Antik Mısır tarihi dediğimizde, aslında yaklaşık üç bin yıllık devasa bir medeniyetten bahsediyoruz. Bu hikaye, en başından sonuna kadar tek bir şeye bağlıdır: Nil Nehri. Nil olmasaydı, ne Mısır, ne o piramitler ne de o zengin kültür olurdu.
Babası Belli Olmayan Rahotep
Rahotep, kimden peydahlandığı belli olmayan, Mısır’da başrahiplik ve Firavunluk yapmış bir devlet adamıdır. Muhtemelen Firavun Snefru’nun ilk karısından oğluydu, ancak Mısır arkeolojisi uzmanı, akademisyen, yazar ve araştırmacı Zahi Hawass, babanın aslında Huni olduğunu tahmin etmektedir. Huni, bilginler tarafından Mısır tarihinde kafa karıştırıcı bir figür olarak görülüyor, çünkü Mısır geleneklerinde uzun süredir hatırlanıyor, ancak saltanatından çok az belge, nesne veya anıt ayakta kaldı.
Rahotep’in ağabeyi Nefermaat, küçük kardeşi Ranefer’dir. Rahotep genç yaşta öldü ve böylece Snefru’nun ölümü üzerine firavun olan Cheops olarak bilinen üvey kardeşi Medjedu Khnum-Khufu oldu.
Nofret ve Rahotep’in üç oğlu – Djedi, Itu ve Neferkau – ve üç kızı – Mereret, Nedjemib ve Sethtet vardı. Hepsi Rahotep’in mezarının duvarlarında tasvir edilmiştir.
Rahotep’in insanların dini duygularını kullanarak sömürdüğü de söylenmektedir.
Rahotep’in Karısı Nofret
Nofret, Mısır’ın 4. hanedanlığı döneminde Eski Mısır’da yaşayan soylu bir kadın ve prensesti. M.Ö. 2613-2494. Nefert’in Türkçesi “güzel” demektir. Ancak kendisi için yapılan resimlere ve heykellere baktığımızda pek güzel gözükmüyor.
Nofret’in ebeveynleri bilinmiyor. Nofret, Prens Rahotep ile evlendi. Rahotep’ten üç kızı ve üç oğlu oldu. Nofret, kocasıyla birlikte Meidum’daki mastaba 6’ya gömüldü.1871 yılında Daninos tarafından Rahotep ve Nofret’in heykelleri bulunmuştur. Nofret, siyah bir peruk ve çok adil bir yüzle tasvir edilmiştir. Sandalyesinin arkasındaki hiyerogliflerdeki unvanları onu “Kralın Tanıdığı” olarak adlandırıyor. Heykeller şimdi Kahire’deki Mısır Müzesi’ndedir. Çiftin mastabasında iki mezar odası ve iki kült şapeli vardı. Güney kült şapeli Rahotep’e, kuzeydeki Nofret’e aitti. Burada Rahotep ile bir adak masasının önünde tasvir edilmiştir.
Başlangıç: Her Şey Nasıl Kuruldu?
Hikaye, MÖ 3100 civarında başlıyor. O zamanlar Mısır, Yukarı ve Aşağı Mısır diye ikiye ayrılmıştı. Menes (ya da Narmer olarak da bilinir) denen bir kral çıktı ve bu iki bölgeyi tek bir devlet çatısı altında birleştirdi. İşte bu, Mısır’ın ilk büyük birleşmesiydi ve başkent olarak Memphis kuruldu.
Eski Krallık: Piramitlerin Altın Çağı
Bu dönem, MÖ 2600 civarında başlayan ve Mısır’ın o meşhur piramitlerini inşa ettiği dönemdir. Eski Krallık’ta firavunlar kendilerini yeryüzündeki tanrılar olarak görüyorlardı ve öbür dünyaya hazırlık yapmak için inanılmaz bir kaynak harcadılar. Giza’daki o devasa piramitler (Khufu, Khafre) ve Sfenks, tam olarak bu dönemin ürünüdür. Bu, merkezi otoritenin en güçlü olduğu ve Mısır organizasyon yeteneğinin zirvesiydi.
Orta Krallık: Sanat ve Refah Dönemi
Eski Krallık biraz zayıflayınca, kısa bir kargaşa dönemi (Birinci Ara Dönem) yaşandı. Sonra Teb (bugünkü Luxor) şehrinden gelen firavunlar ülkeyi toparladı ve Orta Krallık kuruldu. Bu krallık, Mısır’ın daha çok edebiyat, sanat ve kültürle öne çıktığı, firavunların halkın hayatını kolaylaştırmaya (sulama kanalları açma gibi) odaklandığı bir dönemdi.
Ancak bu refah da kalıcı olmadı.
Yeni Krallık: İmparatorluk ve Süper Güç
Orta Krallık zayıflayınca, Hiksoslar denen Asyalı bir grup, atları ve savaş arabalarıyla gelip bir süreliğine Mısır’ın kuzeyini ele geçirdi. Mısırlılar onlardan yeni savaş tekniklerini öğrendi ve nihayetinde onları kovarak ülkeyi yeniden birleştirdi.
İşte bu, Mısır’ın en güçlü dönemi olan Yeni Krallık çağıdır (MÖ 1550). Bu dönemde Mısır artık sadece bir krallık değil, Suriye’den Nübye’ye kadar uzanan bir imparatorluktu.
- Büyük İsimler: II. Ramses (uzun süre hüküm süren, anıtlar diken ve Hititlerle barış antlaşması yapan), Kraliçe Hatshepsut (erkek gibi giyinip başarılı bir şekilde ülkeyi yöneten), Akhenaton (tek tanrılı bir inanç denemesi yapan sıra dışı firavun) ve Tutankhamun (mezarı bozulmadan bulunan genç kral) hep bu döneme aittir.
Son: Zayıflama ve Son Hanedan
Yeni Krallık zayıfladıktan sonra Mısır, tekrar istikrarsızlığa ve işgallere sahne oldu. Önce Libyalılar, sonra Nübyeliler ve ardından Asurlular ülkeyi ele geçirdi. MÖ 525’te ise Pers İmparatorluğu’nun bir eyaleti haline geldi.
Mısır’ın son büyük dönemi, Büyük İskender’in MÖ 332’de gelip Persleri kovmasıyla başlar. İskender’in ölümünden sonra generallerinden Ptolemaios burada kendi hanedanını kurdu.
Son Perde: Bu hanedanın son ve en ünlü üyesi ise bildiğimiz Kleopatra VII idi. O, Mısır’ın bağımsızlığını korumak için Roma’nın güçlü liderleriyle (Julius Caesar, Marcus Antonius) ittifaklar kurmaya çalıştı. Ama MÖ 30’da, Romalı Octavianus (ilerideki İmparator Augustus) Kleopatra’yı yenince, Mısır bir Roma eyaleti oldu ve böylece Antik Mısır’ın binlerce yıllık hikayesi resmen sona erdi.
Bu, Nil’in kenarında kurulmuş, tanrılara ve öbür dünyaya inanmış, piramitleri ve tapınaklarıyla dünyayı hala büyüleyen o muhteşem medeniyetin kısa bir özeti.
