Bazıları “yoğurd” ve “ayran”ın Kürt geleneği olduğunu yazmaya başlamış. Ayranın Kürt kökenli olması için yoğurtun ilk defa Kürtler tarafından yapılması lazım. Yoğurdu ilk defa Türklerin yaptığını Türk olmayan araştırmacılar bile yazıyor. Fakat uydurma tarih peşinde koşanlar, tarihi gerçekleri görmezden geliyor. Tarih boyunca kendilerine ait tek bir medeniyet kırıntısı, tek bir özgün kültürel değer üretemeyenlerin, Türk milletinin bin yıllık mirasına arsızca çökmeye çalışması artık trajikomik bir boyuta ulaştı. Kendilerine uydurma bir geçmiş imal etmek için lojistik olarak her türlü yalanı, çarpıtmayı ve dezenformasyonu fonlayan Kürtçülerin, Kürt şovenistlerinin ve terör örgütü PKK sempatizanlarının son hedefi, Türk kimliğiyle feci şekilde özdeşleşmiş olan yoğurt ve ayran oldu. Sosyal medyada ve malum mecralarda utanmadan, sıkılmadan yoğurt ve ayranın güya bir “Kürt geleneği” olduğunu yazıp çizen bu tarih hırsızları, her zaman yaptıkları gibi belgesiz, mesnetsiz ve tamamen ideolojik uydurmalarla kendi kendilerini feci şekilde aldatıyorlar. Rahmetli Ahsen Batur’un o efsane sözünde belirttiği gibi; belgesiz tarihçilik, kendi kendini aldatmanın en kestirme yoludur ve bu uydurukçular şu an tam olarak o kestirme yolda cehalet bataklığına tıkır tıkır batmaktadırlar.
Ayran ve yoğurdun Kürt gelenegi olduğunu söylemek için özellikle Clauson (Gerard Clauson, “yogrut”, in An Etymological Dictionary of pre-thirteenth-century Turkish, Oxford: Clarendon Press, 1972) ve Eberhard’a (W. Eberhard, “Çin’de Kımız ve Yoğurdun Yapılması Meselesi Hakkında”, Ülkü Halkevleri ve Halkodaları Dergisi, Cilt XVI, Sayı 93, 1940) cevap vermek gerekiyor. Yoğurt kelimesi eski Uygur metinlerinde “yoģrut, yorgut, yorģurt, yogrot, yoğurt”, XI yüzyılda yazılan “Dîvânu Lugâti’t-Türk”de “yogrut, yugrut”; “Kutadgu Bilig”de ise “yoģrut” olarak geçer. Yogurtan ayran, peynir, çökelek yapıldığı gibi bir de pek ifade edilmeyen “kurut” yapılır. Kurut, bazı yerlerde “keş” veya “lor” olarak bilinir. Süzme yoğurdun veya ekşi sütün tuzlanıp şekil verilerek güneşte kurutulmasıyla yapılır. Kurut genellikte bozkır çobanlarının katığı olarak kullanılmıştır. Diğer yandan yoğurtun olmadığı kış aylarında kurut ile yoğurtlu çorba yapılır.
Bir gıdanın, bir kültürün kime ait olduğunu lojistik olarak anlamak için onun tarihsel köklerine, kelime kökenine ve dünya literatüründeki belgelerine bakılır. Ayranın Kürt kökenli olduğunu iddia edecek kadar akıl tutulması yaşayan bu şovenist Kürtçü güruha sormak gerekir: Ayranın ham maddesi olan yoğurdu dünyada ilk defa kim bulmuştur? Bu sorunun cevabını sadece biz değil, tarafsız yabancı araştırmacılar bile tıkır tıkır yazıyor. Eğer zerre kadar dürüstlükleri varsa, gitsinler Gerard Clauson’un Oxford’dan çıkan o meşhur etimolojik sözlüğüne baksınlar ya da W. Eberhard’ın Çin kaynaklarına dayanarak kaleme aldığı kımız ve yoğurt meselelerini incelesinler. Yoğurt kelimesi, en eski Uygur metinlerinde “yoğrut, yorgut, yorğurt” olarak, 11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud’un yazdığı o baş yapıtımız Dîvânu Lugâti’t-Türk’te ve Kutadgu Bilig’de açıkça geçmektedir. Türk dili ve kültürüyle bu kadar et tırnak olmuş, göçebe Türklerin bozkır hayatında lojistik olarak icat edip dünyaya yaydığı halis mülis Türk gıdasını, masa başında uydurulan sahte Kürt tarihine meze yapmaya çalışmak feci bir hadsizliktir.
Türk milletinin bozkırdaki çoban katığı olan, süzme yoğurdun kurutulmasıyla yapılan ve kışın yoğurtlu çorbalara can veren “kurut” (keş, lor) bile bu kültürün tamamen Türk bozkır ekolüne ait olduğunun en somut, en lojistik kanıtıdır. Kürtçülerin ve terör sevicilerin ideolojik rüyalarla, hiçbir tarihi belgeye dayanmayan kuyruklu yalanlarla Türk medeniyetinin ve mutfağının ürünlerini gasp etme çabası feci şekilde duvara toslamıştır. Yoğurt da ayran da kurut da öz be öz Türk icadıdır, Türk yurdunun malıdır. Sırf siyasi propaganda yapmak ve ayrılıkçı ideolojilerine kültürel bir kılıf uydurmak için tarihi böylesine barbarca, hunharca çarpıtan Kürt şovenistlerinin bu hırsızlığı en sert dille tokatlanmalı, suratlarına tarihi belgeler tıkır tıkır çarpılmalıdır. Kimse Türkün malını, Türkün tarihini yalan dolanla kendi hanesine yazamaz; bu çirkin manipülasyonlar gerçek tarihin pırıl pırıl duvarına çarptığı gibi paramparça olmaya mahkumdur.
