçek Yunanlılar Afrikalıdır! Yunan Kültürü Afrika’dan Geldi. Yunanlılar Medeniyetini Afrika’dan Aldı!

Şimdi sıkı dur, çünkü resmi tarih kitaplarının pek anlatmak istemediği, batı merkezli o “kusursuz antik Yunan” masalını biraz sarsacak bir konudan bahsedeceğim. Hani okullarda bize Antik Yunan’ı medeniyetin, felsefenin, bilimin tek başına doğduğu, gökten zembille inmiş beyaz bir mucize gibi anlatırlar ya; işte işin aslı hiç de öyle değil. Antik Yunan dediğin kültür, aslında burnunun dibindeki devasa Afrika medeniyetinden, yani Mısır’dan ve Fenike’den beslenmiş, oradan devşirilmiş bir yapıdır.

Bu mevzuyu ilk ortaya atan biz de değiliz; bizzat Yunanlıların kendi tarihçileri, mesela tarihin babası sayılan Herodot açık açık yazmış. Herodot diyor ki, “Yunanistan’daki neredeyse tüm tanrıların isimleri ve dini ritüeller Mısır’dan, yani Afrika’dan gelmiştir.” Adamlar gizlememiş bile. Keza meşhur filozoflar Platon, Pythagoras, Thales… Bunların hepsi gençliklerinde tası tarağı toplayıp Mısır’a gitmişler. Oradaki Afrikalı rahiplerden geometri, astronomi, felsefe öğrenmişler, sonra memleketlerine dönüp “Bakın yeni bir şey buldum” diyerek satmışlar. Yani bugün batı felsefesi dediğin şeyin temeli, aslında Afrika’nın köklü bilgi birikimidir.

İşin asıl bomba kısmı ise şu kara tenli, zenci figürlerin Yunan kültürüne ve mitolojisine olan doğrudan katkısı. Mesela meşhur Ezop Masalları vardır ya, hani tilkiyle karga, kaplumbağayla tavşan hikayeleri… İşte o Ezop (Aesop) kelimesi aslında nereden geliyor biliyor musun? “Ethiop” yani Etiyopyalı kelimesinden türemiştir. Adamın bizzat Afrikalı bir köle olduğu, zenci olduğu ve o muazzam sözlü Afrika edebiyatını, fabllarını Yunan kültürüne taşıdığı anlatılır. Yunan edebiyatının temel taşlarından birini bir Afrikalı döşemiş yani.

Mitolojiye bakıyorsun, orada da durum aynı. Zeus’un en büyük aşklarından biri olan ve Argos kralının kızı olan Io, Mısır’a kaçıyor ve orada siyah tenli bir kral doğuruyor. Yunan mitolojisindeki pek çok kahramanın soyu dönüp dolaşıp Afrika’ya, Mısır hanedanlıklarına bağlanıyor. Hatta o dönem Akdeniz’de ticaret o kadar yoğun ki, Atina sokaklarında Afrikalı zanaatkarlar, heykeltıraşlar, gemiciler fır dönüyor. Atina ordusunda, donanmasında bizzat savaşan, kürek çeken, o şehri inşa eden binlerce siyahi insan var. Çömlekçilikte, seramik sanatında bugün müzelerde gördüğümüz pek çok siyah figürlü vazo, sadece “yabancıları” tasvir etmek için değil, o kültürün içinde bizzat yaşayan siyahi sanatçıların eliyle yapılmış eserler.

Uzun lafın kısası; batı dünyası yüzyıllardır “ırkçılık” ve “beyaz üstünlükçülüğü” ajandası yüzünden Antik Yunan’ı tamamen steril, bembeyaz bir kültür gibi pazarladı. Ama tarihi biraz kazıyınca altından bildiğin Afrika bilgeliği, zenci dehası ve Akdeniz’in o karmaşık devşirme yapısı çıkıyor. Yunanlılar sıfırdan bir medeniyet var etmedi; Afrikalıların binlerce yıllık birikimini aldılar, kendi potalarında eritip üzerine kendi logolarını bastılar.

Exit mobile version