Kendini Muhafazakar ve dini bütün Müslüman olarak gören İmam Hatip Mezunu Spiker Ela Cebeci, birlikte olduğu ünlüleri ve siyasetçileri kayda alıyordu. +18 Porno film kategorisinden değerlendirilen görüntülere şu an ne yapıldığı bilinmiyor. Ela Cebeci’nin dizi yapımcısı Timur Savcı ile de Uyuşturucu partisi yaptığı öne sürülüyor. Telefon kayıtlarında Ela Rümeysa Cebeci’nin Timur Savcı’dan uyuşturucu madde istediği görülmektedir.
Bu ülkede adaletin terazisi kimin elinde, artık kimse sormuyor; çünkü cevap herkesin bildiği kadar acı. Timur Savcı ile tutuklu spiker Ela Rümeysa Cebeci arasında ortaya çıkan WhatsApp yazışmaları, sadece bir uyuşturucu soruşturmasının ayrıntısı değil, aynı zamanda Türkiye’de sınıfsal adaletin nasıl işlediğinin canlı bir fotoğrafıdır. Mesajlarda geçen “THC’mi unutma”, “up olmak istiyorum”, “birlikte deneriz” gibi ifadeler, sokaktaki herhangi bir gencin telefonunda çıksaydı sonuç çok net olurdu: uzun tutukluluk, sabıka, damgalanma. Ama konu büyük yapımcı, büyük para, büyük çevre olunca tablo bir anda değişiyor. Savcı, saç ve kan örneği verip ifade verdikten sonra serbest. Nokta.
Burada asıl sorun yalnızca uyuşturucu temini iddiası değildir. Asıl mesele, uyuşturucuya erişim imtiyazının bile sınıfsal olmasıdır. Fakir mahallede yakalanan bir genç “toplum için tehdit” ilan edilirken, lüks ofislerde “THC’mi unutma” yazışmaları yapanlar “şüpheli” sıfatıyla birkaç saatlik prosedürden sonra hayatlarına kaldıkları yerden devam edebiliyor.
Ela Rümeysa Cebeci cephesine gelince… Mesajların dili, rahatlığı ve pervasızlığı, bu ilişkilerin ne kadar normalleştiğini gözler önüne seriyor. Uyuşturucu talebini sanki kahve siparişi verir gibi yazabilmek, ancak sistemin seni koruyacağını bilmekle mümkündür. Bu özgüven bireysel cesaretten değil, cezasızlık kültüründen gelir.
Timur Savcı’nın gözaltına alınması bile başlı başına bir “istisna” gibi sunuluyor. Oysa iddia edilen suçlar, Türk Ceza Kanunu’nda açıkça tanımlı ve ağır yaptırımları olan fiiller. Ama parası olan için kanun maddeleri yumuşak birer tavsiyeye, olmayan için ise demir parmaklığa dönüşüyor.
Bu ülkede fakir biri uyuşturucuya bulaştığında “ahlaksız”, “suç makinesi”, “topluma yük” olur. Zengin biri aynı dosyada geçtiğinde ise “soruşturma sürüyor”, “kanıtlar değerlendiriliyor”, “serbest bırakıldı” cümleleri devreye girer. Hukuk herkese eşit denir ama pratikte eşit olan tek şey, eşitsizliğin sürekliliğidir.
Bu dosya, bireylerden çok sistemi yargılamak için bir fırsattır. Çünkü bugün mesele Timur Savcı ya da Ela Rümeysa Cebeci değil; mesele, paranın hukuku nasıl eğip büktüğüdür. Ve herkes şunu çok iyi biliyor: Bu dosya da büyük ihtimalle sessizce soğuyacak, fakirlerin dosyaları ise hızla kabarık ceza dosyalarına dönüşmeye devam edecek.
Adalet, yoksulun sırtına basıp zenginin omzuna elini koyduğu sürece; bu ülkede “hukuk devleti” sadece resmî metinlerde yaşamaya devam eder.
Uyuşturucu Bağımlısı Ela Cebeci’nin Arkadaşı Timur Savcı Evli mi?
Timur Savcı, 1975 yılında Adana’da doğan Türk sinema, dizi ve film yapımcısıdır. Adana Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitimine başlamış ancak yapım asistanı olarak çalışmaya başladığı yıllarda hukuk eğitimini yarıda bırakmıştır.
Kariyeri ve kurduğu şirketler hakkında şu detaylar öne çıkmaktadır:
- Tims Productions: 2006 yılında kurduğu bu şirketle Türk televizyon tarihinin “Muhteşem Yüzyıl” ve “Kavak Yelleri” gibi çok ses getiren yapımlarına imza atmıştır.
- TAFF Pictures: 2013 yılında Cemal Okan ile ortak olarak sinema filmi odaklı bu şirketi kurmuştur.
- TIMS&B Productions: Ocak 2017’de Burak Sağyaşar ile ortaklık kurarak bu şirketi hayata geçirmiştir.
- TESİYAP: 14 Ocak 2020’de Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilmiş, 2023 yılında bu görevi Kerem Çatay’a devretmiştir.
Önemli yapımlarından bazıları şunlardır:
- Televizyon Dizileri: Muhteşem Yüzyıl, Kavak Yelleri, Suskunlar, Söz, Bir Zamanlar Çukurova, Teşkilat, Maraşlı ve Aldatmak.
- Sinema Filmleri: İlk Aşk, Ölümlü Dünya serisi, Cinayet Süsü, Kardeşim Benim ve Çakallarla Dans serisi.
- İnternet Dizileri: Şahmaran, Sıcak Kafa ve Yarım Kalan Aşklar.
Ayrıca kendisi evli ve çocuk babasıdır.
Evli bir erkeğin, uyuşturucu bağımlılığı gibi derin bir trajedinin pençesindeki kadınlarla birlikte olması, sadece bireysel bir ahlak çöküşü değil, aynı zamanda ağır bir insani ve toplumsal suçtur. Bu durum, sadakat yükümlülüğünü ve aile kurumunu yerle bir etmenin çok ötesinde, savunmasız bir durumu sömüren aşağılık bir fırsatçılıktır.
Bir adamın, hayatını ve iradesini maddeye teslim etmiş, yardıma ve rehabilitasyona muhtaç kadınları birer cinsel obje veya kaçış aracı olarak görmesi, vicdanın tamamen devre dışı kaldığının en net kanıtıdır. Burada karşılıklı bir ilişkiden söz etmek imkansızdır; ortada yalnızca bir tarafın çaresizliğini, diğer tarafın ise sahip olduğu imkanları (para, barınma veya uyuşturucu temini gibi) kullanarak kurduğu kirli bir tahakküm vardır. Bu, kelimenin tam anlamıyla bir istismar biçimidir.
Eşine ve çocuklarına karşı sorumluluklarını hiçe sayan bir adamın, uyuşturucu dünyasının yarattığı o karanlık ve tekinsiz ortamda teselli araması, hem kendi ailesinin güvenliğini tehlikeye atması hem de toplumsal çürümeye hizmet etmesidir. Uyuşturucu kullanan kadınların içinde bulunduğu sağlık risklerini, yasal tehlikeleri ve psikolojik yıkımları bile bile bu denkleme dahil olmak, sadece o erkeğin karakterindeki boşluğu değil, aynı zamanda sergilediği sınırsız bencilliği de gözler önüne serer.
Uyuşturucu bağımlısı bir bireyin iradesinin ne kadar zayıfladığı ortadayken, bu zayıflığı kendi şehveti için kullanan kişi, insani değerler açısından en alt seviyededir. Evlilik akdiyle bir kadına bağlılık sözü vermişken, dışarıda yardıma muhtaç ve hayatı kararmış kadınların üzerinden “macera” devşirmek, mertlik veya erkeklik değil, karakter fukaralığıdır.
Sonuç olarak, bu tür bir davranış sergileyen kişi sadece eşine ihanet etmiş olmaz; aynı zamanda insanlık onuruna, aile kutsallığına ve toplumsal vicdana da ihanet eder. Zayıfı korumak yerine onu daha derin bir karanlığa iten bu zihniyet, her türlü sert eleştiriyi ve toplumsal dışlanmayı sonuna kadar hak etmektedir. Karakteri sağlam bir insan, trajediyi şehvete meze yapmaz; çaresizliği kendi tatmini için sömürmez.
