Bu olay, II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, Temmuz 1946‘da Pasifik Okyanusu’ndaki Bikini Atolü‘nde gerçekleştirilen “Crossroads Operasyonu” olarak bilinir.
ABD, hizmet dışı bıraktığı kendi donanma gemilerinden oluşan devasa bir filoya iki adet nükleer bomba atmasının temel amacı, gemileri imha etmek değil, nükleer silahların deniz gücü üzerindeki etkilerini bilimsel olarak incelemek ve geleceğin savaş gemilerini bu tehdide karşı nasıl tasarlayacağını öğrenmekti.
Amaç: Nükleer Silahların Etkisini Ölçmek
ABD Donanması, atom bombasının gücünü gördükten sonra, büyük gemilerinin (uçak gemileri, zırhlılar) nükleer bir saldırıdan sağ çıkıp çıkamayacağını ve nasıl korunabileceğini öğrenmek zorundaydı. Testin ana hedefleri şunlardı:
- Hasar Analizi: Bombanın patlama kuvvetinin (şok dalgası, sıcaklık ve rüzgâr) farklı tipteki zırhlı ve zırhsız gemilerde ne tür hasarlar yarattığını görmek. Deney filosu, eski ABD gemileri (uçak gemileri, zırhlılar, destroyerler), hatta ele geçirilen Japon savaş gemileri (örneğin Nagato zırhlısı) ve bir Alman gemisi dâhil olmak üzere 90’dan fazla gemiden oluşuyordu.
- Ekipman Etkisi: Atom bombasının gemilerdeki silah sistemleri, radar, iletişim ekipmanları ve motorlar üzerindeki etkisini incelemek.
- Mürettebatın Hayatta Kalma Şansı: Patlama alanına mankenler ve canlı hayvanlar yerleştirilerek, gemi mürettebatının hayatta kalma şansının ne olacağını simüle etmek.
Baker Testi: Radyoaktif Kirlenmenin Keşfi
Crossroads Operasyonu’nun ikinci testi olan Baker testi, operasyonun en kritik anıydı ve ABD Donanması için beklenmedik bir felakete dönüştü.
- Able Testi: İlk bomba (Able), gemilerin üzerindeki etkisini görmek için havada patlatıldı.
- Baker Testi: İkinci bomba ise doğrudan suyun altında patlatıldı. Bu patlama, devasa bir su sütunu yarattı ve tonlarca radyoaktif kirlenmiş okyanus suyu gemilerin üzerine geri yağdırdı.
- Sonuç: Bu su altı patlaması, gemilerin gövdesini fiziksel olarak parçalamaktan çok, onları yüksek düzeyde radyoaktif kirliliğe maruz bıraktı. ABD, bu testle, nükleer bir saldırıda birincil tehdidin sadece patlama değil, aynı zamanda radyoaktif serpinti ve kirlenmiş su olduğunu acı bir şekilde öğrendi. Gemiler o kadar kirlenmişti ki, onlara yaklaşmak bile imkansızdı.
Bu testler, ABD Donanması’nın gelecekteki gemi tasarımlarını (daha az yüzey alanı, daha iyi havalandırma sistemleri) radikal bir şekilde değiştirmesine neden olan kritik veriler sağladı. Ancak testlerin yapıldığı Bikini Atolü, günümüzde bile yüksek düzeyde radyoaktif kirlenme nedeniyle yerleşime kapalı kalmaktadır.
