Birçok otoriteye göre Osmanlı Türkiye’sinin son büyük projesi olarak kabul edilen Hicaz Demiryolu Projesi ümmeti birleştirme gayretinin ürünüydü. Ancak Arnavutların, Boşnakların ve en sonunda Araplarında isyan etmesiyle ümmetçilik fikri de geçerliğini yitirmiş oldu. İnşaatına 1900 yılında başlanan Hicaz demiryolu, Şam ile Medine’yi birbirine bağlayacaktı. İstanbul’dan başlatılan hatlar Şam’a ulaştığında İstanbul-Medine hattı birleştirilmiş olacaktı. Böylece Hicaz demiryolunun rüyası olan Mekke hattı tamamlandığında başkentler başkenti İstanbul ile Mekke şehri birbirine kavuşacaktı. Boğazlar’la Arap Yarımadası arasındaki ulaşım hızlanacak, güvenlik ve askerî sevkiyat konularında da önemli bir açık kapanacaktı. Projenin bir diğer faydası da hac yolculuğunu çok kısa süreye indirmesi ve yolculuğu güvenli hâle getirmesiydi. 27 Ağustos 1908 yılında Medine’ye ilk yolculuk gerçekleştirildi. Büyük proje hayata geçirilmiş Şam ve Medine birbirine demiryoluyla bağlanmış, Hayfa ile İstanbul, Medine’ye çok daha hızlı ulaşır duruma gelmişti. Sıra demiryolunun Mekke’ye uzatılmasıydı. Fakat hayal buraya kadar sürdü ve raylar Mekke’ye kadar uzatılamadı. İnşaat Medine’ye yaklaştığında Mescid-i Nebevi’nin, Kuba Mescidi’nin, Veda Tepesi’nin ve canını Uhud’ta seve seve veren sahabelerin hatırası ve ruhu incinmesin diyerek rayların altına keçe döşendi. Türkler Araptan daha Arapçı oldu fakat yine de Araplara yaranamadı. Türkler Arapların rahatı için uğraşırken Araplar ise İngiliz altınlarının parıldamasında gözlerini alamıyor ve Türklere ihanet etmek için gün sayıyordu…
Türkiye’de Arapları sırf Müslüman diye koruyanlar aynı şekilde ihanet içinde olan Kürtleri de korumaktadır. Türkiye bu Arap ve Kürt sevdasından vazgeçmezse gün gelecek Türk nüfusu Türkiye’de tamamen azınlık durumuna düşecek ve Türk ırkı diye bir şey kalmayacak. Ümmetçilik, Kürtçülük gibi fikriyatlar Türkleri sadece kul kategorisine sokar. Ümmetçilik zamanında denendi tutmadı. Tekrar kurcalamaya gerek yok.
