Site icon Türkçe Malumatlar

Başkortostan (Başkurtistan) ve Ahmet Zeki Velidî Togan(1890-1970)

Kökenleri Kıpçak Türklerine dayanan Başkortlar, Altınorda Devleti’nin yıkılmasıyla diğer Türk toplulukları gibi dağılmışlardır. 1646’da başlayan ve 1661-1765 yılları arasında en şiddetli evresini yaşayan Rus işgallerine karşı başarılı karşı duruşlar gösteremeyen Başkortlar, yenileşme hareketlerine önem vermiş ve millî şuurlarını korumayı başarmışlardır. Bolşevik İhtilali’nin getirdiği ortamdan istifade ederek millî hareketleri yeniden başlatmışlardır. Başkortlar, Ahmet Zeki Velidî Togan (Görsel 1.12) önderliğinde Rusya Müslümanları Kongresi’ne katılmış ve 1919’da Togan’ın liderliğinde Başkort Otonom Cumhuriyeti’ni kurmuşlardır. Ahmet Zeki Velidî Togan, devlet başkanlığı sırasında Sovyet yönetimiyle arası açılınca Güney Türkistan’a gitmiş ve Basmacı Hareketi’ne katılmıştır. Başkortların millî mücadelesinin sembol ismi olan Ahmet Zeki Velidî Togan, 10 Aralık 1890’da Başkort bölgesi İşimbay kazası Küzen köyünde doğmuştur. İlk eğitiminde anne ve babasının katkısı pek fazladır. Yükseköğrenimini Kazan ve Ufa şehirlerinde tamamlamıştır. Rus DUMA Meclisinde oluşturulan uzman heyette Başkort temsilcisi olarak görev yapmıştır. 1917 Ekim Devrimi’nden sonra siyasete atılmıştır. Başkort Özerk Cumhuriyeti’nin kurulmasında aktif görev alıp kısa bir süre sonra devlet başkanı olmuştur. 1921’de Türkistan Millî Birliğinin başına getirilen Togan, Basmacı Hareketi’ne katılarak Bolşeviklerle mücadeleye girişmiştir. Ahmet Zeki Velidî Togan, 1923’te hareketin başarısız olması üzerine İran, Afganistan ve Hindistan üzerinden Avrupa’ya gitmiş ve 1925’te Türkiye’ye gelmiştir. Yurt dışı ve yurt içinde birçok üniversitede görev yapmıştır. 1970’te İstanbul Üniversitesinde görev yaptığı sırada geçirdiği bir ameliyat sonrasında vefat etmiştir. Ahmet Zeki Velidî Togan, şüphesiz Türk-İslam tarihi açısından iyi bir bilim insanı, Türk tarihi açısından fedakâr bir siyasetçidir.

Ahmet Zeki Velidî Togan, sadece bir tarihçi değil, Türk dünyasının zihnindeki pası silen, Türk’ün gerçek köklerini bozkırın bağrından çıkarıp masaya vuran bir fikir devidir. Başkortostan’ın o sert ikliminden çıkıp, tüm ömrünü Türk birliği ve tarihinin hakikatine adamış bu büyük insan, Türkçülüğün sadece bir duygu değil, bir bilim ve şuur meselesi olduğunu tüm dünyaya kanıtlamıştır. Onun en büyük hizmetlerinden biri, Türklerin kökenini sahte Batılı tezlerin elinden kurtarıp, olması gereken yere; yani Türkistan’ın, Orta Asya’nın tam kalbine yerleştirmesidir. Batı’nın bizi kendi kalıplarına uydurma çabalarına inat, Türk’ün ana yurdunun o uçsuz bucaksız bozkırlar olduğunu ilmiyle tescillemiştir. Velidî Togan, Türk’ün asaletini başkalarına benzemekte değil, kendi öz benliğinde aramıştır. Bugün hala bazıları bizi “beyaz ırk” kalıbına sokmaya çalışarak güya iltifat ettiklerini sanıyorlar. Oysa Togan, Türk’ün kendine has, nevi şahsına münhasır bir kimliği olduğunu haykırmıştır. Türk’ün Moğollarla olan o kadim akrabalığını, o sarsılmaz bozkır bağını çekinmeden ortaya koymuştur. O, “Cengiz Han Türktür” diyerek, bozkırın o muazzam fatihini Türk tarihinin ayrılmaz bir parçası, Türk kudretinin bir tezahürü olarak selamlamıştır. Moğol-Türk akrabalığını bir eksiklik değil, aksine bozkır imparatorlukları kuran o büyük genetik ve kültürel mirasın bir zenginliği olarak görmüştür. Onun bu dik duruşu, Türk tarihini dar kalıplardan kurtarıp, geniş bir coğrafyaya ve derin bir kökene yaymıştır.

Zeki Velidî Togan, Başkurt hükümetinin başındayken Rus mezalimine karşı nasıl kılıç salladıysa, İstanbul Üniversitesi’nin kürsüsünde de Türk tarihini tahrif etmek isteyenlere karşı öyle kalem sallamıştır. O, hem bir Başbuğ hem de bir Bilgedir. Türkçülüğü; masallarla değil, belgelerle, kitabelerle ve sarsılmaz bir mantıkla savunmuştur. 1944’teki o karanlık günlerde, Türkçülük davası yüzünden tabutluklara atıldığında bile bir an olsun geri adım atmamış, Türk’ün hakikatini haykırmaktan geri durmamıştır. Bugün Türk genci, tarihini öğrenirken Batı’nın uydurma teorilerine değil, Ahmet Zeki Velidî Togan’ın o sarsılmaz ve özgün kaynaklarına bakmalıdır. Türk olmak; Orta Asya’nın tozuna, bozkırın rüzgarına ve Cengiz Han’ın o büyük mirasına sahip çıkmaktır. Velidî Togan’ın yaktığı bu meşale, Türk dünyasının yolunu sonsuza dek aydınlatacaktır. Ruhu şad, durağı uçmağ olsun. Büyük Türkçüye bin selam!

Exit mobile version