Site icon Türkçe Malumatlar

Osmanlı’da Vakıf Sistemi

Osmanlı Devleti’nde şehirler genellikle cami etrafında toplanmış medrese, imaret, misafirhane, hastane, han, hamam, kervansaray, tekke, zaviye, mektep gibi dinî, kültürel ve sosyal tesisler çevresinde kurulmuştur. Şehirlerin kurulmasında evler, dükkanlar, fırın, değirmen, pazar yerleri gibi iktisadi ve içtimai ihtiyaçların karşılanacağı binaların imarı gerçekleşmiştir. Camiler ibadet yeri olmanın yanında müslümanların işlerini gördükleri ve herhangi bir devlet emrinin ya da kararının görüşülüp karara bağlandığı yer olarak da kullanılmıştır. Han ve kervansaraylar, yollar üzerinde ve şehirlerde kurulmuştur. Misafirlerin ve tüccarların güvenlik içinde seyahat etmeleri sağlanmıştır. Zaviyeler, yolcuların uğrak yeri olup yiyecek, içecek ve yatacak yer buldukları yerlerdir. Zaviyeler devletin kuruluşunda hizmette bulunmuş ahilere, babalara ve alperenlere vakıf olarak verilmiştir.

Vakıf, İslam devletlerinde önem kazanmış, sosyal ve iktisadi hayat üzerinde derin izler bırakmış dinî ve hukuki bir müessesedir. Vakıflar, Osmanlı Devleti’nde en zengin ve etkili müesseselerden biri hâline gelmiştir (Görsel 3.14). Fethedilen ülkelerde Türk kültürünün yerleştirilmesi, ordunun teçhiz edilmesi, donanmanın desteklenmesi, öğrenciler için yurtlar yapılması gibi hususlarda önemli görevler yapmışlardır.

Vakıflar Osmanlı medeniyetinin gelişmesine katkı sağlamıştır. Osmanlı Devleti’nin siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel gelişimine bağlı olarak hayır işlerini gerçekleştirmek amacıyla ülkenin hemen her yerinde vakıflar kurulmuştur. Vakıflar sosyal hayatta çeşitli faaliyet alanlarında hizmet vermeye başlamıştır. Camiler, mescidler, medreseler, mektepler, imaretler, kervansaraylar, zaviyeler, hastaneler, kütüphaneler, sebiller vb. gibi hayır işleri vakıflar tarafından yapılmıştır. Bununla beraber hayır kurumlarının masraflarının karşılanması amacıyla bina, arazi, nakit para gibi gelir kaynaklarının teşkil ettiği vakıflar bulunmaktadır. Vakıflar aracılığıyla 1540 yılında sadece Anadolu’da 45 imaret, 342 cami, 1055 mescit, 110 medrese, 626 zaviye, 154 muallimhane, 1 kalenderhane, 1 mevlevihane, 2 dârulhuffaz, 75 büyük han ve kervansaray işletilmekte idi. Yine aynı tarihte Anadolu’da 121 müderris, 3756 hatib, imam ve müezzin ile 3299 şeyh, şeyhzade, kayyum, talebe veya mütevelliye maaş ödenmekte idi. Vakıfların faaliyetlerini düzenli ve sürekli olarak yapabilmesi için düzenli gelirlere ihtiyaçları bulunmakta idi. Bundan dolayı vakıfların bütün masraflarının karşılanabilmesi ve çalışanların ücretlerinin ödenebilmesi için vakfın kurucusu tarafından taşınır ve taşınmaz mallar vakfedilmiştir. Vakfedilen mallar arasında araziler, vergiler, mesken olarak kullanılan binalar, dükkanlar, menkuller bulunmaktadır. Vakıflar Türk-İslam kültürünün gelişmesine katkı sağlamışlardır. İnsanlar arasında sosyal adaletin sağlanması ve farklılıkların kaldırılması açısından önemli bir rol oynamıştır. Şehirlerin su ihtiyacının karşılanması amacıyla su bendleri, su kuyuları, çeşme ve sebil vb. gibi işler yaptırılmıştır. Sokakların aydınlatılması, temizlenmesi ve şehirlerin güzelleşmesini sağlamak amacıyla vakıflar kurulmuştur. Yol, köprü, konak yerleri tesis etmek için kurulan vakıflar bulunmaktadır. Osmanlı Devleti’nde sosyal refah seviyesinin yükseltilmesine hizmet eden imaret sisteminin oluşturulması vakıf müesseseleri sayesinde mümkün olmuştur. Vakıflar aracılığıyla kurulan külliyeler Türklerin ilim, sanat, sosyal yardım ve dinî müesseselere önem vermelerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Fakirlerin ücretsiz olarak muayene edilmesi ve ilaçlarının ücretsiz olarak verilmesi vakıflar sayesinde gerçekleşmiştir.

1514 yılında Üsküdar’da Karaca Ahmed’de vakıflar tarafından cüzzamlıların tedavi edilmesi amacıyla Miskinler Tekkesi adı verilen bir hastane açılmıştır. Kanuni’nin eşi Hürrem Sultan tarafından İstanbul’da Haseki Camisi yanına yaptırılan hastane 1539 yılında açılmıştır.

Exit mobile version