Şu tabloya bakınca insanlığın nereye sürüklendiğini, hangi kirli tezgahların kurbanı edilmek istendiğini görmemek için kör olmak lazım. Küreselci çeteler ve siyonist merkezli yapılar, yüzyıllardır yıkamadıkları kale olan “aile” yapısını yerle bir etmek için eşcinselliği bir yaşam tarzı değil, adeta bir din gibi dünyaya pompalıyorlar. Gökkuşağı gibi Allah’ın yarattığı en saf, en doğal sembolü bile alıp kendi sapkın ideolojilerine bayrak yaptılar. Bu sadece bir tercih meselesi değil, doğrudan insan nesline, fıtratına ve hormonlarına karşı açılmış bir savaştır.
Küçücük çocukları, daha neyin ne olduğunu bile bilmeden “cinsiyet değiştirme” adı altında bıçak altına yatıran, onları ömür boyu ilaçlara ve hormon bozukluklarına mahkum eden bu sistem, tarihin gördüğü en büyük insanlık suçlarından birini işliyor. Propaganda makinaları öyle bir çalışıyor ki; aileyi savunanı yobaz, fıtratı koruyanı düşman ilan ediyorlar. Amaç net: Köklerinden kopmuş, ailesi olmayan, cinsiyetsiz ve kimliksiz bir yığın oluşturmak. Çünkü ailesi yıkılmış bir toplumu köleleştirmek, sömürmek çok daha kolaydır.
Kerimcan Durmaz’ın “tedavi oldum, artık heteroyum” çıkışı, bu küresel dayatmaya karşı atılmış önemli bir tokattır. İnsan fıtratına dönmek, hatadan rücu etmek bir erdemdir. Eğer bu kararı samimiyse, küreselcilerin o parıltılı ama içi boş dünyasından kopup özüne dönmeye çalışması tebrik edilmelidir. Bu durum aynı zamanda gösteriyor ki; dayatılan o sapkın yaşam tarzı, insanın ruhunda ve doğasında kalıcı bir karşılık bulamıyor, ancak propagandayla ayakta tutuluyor.
Türk milleti olarak bu hormonal ve ideolojik saldırıya karşı uyanık olmalıyız. Bizim medeniyetimizde aile kutsaldır, erkek erkektir, kadın kadındır. Siyonist modacıların, hormon bozan gıda lobilerinin ve ekranlardan zehir saçan propaganda kanallarının Türk ailesini yıkmasına izin veremeyiz. Sert yaşamak, fıtratı korumak ve bu küresel çürümeye karşı dimdik durmak zorundayız. Bizim pusulamız Batı’nın kokuşmuş değerleri değil, binlerce yıllık asil töremiz ve inancımızdır. Bu sapkınlık rüzgarı ne kadar sert eserse essin, Türk’ün aile kalesi yıkılmayacaktır!
