APO’yu öldürmekle tehdit eden Türk komutan Orkun Özeller, ülkücüler hışmına uğradı! Ülkü Ocakları mensubu bir şahıs, Emekli Özel Kuvvetler Komutanı Orkun Özeller’i düelloya davet etti.
“Cesaretin varsa Ankara’ya gelince haber ver de neresine diyorsan ben tek başıma geleyim, sen de senin gibi ne kadar varsa topla yüz yüze konuşalım.”
40 yıl düşünsek aklımıza gelmezdi herhalde! Ülkücüler PKK lideri APO’ya laf gelince anasına küfür edilmiş gibi hissediyor. Gerçekten ilginç bir durum arkadaşlar.
Emekli bir Özel Kuvvetler Komutanı, yani bu milletin canını, kanını, en mahrem sırlarını emanet ettiği bir kahraman, bir Ülkü Ocağı mensubu tarafından düelloya davet ediliyor! Bu nasıl bir cürettir, bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Türk Milliyetçiliği, devlete, orduya ve millî kahramanlara sırt çevirmeyi mi emrediyor? Bizim geleneğimizde, kahramanlarımıza kafa tutmak mı var?
Bu olayı savunan, bu çürümeye göz yuman siyasi iradeye, yani Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) mevcut yönetimine sesleniyorum! Sizin savunduğunuz dava bu muydu? Sizin “Ülkücülük” diye sunduğunuz şey, kendi ordusunun emekli komutanını tehdit eden, kabadayılık taslayan bir zihniyet midir?
Ülkücü Kimliğin İhaneti
Ülkücü hareketin özü, devletin bekası, milletin bölünmez bütünlüğü ve disiplindir. Oysa bugün görüyoruz ki, ocağın adını kullananlar, disiplini tamamen kaybetmiş, kimin ne dediğini anlamayan, sadece kendilerine çizilen dar bir siyasi hattan sapan herkesi düşman ilan eden bir aygıt haline gelmiştir.
Asıl felaket ise metnin ikinci kısmında gizlidir: “Ülkücüler PKK lideri APO’ya laf gelince anasına küfür edilmiş gibi hissediyor.” Bu, sadece bir yakıştırma değil, bugün yaşanan acı gerçeklerin bir yansımasıdır. Düne kadar “idam sehpası”ndan bahsedenler, bugün Apo’nun mektubunu okutmak zorunda kalan bir siyasi iradeyle aynı yolda yürümeyi “dava” sayıyor!
MHP, siyasi çıkar uğruna kendi kimliğini, kendi ruhunu ve Ülkücülüğün kutsal değerlerini ayaklar altına almıştır! Bu parti, iktidar uğruna öyle bir koalisyonun parçası haline gelmiştir ki, kendi tabanındaki şaşkınlık ve hayal kırıklığı artık isyana dönüşmüştür.
Türkçülük, omurgalı olmayı, dik durmayı gerektirir. Siyasi çıkarlar için dün sövdüğüne bugün methiye düzen, kendi millî kurumlarına kafa tutanları susturamayan bir yapı, Türk Milliyetçiliği davasını temsil edemez! MHP, bugün maalesef, o şanlı davanın önündeki en büyük engeldir, en büyük utanç tablosudur!
Bizim yolumuz, bu yozlaşmadan dönüp, Başbuğların bıraktığı o tertemiz, devlete sadık, millî omurgası sağlam Ülkücülük yoludur! Bu çarpık yapı düştüğü yerden kalkmadıkça, Türk Milliyetçiliği davası özgürleşmeyecektir! Gereken dersi verin, bu çürümüşlüğe dur deyin! Saygılarımla.
