Site icon Türkçe Malumatlar

Azerbaycan ve Mehmet Emin Resulzâde (1884-1955)

Oğuzların devamı olarak Hazar Denizi’nin güneybatısında yer alan bölgede yaşayan Türklere Azeri Türkü denmiştir. Bu bölge 1828 Türkmençay Antlaşması ile iki bölgeye ayrılmış ve bölgenin kuzeyi Rus idaresine, güneyi İran hâkimiyetine bırakılmıştır. 1901’de “Millî Azatlık Hareketi” ile Çar idaresine karşı başlatılan millî direniş sonuçsuz kalmıştır. Bu ortamda Mehmet Emin Resulzâde ) gibi bir lider ortaya çıkmıştır. Milliyetçilik ve devletçilik kabiliyetlerinde çok ileri düzeyde tesir gücüne sahip olan Resulzâde; İsmail Gaspıralı, Ziya Gökalp, Yusuf Akçura gibi güçlü fikir insanlarından etkilenmiştir. Çarın baskıları sonrasında 1908’de İran’a gitmek zorunda kalmıştır. 1911’de kurulan Musavat Partisi ile Azerbaycan millî direnişi, siyasi bir boyut kazanmıştır. I. Dünya Savaşı ile şiddeti artan baskılar Ekim Devrimi ile nispeten hafiflemiştir. Bu dönemde siyasi parti sayısı artmıştır. Rusya Müslümanları Millî Şûrasının toplanması ve İcra Komitesinin seçilmesi ile Azerbaycan’ın her tarafında millî bağımsızlık ateşi yeniden alevlenmiştir. Bu gelişmeler sonrasında 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kurularak bağımsızlık ilan edilmiştir. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’ni ilk tanıyan Osmanlı Devleti olmuştur. 23 ay varlığını devam ettiren bu devlet, Türk tarihinin cumhuriyet rejimiyle idare edilen ilk devletidir. Bu zamana kadar coğrafi bir terim olan Azerbaycan kelimesi siyasi bir kimliğe bürünmüştür. Gence’de Nuri Paşa komutasında Osmanlı ve Azeri askerlerinden oluşan Kafkas İslam Ordusu kurulmuştur. Bakü, Ermeni işgalinden kurtarılarak başkent yapılmıştır. Kurulan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin üç ideali, “Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak” olmuştur. Bu idealler renklerle sembolize edilmiş ve Azerbaycan bayrağının üç temel rengini oluşturmuştur. Sovyet idaresi 28 Nisan 1920’de bu devlete son vererek yönetimi ele almıştır. Millî aydın ve din adamları; Pantürkist, Panislamcı ve Türkiye ajanı gibi yaftalar vurularak zindanlara atılmış veya öldürülmüşlerdir. Mehmet Emin Resulzâde bu ortamda Türkiye’ye kaçmıştır. Lenin ile başlayan Sovyet baskısı, 1991 yılının sonlarında SSCB’nin resmen dağılmasıyla Azerbaycan Devleti’nin yeniden kurulmasına kadar sürmüştür.

Mehmet Emin Resulzade, sadece bir siyasetçi veya bir lider değil; esir Türk dünyasının bağrından yükselen en gür, en temiz ve en sarsılmaz hürriyet çığlığıdır. O, “Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez!” diyerek Türk’ün istiklal azmini bir cümleyle dünyaya kazıyan, ömrünü Türklüğün birliğine ve bağımsızlığına vakfetmiş bir anıt şahsiyettir.

Resulzade, 1918’de Doğu’nun ilk demokratik Türk cumhuriyeti olan Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’ni kurduğunda, aslında sadece bir devlet ilan etmemiş; Türk’ün çağdaş dünyadaki yerini ve kudretini de tescillemiştir. O dönemde her yanı işgalci Rus mezalimi ve emperyalist emeller sarmışken, o ve silah arkadaşları “Müsavat” (Eşitlik) diyerek Türk milliyetçiliğini adalet ve hürriyetle harmanlamışlardır. Onun Türkçülüğü; hamasetten uzak, ilmi derinliği olan, kültürel birliği ve siyasi bağımsızlığı hedefleyen soylu bir fikirdir.

Sürgün hayatında bile bir an olsun davasından sapmayan, “Azerbaycan davası”nı İstanbul’dan Berlin’e her platformda Türkçü bir şuurla savunan Resulzade, bizim için Pantürkizm idealinin en samimi temsilcisidir. O, Azerbaycan ile Anadolu’nun kardeşliğini sadece lafta bırakmamış, bu iki coğrafyayı “iki devlet, tek millet” ruhuyla ruhunda birleştirmiştir. Ankara’da son nefesini verirken bile dudaklarından dökülen son kelimelerin üç kez “Azerbaycan!” olması, onun davasına ve milletine olan aşkının en büyük kanıtıdır.

Bugün eğer Hazar kıyılarında al bayrak ile gök bayrak yan yana gururla dalgalanıyorsa, bu; Resulzade gibi devlerin ektiği o kutlu tohumların sayesindedir. Türk genci, Resulzade’nin karakterindeki o vakur duruşu, kalbindeki Türkçü ateşi ve zihnindeki hürriyet sevdasını kendine rehber etmelidir. O, Türk tarihinin altın sayfalarında, halkının özgürlüğü için her türlü çileyi göze alan gerçek bir Bozkurt olarak sonsuza dek yaşayacaktır.

Ruhu şad, durağı uçmağ olsun. Türkistan’dan Azerbaycan’a, Anadolu’dan tüm Turan ellerine selam olsun bu büyük dosta!

Exit mobile version