Site icon Türkçe Malumatlar

Kürtler Neden İsrail’den Medet Umuyor? Kürtler Neden İsrail’i Destekliyor?

İsrail’in en büyük düşmanı İran. Ayrıca Arap ülkeleri de arası pek iyi değil. Araplarla yaptığı 7 saat savaşında da batının tüm desteğini kazandı. Eğer İsrail benzer bir savaşa girerse yine batının desteğini alacak. Bu yüzden Kürtler de İsrail’i ayrılmaz bir müttefik olarak görüyor. Olur da İsrail Türkiye ile savaşırsa muhakkak batılı güçler İsrail’i destekleyecek. Kürtler ise bundan kendine pay çıkarma derdinde.

Türkiye’de faaliyet gösteren ayrılıkçı Kürt siyasal hareketlerinin bir kısmı, uzun süredir yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü hedef alan bir çizgide ilerlemekle kalmamakta; aynı zamanda bölgesel ve küresel güçlerin ajandalarıyla örtüşen pozisyonlar almaktadır. Bu durum, meselenin “hak arayışı” söyleminin ötesine geçerek, açık bir jeopolitik araçsallaşmaya dönüştüğünü göstermektedir.

Özellikle İsrail gibi Orta Doğu’da sınırları ve dengeleri kendi güvenlik çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirmek isteyen bir aktörle kurulan örtük ya da açık temaslar, bu ayrılıkçı hareketlerin samimiyetini sorgulatmaktadır. Filistin meselesinde sessiz kalan, hatta zaman zaman İsrail’in politikalarını dolaylı biçimde meşrulaştıran söylemler; buna karşın Türkiye’ye karşı sert, düşmanca ve parçalamayı hedefleyen bir dilin kullanılması, çelişkinin en açık göstergesidir.

Bu noktada mesele, “Kürtlerin hakları” gibi masum bir çerçevede ele alınamaz. Türkiye’de milyonlarca Kürt vatandaş, ülkenin birliği içinde yaşamını sürdürmekte, siyasette, ekonomide, kültürde aktif rol almaktadır. Ayrılıkçı hareketlerin yaptığı ise bu toplumsal gerçekliği yok sayarak, etnik kimliği dar bir ideolojik projeye indirgemek ve dış güçlerin bölgesel hesaplarına eklemlemektir.

İsrail’in Orta Doğu’daki stratejik yaklaşımı açıktır: güçlü, merkezi ve bağımsız devletler yerine; etnik ve mezhepsel olarak parçalanmış, birbiriyle çatışan yapılar. Ayrılıkçı hareketlerin bu stratejiyle örtüşen tutumlar alması, meselenin yalnızca iç siyaset değil, doğrudan ulusal güvenlik boyutu taşıdığını ortaya koymaktadır.

Türkiye’nin toprak bütünlüğünü hedef alan her hareket, hangi etnik ya da ideolojik söylemi kullanırsa kullansın, sonuçta bu ülkenin ortak geleceğine zarar vermektedir. Eleştirilmesi gereken tam olarak budur: dış destek arayışını meşrulaştıran, bölgesel kaosu fırsat olarak gören ve Türkiye’yi zayıflatmayı siyasal hedef hâline getiren ayrılıkçı çizgi.

Kürtler ve İsrail arasındaki ilişkiler, Orta Doğu jeopolitiğinde on yıllardır süregelen, ancak genellikle “resmi olmayan” veya “gizli” yürütülen karmaşık bir denklemdir. Bu yakınlığı ve karşılıklı güvenin temellerini tarafsız bir bakış açısıyla şu başlıklar altında incelemek mümkündür:

1. Ortak Stratejik Yalnızlık ve “Azınlıklar İttifakı”

Bu ilişkinin temelinde, İsrail’in kuruluş yıllarından itibaren geliştirdiği “Çevre Stratejisi” (Periphery Doctrine) yatar. Bu doktrine göre İsrail, kendisini çevreleyen ve düşman olarak gördüğü Arap devletlerine karşı, bölgedeki Arap olmayan aktörlerle (o dönemde İran, Türkiye, Etiyopya ve Kürtler) ittifak kurmayı amaçlamıştır.

2. Tarihsel Arka Plan ve Destek

İlişkilerin kökeni 1960’lara ve 70’lere kadar uzanır:

3. Siyasi Destek ve Bağımsızlık Referandumu

İki yapı arasındaki güvenin en somut görüldüğü anlardan biri 2017 yılında gerçekleşen Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Bağımsızlık Referandumu sürecidir.

4. Güven İlişkisinin Dinamikleri

Bu yakınlık sadece siyasi değil, aynı zamanda pragmatik nedenlere dayanır:

5. Karşıt Görüşler ve Riskler

Bu yakınlık her iki taraf için de bazı riskler barındırır:

KÜRT İSYANLARI

Osmanlı Dönemi İsyanları


Cumhuriyet Öncesi ve Geçiş Dönemi


Cumhuriyet Dönemi Büyük İsyanlar


Irak ve İran Coğrafyasındaki Diğer İsyanlar


Modern Dönem

Exit mobile version