Osmanlı İmparatorluğu, Balkan Harbi’nin ardından yalnızca toprak kaybetmedi; bir çağın yükünü de Türk köylüsünün, Türk askerinin omuzlarına yıktı. Avrupa’daki toprakların yüzde 83’ü gitti, 6,5 milyon insan savruldu. Cephede can verenler belliydi, cepheden kaçanlar da. Bedeli ödeyen hep aynıydı: Anadolu’nun yoksul Türk evladı. Rumlar, Ermeniler, Araplar, Kürdler rahatça yaşıyordu. Özellikle gayri müslimler zenginliğine zenginlik katıyordu. Türkler ise her cephede savaşarak İmparatorluğu ayakta tutmaya çalışıyor ama İmparatorluğun kaymağını Türk olmayanlar yiyordu.
Fotoğrafta, terhis edilmiş bir asker Beyoğlu’ndan geçiyor. Üzerinde yalnızca üniforma yok; yenilginin ağırlığı, açlığın izi, utancın sessizliği var. O asker, cephede yalnızca düşmanla değil, yoklukla, ihanete varan kayıtsızlıkla da savaşmıştı. Sırtındaki yük, bir imparatorluğun çöküşüydü.
Aynı karede ise bambaşka bir manzara duruyor: Kafelerde keyif sürenler, savaşın adını bile ağzına almayanlar, cepheye gitmeyip ticaretle semirenler. Askerlikten çeşitli yollarla muaf tutulan, bedel ödemeyen, ama barış günlerinde imparatorluğun nimetlerinden en çok faydalanan imtiyazlı kesimler… Utanmak onlara uğramamıştı.
Türk köylüsü tarlasını, oğlunu, ekmeğini verdi. Anadolu kan verdi. Buna karşılık Türk olmayan zümreler, askerlikten kaçtı; savaşta yoktu, ama kazançta vardı. Cephede Türk ölürken, arka sokaklarda servet büyütenler oldu. Ve iş en acı noktaya geldiğinde, Osmanlı çözülürken, bu imtiyazlı çevrelerin bir kısmı yüzünü devletten çevirdi; ticaretle büyüdükleri düzen yıkılırken sadakat göstermediler.
Bu bir etnik sorundu. Devleti ayakta tutan fedakârlığı yapanla, yükten kaçan arasındaki uçurum meselesidir. Askerlik Türk’e mecburiyet, başkasına muafiyet olursa; kan birine farz, diğerine seyirlik olursa, çöküş kaçınılmaz olur.
Yunanistan
- İsyan: Mora İsyanı (1821)
- Bağımsızlık: 1830
- Not: Avrupa’nın açık desteğiyle gerçekleşti. Osmanlı’ya karşı milliyetçi isyanların ilk ve en belirgin örneği.
Sırbistan
- İsyanlar:
- Birinci Sırp İsyanı (1804)
- İkinci Sırp İsyanı (1815)
- Bağımsızlık: 1878 (Berlin Antlaşması)
Karadağ
- Süreç: Uzun süre fiilî özerklik
- Bağımsızlık: 1878 (Berlin Antlaşması)
Romanya
- Önce: Eflak ve Boğdan (Osmanlı’ya bağlıydı)
- Bağımsızlık: 1877–1878
- Not: Osmanlı–Rus Savaşı (93 Harbi) sonrası ayrıldı.
Bulgaristan
- İsyan: 1876 Bulgar İsyanı
- Özerklik: 1878
- Tam Bağımsızlık: 1908
Arnavutluk
- Süreç: Milliyetçi hareketler
- Bağımsızlık: 1912
- Not: Balkan Savaşları sırasında koptu.
Bosna-Hersek
- Önce: Osmanlı toprağı
- 1878: Avusturya-Macaristan yönetimine bırakıldı
- 1908: Resmen ilhak edildi
Mısır
- Önce: Kavalalı Mehmed Ali Paşa dönemiyle fiilî kopuş
- 1882: İngiliz işgali
- Resmî Bağımsızlık: 1922
- Not: Osmanlı’dan fiilen çok erken koptu.
Tunus
- 1881: Fransız himayesi
- 1956: Tam bağımsızlık
Cezayir
- 1830: Fransız işgali
- 1962: Bağımsızlık (Osmanlı’dan çok erken kopmuştu)
Libya
- 1911: İtalya işgali
- 1951: Bağımsızlık
Irak
- 1918: İngiliz işgali
- 1932: Bağımsızlık
Suriye
- 1918: Osmanlı’dan çıktı
- 1946: Tam bağımsızlık
Lübnan
- 1918 sonrası: Fransız mandası
- 1943: Bağımsızlık
Ürdün
- 1921: Emirlik
- 1946: Bağımsızlık
Suudi Arabistan
- İsyan: Vehhabi hareketleri (18.–19. yy)
- 1932: Suudi Arabistan Krallığı kuruldu
Tarih bazen büyük muharebelerde değil, bir kaldırım taşında yazılır. Bir yanda cepheden dönen yoksul asker, diğer yanda savaşın gölgesinde bile keyif sürenler… O fotoğraf, Osmanlı’nın neden çöktüğünü anlatan en sade, en acı belgedir.
Türk’ün fedakârlığı bu toprakların harcıdır. Ama fedakârlık tek taraflı olursa, adalet yoksa, imtiyaz korunursa; devlet çöker, tarih hesap sorar. Ve o hesap, yıllar sonra bile kapanmaz.
OSMANLIYA İHANET EDENLER!
OSMANLI’YA KARŞI İSYANLAR, AYRILIKLAR VE İHANETLER
(TÜRK DEVLET AKLI VE TARİHSEL GERÇEKLER IŞIĞINDA)
Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış süreci yalnızca askerî yenilgilerle değil, iç isyanlar, ayrılıkçı hareketler ve dış güçlerle iş birliği yapan unsurlar üzerinden hızlandı. Bu süreçte en büyük bedeli cephede kan döken Türk köylüsü ve askeri ödedi.
ERMENİ MESELESİ VE ERMENİ İSYANLARI
Başlıca Ermeni İsyanları ve Faaliyetleri:
- Zeytun İsyanları (1862, 1895)
- Sason İsyanı (1894)
- Van İsyanı (1915)
- Hınçak ve Taşnak örgütleri
- Rus ordusuyla iş birliği (1914–1917)
Tarihsel Gerçek:
- Ermeni komiteleri, Doğu Anadolu’da Rus ilerleyişini kolaylaştırmak için silahlı ayaklanmalar çıkardı.
- Osmanlı ordusu bir cephede Ruslarla savaşırken, arkadan vuruldu.
- Köy baskınları, yol kesmeler, asker sevkiyatlarına sabotajlar yaşandı.
- Tehcir kararı, savaş şartlarında alınmış askerî ve güvenlik temelli bir uygulamaydı.
Bu süreçte Türk siviller de büyük kayıplar verdi, fakat bu gerçek Batı anlatılarında sistemli biçimde görmezden gelindi.
KÜRT İSYANLARI (OSMANLI SONU – ERKEN CUMHURİYET)
Önemli bir ayrım yapmak gerekir:
Devlete sadık Kürt aşiretleri olduğu gibi, dış güçlerle iş tutan ayrılıkçı liderler ve şeyh merkezli isyanlar da olmuştur.
Osmanlı ve sonrası dönemde öne çıkan isyanlar:
- Bedirhan Bey İsyanı (1847)
- Şeyh Ubeydullah İsyanı (1880)
- Koçgiri İsyanı (1921)
- Şeyh Said İsyanı (1925)
- Ağrı İsyanları (1926–1930)
- Dersim İsyanı (1937–38)
Ortak özellikleri:
- Din, tarikat veya etnik kimlik üzerinden merkezi devleti zayıflatma amacı
- İngiliz ve yabancı istihbarat temasları
- Vergi, askerlik ve devlet otoritesine karşı çıkış
Bu isyanların bastırılmasında yine Türk askeri cephedeydi; bedeli Anadolu halkı ödedi.
BALKAN İSYANLARI VE TOPLU KOPUŞ
Ayrılan devletler ve isyanlar:
- Sırp İsyanları
- Yunan Mora İsyanı
- Bulgar İsyanları
- Karadağ ayaklanmaları
- Romanya ayrılığı
Bu isyanların ardından:
- Balkan Harbi’nde Osmanlı, Avrupa’daki topraklarının %83’ünü kaybetti
- Milyonlarca Türk katledildi veya göç etmek zorunda kaldı
- Aynı dönemde birçok gayrimüslim unsur askerlikten muafken, Türk köylüsü cephedeydi
ARAP İSYANLARI VE İNGİLİZ İŞ BİRLİĞİ
En kritik kırılma:
- Şerif Hüseyin İsyanı (1916)
- İngiliz altınları ve vaatleriyle Osmanlı ordusu arkadan vuruldu
- Hicaz, Suriye ve Irak cepheleri bu yüzden çöktü
- Sonuç: Osmanlı’nın Orta Doğu’dan tamamen silinmesi
TÜRKÜN FEDAKÂRLIĞI – TARİHSEL GERÇEK
- Askerlik yükü ezici biçimde Türk köylüsünün omzundaydı
- Vergi veren, savaşan, ölen Türk’tü
- Cephede kan dökerken, şehirlerde ticaret yapan, askerlikten kaçan kesimler vardı
- İsyan çıktığında yine Türk askeri bastırdı
- İmparatorluk çökerken en ağır bedeli Türk milleti ödedi
SONUÇ: TARİHİN ACI AMA NET GERÇEĞİ
Osmanlı’nın çöküşü:
- Sadece dış düşmanlarla değil,
- İçeride isyan eden, askerlikten kaçan, dış güçlerle iş birliği yapan unsurlar yüzünden hızlandı.
Türk milleti:
- Devleti ayakta tutan omurgaydı
- Savaşta vardı, vergide vardı, yıkımda vardı
- Ama ihanette yoktu
Bugün tarih konuşulurken bu gerçekler görmezden gelinemez.
