Site icon Türkçe Malumatlar

Yeni Doğan Bebeği Döverek Engelli Bırakan PİSLİK Hemşire!

Bir Trajedinin Anatomisi: Gaziantep’te Bir Bebeğin Hayatını Karartan Sağlık Sistemi ve Liyakat Sorunu

Gelip geçici bir haber değil bu. Bir ülkenin vicdanını titretmesi gereken bir olay…
Gaziantep’te yaşayan Sema ve Abdullah Bozoklar’ın 2021 yılında dünyaya gelen kızları, Deniz Esin, düşük kilolu olduğu için KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde kuvöze alındı. Normalde bir hastane, özellikle yenidoğan bölümü, bir bebeğin en güvenli olması gereken yerdir. Anne baba o kapıdan içeri girerken evlatlarını emanet eder, içi rahat eder, “En doğru yer burası” der.

Ama bu olay bize şunu tekrar tekrar gösterdi:
Liyakat yoksa en güvenli yer, en tehlikeli yer hâline dönüşebilir.

“Bir Hemşire” Değil, Bir İnsanlık Sorunu

Deniz Esin’in kuvözde çok sakin ve hareketsiz olduğunu fark eden bir hemşire, durumu ciddiye alıp kontrol ettiğinde bacağındaki morlukları gördü. Buraya kadar hikâye sıradan bir tıbbi dikkat anı gibi görünüyor. Fakat kamera görüntüleri izlendiğinde ortaya çıkan tablo—insanın kelimeleri boğazında düğümleyecek kadar ağır.

Görüntülerde hemşire H.D.B.’nin bebeğe şiddet uyguladığı tespit ediliyor.
Evet, bir yeni doğmuş bebeğe.
Evet, nefes almaya başlayan bir meleğe.

Ve bununla bitmiyor.
Bebeğin bacağı kırılmış.
Kırık ise 5 gün boyunca fark edilmemiş, müdahale edilmemiş.

Bu yalnızca bir hata değildir.
Bu yalnızca “ihmal” değildir.
Bu, işini bilmeyen bir kişinin sorumsuzluğunun çok ötesinde, insanlık dışı bir davranıştır.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken şey şu: Bu olay tek bir kişinin kötü niyetinden ibaret değildir. Bir kişinin yaptığı bu eylemin ortaya çıkması bile sistemin tamamında bir çöküş olduğunu gösteriyor.

Aileye Üç Yıl Boyunca Bir Şey Söylenmedi

Belki de bu hikâyenin en sarsıcı tarafı burası.

Aile, kızlarının engelli oluşunun “doğuştan” olduğunu zannediyor. Hatta doktorlar tarafından bile bu şekilde bilgilendiriliyor. Yıllar boyunca çocuklarına özel bakım yaparken, yaşananların kader olduğuna inanıyorlar.

Ta ki…
E-devlet mesajıyla açılan davayı görene kadar.

Bir düşünün…
Üç yıl boyunca çocuğunuzun engelli olduğunu sanıyorsunuz.
Sonra bir gün bir bildirim geliyor, ve öğreniyorsunuz ki:
Çocuğunuz doğarken sağlıklıymış. Engelli kalmasının sebebi bir hemşirenin şiddetiymiş.

Bunu duyunca yıkılmamak elde mi?

Anne şöyle diyor:
“O dışarıda geziyor, benim çocuğum evde hapis hayatı yaşıyor.”

Bu cümlenin ağırlığını tarif etmek mümkün değil.

Sistem Nasıl Böyle Bir Açığı Barındırabilir?

Şimdi gelelim işin en önemli kısmına…

Bu olay yalnızca “bir hemşirenin suçu” olarak geçiştirilemez.
Bu, sağlık sektöründe yıllardır biriken ve artık taşıp ortalığa saçılan büyük bir liyakat krizi, denetim eksikliği, empati yoksunluğu, denetimsiz kamu yapısı sorunudur.

1️⃣ Bu kişi nasıl işe alındı?

Yeterlilik testleri?
Psikolojik değerlendirmeler?
İş tecrübesi kontrolü?

Hepsi kâğıt üstünde mi kaldı?

2️⃣ O 5 gün boyunca kimse nasıl fark etmedi?

Bir bacağı kırılan bebek 5 gün boyunca ağlamadı mı?
Hemşireler, doktorlar, sorumlu uzmanlar nerede?

3️⃣ Aileye nasıl bilgi verilmez?

Bu sadece tıbbi hata değil, etik ihlali değil, vicdan ihlali değil…
Bu apaçık gizleme, saklama, örtbas etme girişimidir.

4️⃣ Neden 3 yıl sonra aileye haber gidiyor?

Bu nasıl bir sistem ki,
bir bebeğe yapılan şiddet ancak mahkeme açıldığında aileye bildiriliyor?

Bu soruların cevabı yok. Çünkü sistem baştan aşağı sorunlu.

Hemşirelik Şefkat Mesleğidir, “Devlet Kadrosu” Mesleği Değil

Bu olay bize şunu gösteriyor:

Empatisi olmayan biri, sağlık sektörüne asla sokulmamalıdır.
Hele yenidoğan, yaşlı, ağır hasta, engelli bireylerin olduğu yerlere…

Ama ne yazık ki sistem şöyle işliyor:
Sınava gir, puanı kap, torpili bul, kadroyu al, sonra da “devlet güvencesiyle” rahat bir hayat yaşa.

Bu mesleği meslek yapan şey bilgi değil;
şefkat,
sorumluluk,
duygusal zekâ,
insan sevgisidir.

Bunlar yoksa…
Bir psikopat da hemşire olabilir.
Bir empati yoksunu da çocuk servisinde çalışabilir.
Bir öfkeli, kontrolsüz kişi de yenidoğan kliniğine kadar sızabilir.

Tek sorun kişi değil…
Bu kişiyi içeri alan, denetlemeyen, koruyan, gören ama susan sistemtir.

Türkiye’de Sağlık Sistemi Liyakatla Yeniden Yapılandırılmak Zorunda

Bu olaydan sonra birkaç personelin görevden alınması hiçbir şey ifade etmiyor.
Bu sadece bir yara bandı.
Yara ise derin, sistemin kalbinde.

Ne yapılmalı?

Eğer bu yapılmazsa, bugün Deniz Esin olan yarın başka bir masum olacaktır.

Son Söz: Bu Olay Unutulmasın Diye Yazıyorum

Bu yazı bir aileye destek olmak için değil yalnızca.
Bu yazı bir çocuğun yaşadığı acının unutulmaması için değil yalnızca.
Bu yazı, bu ülkenin sağlık sisteminin bir kez daha “torpilli memur” faciasının kurbanı olmaması içindir.

Çünkü empatisiz bir çalışan, bir hemşire forması giydiğinde bir melek değil, bir tehdide dönüşür.

Bu olay, ülkeye bir tokat gibi çarpmalı:

Liyakat yoksa, sağlık sistemi güven değil tehlikedir.

Dilerim ki bu dava yalnızca bir kişinin ceza almasıyla sonuçlanmaz;
bir neslin güvenliğini koruyacak bir sistem değişiminin başlangıcı olur.

özellikle sağlık sektöründe bu şekilde psikolojik problemleri olan bir çok insan tanıyorum. bunları hastalardan uzak kimseyle muhatap olamayacağı yerlere verip idare ediyorlar.

yenidoğan, çocuk gibi özel bir psikoloji gerektiren bölümlere ayrıca önem verilip uygun personel görevlendirilmesi gerekir. tabi bu hiçbir yerde yok.

Bu olay özelinde sadece o hemşirenin değil hiyerarşi de kim varsa, baş hekiminden sağlık müdürüne kadar görevden alınması gerekir. hastanedeki skandalı sırf koltuklarımız elimizden gitmesin, başımız ağrımasın diye örtbas etmeye çalışmışlar.

Bebeğin beş gün sonra tedavi edilmesi nedir yahu Allah belanızı versin.

Devletin insanla birebir muhatap olan kurumlarında dönemsel psikiyatrik incelemeyi artık gündeme alması lazım. sağlık sektöründe inanılmaz bir acımasızlığa gidiyor bir süre sonra konu. tahammülsüzlük yıpranmışlık bir de psikiyatrik hastalığa yatkınlıkla birleşince başka hayatlara zarar verir oluyor. öyle akıl almaz bir olay ki kadın beyin tümörü kaynaklı ani bir öfke krizi mi geçirdi diye de soruyorum. buna benzer insana hayatı sorgulatan olayların arkasındaki oldukça sıklıkla tespit edilmemiş nörolojik hastalıklar çıkabiliyor. Pislik yaratık. allah aşkına ya şu isterse 30 yıl yatsın içi soğur mu insanın? şimdi bu pislik yaratık normalde kemiklerinin zarar göreceği şekilde şiddet görmeli ve sonra tedavi edilmeli. iyileştikten sonra yine aynı işlem uygulanmalı başka türlü insanın içi soğumaz. ölmek için yalvarmalı ama ölmemeli. bu pisliğe sıradan bir hapis cezası ödül olur.

Hastane Personelinin Psikolojik Sağlığının Önemi ve Etkileri

Hastaneler, doğası gereği yüksek stres, duygusal yoğunluk ve sürekli değişen durumların yaşandığı ortamlardır. Hastane personelinin psikolojik durumu, sadece kendi refahlarını değil, aynı zamanda hastalarına sağladıkları bakımın kalitesini ve hasta güvenliğini doğrudan etkiler.

1. Neden Psikolojik Sağlamlık Esastır?

Hastane ortamı, çalışanlar üzerinde benzersiz baskılar yaratır:

2. Yönetim ve Etik Yaklaşım

“Psikolojisi bozuk insanlar çalışmamalı” gibi kesin bir ifade yerine, konuya iş performansını ve hasta güvenliğini merkezine alan profesyonel bir bakış açısıyla yaklaşılmalıdır.

3. Sonuç

Bir hastanenin en değerli kaynağı, yetenekli ve sağlıklı çalışanlarıdır. Hastanelerde çalışan her profesyonelin, görevini en iyi şekilde yapabilmesi için psikolojik olarak sağlam olması gerekir. Bu sağlamlık, yasaklama veya dışlama yoluyla değil; kurumsal destek, önleyici programlar ve tedaviye erişim yoluyla sağlanmalıdır. Sağlıklı personel, mutlu ve güvende hastalar demektir.

Exit mobile version