Site icon Türkçe Malumatlar

Nihal Atsız Türklerin Üstün Irk Olduğuna Mı İnanıyor? Türkçülüğü Irkçılık Olarak mı Görüyor?

Hiç şüphesiz Nihal Atsız Türkçülüğün en önemli simalarından biridir ve saldırgan Türkçülüğün savunucularındandır. Nihal Atsız’ın Türkçülük anlayışına kısa bir özet geçmeden önce Nihal Atsız’ın Türkçülük ve Irkçılık hakkındaki fikirlerine bakalım…

Türkçülük, bütün Türklerin tek devlet halinde birleşerek her bakımdan bütün milletlerden ileri ve üstün olması ülküsüdür. Bunun değişmez iki ana unsuru vardır: Irkçılık, Turancılık. Irkçılık ilk önce bir milli savunma vasıtasıdır: Türkelindeki azınlıkların kendi aralarında gizlice yürüttükleri ırk şuuruna karşı bir korunma tedbiridir. Türkiyedeki Selanik Dönmeleri Türkleşmemek için asırlardır gizli tedbirler alırken, hiçbir kültürü ve mazisi olmayan bir takım küçük millet ve cemaatlar soyadı kanununun sarahatine rağmen, kendi soyadlarına kadar saklayıp ırkçılık yaparken, Yahudiler İsrail’in hakiki vatanları olduğunu türlü şekillerle ispat ederken Türkler de hiç şüphesiz devletin hakiki sahibi olarak bazı tedbirler almakta haklıdır. Irkçılık aynı zamanda bir hıfzıssıhha meselesidir. Karışmak daima üstün tarafın aleyhine olduğundan üstün bir ırk olan Türk ırkı aşağı ırklarla karıştığı zaman ortaya çıkan melezlerde Türk’ün bazı üstün vasıfları kaybolmakta, aşağı ırkın iptidai vasıflarından bazıları onun yerini tutmaktadır. Birer müspet ilim olan antropoloji ve rasyolojinin ortaya koyduğu bu hakikatlardan siyasi düşüncelerle vazgeçemeyiz. İlim ve hakikat, siyasetin oyuncağı olamaz.

Orkun Dergisi, 18 Ocak 1952, Sayı: 68 | Nihal ATSIZ

Millet için ırkı esas kabul edersek Fransızlarla Amerikalılar, dil ve kültürü kabul edersek Belçikalılarla İsviçreliler ve hatta Çinliler, vatanı kabul edersek Yahudiler bir millet değildir. O halde millet nedir? Burada önce şunu kabul etmeliyiz: Bizce yalnız Türk milleti vardır. Bunun için de yalnız onun tarifini yapmak lazımdır. Başkaları bu tarifin çerçevesine sığsa da sığmasa da ehemmiyeti yoktur. Türkler için milliyet her şeyden önce bir kan meselesidir. Yani Türküm diyecek olan adam Türk neslinden olmalıdır. Türk nesli de tarihten malûm ve meşhur olan Türklerdir. Sibiryanın buzlu bir bucağında yaşıyan bir Saka veya Litvanyanda yaşıyan bir Kıpçak Türk’tür. Sakanın dili bize pek aykırı gelebilir. Litvanyalı Kıpçak çoktandır öz dilini unutup Litvan diliyle konuşmuş olabilir. Fakat onlar kanca Türk oldukları için Türk’türler. Bunun için biz onlara bir yakınlık duyarız. Fakat yabancı kan taşıyan bir insan Türkçe’den başka dil bilmese bile, o Türk değildir. Bunu şöyle bir misalle izah edebiliriz: Memleketimizde epeyce zenci vardır. Bunların hepsi Türkçe konuşur. Bazılarının dili tam bir İstanbul şivesidir. Başka dil bilmezler. Kanun bakımından da Türk sayılırlar. Fakat onlar Türk müdür? Bir Türk köylüsü onun Türk olduğuna kat’iyen inandırılamaz. Hakikatte de onun Türk olduğunu iddia etmek gülünçtür. Zaten memlekette herkes bunlara Arap der, geçer. Türk kanına yabancılığı bakımından bir İngiliz, bir Yahudi, bir Çerkes, bir Arnavut, bir Kürt veya bir Lâzdan farkı olmayan zencilerin, sırf tabiat ona kara damga vurdu diye Türk olmadığı ittifakla kabul olunuyor da, dış şekilleri Türk’e benziyen başka yabancılar neden Türküm diyince Türk sayılıyor? Madem ki zencinin Türklüğünü kimse kabul etmiyor, o halde şekli Türk’e benziyen yabancı da Türk değildir. Mesele yalnız dış şekil meselesi olsaydı zenciyi Türk saymayıp ötekini saymak belki doğru olurdu. Fakat mesele bir iç meselesidir. Zenci, Türk’e olan sadakatinde ötekilerden, muhakkak ki, daha samimidir. Fakat mesele bir iç meselesi olduğu için Türk’e şeklen benzeyenlerden daha çok sakınmak lazımdır. Malum ya: yılanın bile en tehlikelisi bulunduğu yerle aynı renkte olanıdır. Türk’e düşman olanlar ve bunu açıkça söyleyenler Türkler için o kadar tehlikeli değildir. Asıl büyük tehlike Türkümsü olan yabancılardır. Bunlar iyi Türkçe konuştukları ve çok defa Türkçe’den başka dil bilmedikleri için Türk’ten ayırt edilemezler. Fakat kanlarının başka olduğunu ya bilir, ya da sezerler. Onun için bunlara Türkümsü diyorum. Bunlar dalkavuktur, yalancıdır. Yüze gülerler. Türklüğe zararlı fikirler bunlar arasında revaçtadır. Türk olmadıkları için ufak bir şahsi menfaat uğrunda Türk’e içten içe kötülük eden fikirlere ve teşkilatlara bağlanmaktan çekinmezler. Türkümsülerin, icabında Türk’e nasıl fenalık ettikleri hakkında yüzlerce misal söyleyebiliriz. Bunu tarihi delillerle de ispat etmek kolaydır: Balkan Savaşında Sırplara yenilmemizin sebebi Arnavutların ihaneti değil miydi? Selanik’teki 40 bin kişilik ordumuz neden mukavemet etmeden Yunanlılara teslim oldu? Çünkü o ordunun kumandanı olan Tahsin Paşa Arnavuttu. Halbuki Edirne’deki 12 bin kişilik ordumuz aylarca ve yüzümüzü ağartan bir kahramanlıkla dayandı. Çünkü Edirne Kumandanı Şükrü Paşa Türk’tü.

16 Temmuz 1934 Makale, Orhun | Nihal ATSIZ

Ziya Gökalp’in Türkçülüğünden Farklı bir Anlayış…

1. Türkçülük Tanımı

Nihal ATSIZ’ın yazılarında, bütün Türklerin tek devlet çatısı altında birleşmesi ve “diğer milletlerden üstün olması” hedefiyle açıklanıyor. Bu, Pan-Türkizm (Turancılık) düşüncesiyle doğrudan bağlantılıdır. Ancak burada sadece kültürel ve dil birliği değil, aynı zamanda bir “üstünlük ideolojisi” de vurgulanmış.


2. Irkçılık Unsuru

Nihal ATSIZ, Türkçülüğün değişmez unsurlarından biri olarak ırkçılığı öne çıkarıyor.


3. Irkçılık ve Biyoloji

Nihal ATSIZ’ın yazılarında, ırkçılık sadece siyasi bir tercih değil, aynı zamanda bir “hıfzıssıhha (sağlık)” meselesi olarak sunuluyor.

Bugün modern biyoloji ve antropoloji, “üstün ırk” gibi kavramların bilimsel bir temeli olmadığını kesin biçimde ortaya koyuyor. Ancak o dönemde bu tür tezler, özellikle Avrupa’daki ırk teorilerinden (ör. Nazi ideolojisi) etkilenerek savunulmuş.


4. Turancılık

Nihal ATSIZ Turancılığı Türklerin tek devlet altında birleşmesi ülküsü olarak gösteriyor. Burada hem coğrafi hem de kültürel bir birlik amaçlanıyor. Ancak metindeki yorum, bu birliği barışçıl bir kültürel dayanışmadan çok, “siyasi ve ırksal üstünlük” perspektifine oturtuyor.

Nihal Atsız’a göre Türkler Üstün Irktır!


Nihal ATSIZ Üstün Irk İdeolojisin Savunuyor. Türklerin Üstün bir ırk olduğunu ve bilimsel ile kültürel olarak korunmasını gerektiğini dile getiriyor.

Exit mobile version