Site icon Türkçe Malumatlar

OSMANLIYA VE TÜRKLERE İHANET EDENLER! Türkler Savaşsın, Türk Olmayanlar Zevk-ü Sefa İçinde Yaşasın!

Osmanlı İmparatorluğu, Balkan Harbi’nin ardından yalnızca toprak kaybetmedi; bir çağın yükünü de Türk köylüsünün, Türk askerinin omuzlarına yıktı. Avrupa’daki toprakların yüzde 83’ü gitti, 6,5 milyon insan savruldu. Cephede can verenler belliydi, cepheden kaçanlar da. Bedeli ödeyen hep aynıydı: Anadolu’nun yoksul Türk evladı. Rumlar, Ermeniler, Araplar, Kürdler rahatça yaşıyordu. Özellikle gayri müslimler zenginliğine zenginlik katıyordu. Türkler ise her cephede savaşarak İmparatorluğu ayakta tutmaya çalışıyor ama İmparatorluğun kaymağını Türk olmayanlar yiyordu.

Fotoğrafta, terhis edilmiş bir asker Beyoğlu’ndan geçiyor. Üzerinde yalnızca üniforma yok; yenilginin ağırlığı, açlığın izi, utancın sessizliği var. O asker, cephede yalnızca düşmanla değil, yoklukla, ihanete varan kayıtsızlıkla da savaşmıştı. Sırtındaki yük, bir imparatorluğun çöküşüydü.

Aynı karede ise bambaşka bir manzara duruyor: Kafelerde keyif sürenler, savaşın adını bile ağzına almayanlar, cepheye gitmeyip ticaretle semirenler. Askerlikten çeşitli yollarla muaf tutulan, bedel ödemeyen, ama barış günlerinde imparatorluğun nimetlerinden en çok faydalanan imtiyazlı kesimler… Utanmak onlara uğramamıştı.

Türk köylüsü tarlasını, oğlunu, ekmeğini verdi. Anadolu kan verdi. Buna karşılık Türk olmayan zümreler, askerlikten kaçtı; savaşta yoktu, ama kazançta vardı. Cephede Türk ölürken, arka sokaklarda servet büyütenler oldu. Ve iş en acı noktaya geldiğinde, Osmanlı çözülürken, bu imtiyazlı çevrelerin bir kısmı yüzünü devletten çevirdi; ticaretle büyüdükleri düzen yıkılırken sadakat göstermediler.

Bu bir etnik sorundu. Devleti ayakta tutan fedakârlığı yapanla, yükten kaçan arasındaki uçurum meselesidir. Askerlik Türk’e mecburiyet, başkasına muafiyet olursa; kan birine farz, diğerine seyirlik olursa, çöküş kaçınılmaz olur.

Yunanistan


Sırbistan


Karadağ


Romanya


Bulgaristan


Arnavutluk


Bosna-Hersek


Mısır


Tunus


Cezayir


Libya


Irak


Suriye


Lübnan


Ürdün


Suudi Arabistan

Tarih bazen büyük muharebelerde değil, bir kaldırım taşında yazılır. Bir yanda cepheden dönen yoksul asker, diğer yanda savaşın gölgesinde bile keyif sürenler… O fotoğraf, Osmanlı’nın neden çöktüğünü anlatan en sade, en acı belgedir.

Türk’ün fedakârlığı bu toprakların harcıdır. Ama fedakârlık tek taraflı olursa, adalet yoksa, imtiyaz korunursa; devlet çöker, tarih hesap sorar. Ve o hesap, yıllar sonra bile kapanmaz.

OSMANLIYA İHANET EDENLER!

OSMANLI’YA KARŞI İSYANLAR, AYRILIKLAR VE İHANETLER

(TÜRK DEVLET AKLI VE TARİHSEL GERÇEKLER IŞIĞINDA)

Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış süreci yalnızca askerî yenilgilerle değil, iç isyanlar, ayrılıkçı hareketler ve dış güçlerle iş birliği yapan unsurlar üzerinden hızlandı. Bu süreçte en büyük bedeli cephede kan döken Türk köylüsü ve askeri ödedi.


ERMENİ MESELESİ VE ERMENİ İSYANLARI

Başlıca Ermeni İsyanları ve Faaliyetleri:

Tarihsel Gerçek:

Bu süreçte Türk siviller de büyük kayıplar verdi, fakat bu gerçek Batı anlatılarında sistemli biçimde görmezden gelindi.

KÜRT İSYANLARI (OSMANLI SONU – ERKEN CUMHURİYET)

Önemli bir ayrım yapmak gerekir:
Devlete sadık Kürt aşiretleri olduğu gibi, dış güçlerle iş tutan ayrılıkçı liderler ve şeyh merkezli isyanlar da olmuştur.

Osmanlı ve sonrası dönemde öne çıkan isyanlar:

Ortak özellikleri:

Bu isyanların bastırılmasında yine Türk askeri cephedeydi; bedeli Anadolu halkı ödedi.

BALKAN İSYANLARI VE TOPLU KOPUŞ

Ayrılan devletler ve isyanlar:

Bu isyanların ardından:

ARAP İSYANLARI VE İNGİLİZ İŞ BİRLİĞİ

En kritik kırılma:

TÜRKÜN FEDAKÂRLIĞI – TARİHSEL GERÇEK

SONUÇ: TARİHİN ACI AMA NET GERÇEĞİ

Osmanlı’nın çöküşü:

Türk milleti:

Bugün tarih konuşulurken bu gerçekler görmezden gelinemez.

Exit mobile version