Otizmli Profesör Oytun Erbaş kızlara tavsiye bulundu. Kızların anneliğe özenmesini ve reşit olduktan sonra temiz bir evlilik yapıp anne olmak için çabalamaları gerektiğini aksi halde psikolojilerinin bozulacağını söyledi. Otistik profesörün bu tutumu hem alkış topladı hem de tepki çekti. Türk töresine göre Oytun Erbaş doğru konuşmaktadır. Türk neslinin çoğalması için kadınların anneliğe sahip çıkması gerekmektedir.
Annelik, Türk töresinin sarsılmaz temel taşı, bir milletin var oluşunun yegâne membaıdır. Eski Türklerde kadın, sadece bir eş değil; obanın direği, hakanın yanındaki hatun ve gelecek nesillerin mutlak terbiyecisidir. Bizim kadim kültürümüzde ana demek, vatan demektir. Umay Ana’nın bereketiyle harmanlanan bu topraklar, ancak doğurgan ve güçlü Türk analarının omuzlarında yükselebilir. Bir Türk anası, sadece evlat yetiştirmez; o, Gök Tanrı’nın yeryüzündeki yaratma sıfatının bir tecellisi olarak, yarının ordularını, yarının bilgelerini ve yarının fatihlerini dünyaya getirir.
Bugün yaşadığımız bu çetin coğrafya, bizlere romantik hayaller kurma lüksü tanımıyor. Etrafımız ateş çemberiyle sarılıyken, savaşın ve barut kokusunun eksik olmadığı bu topraklarda ayakta kalmanın tek yolu, sayıca üstün ve nitelikçe güçlü bir nüfusa sahip olmaktır. Türk milleti, “ordu-millet” karakterine sahip yegâne millettir; bizler her daim savaşan, her daim tetikte olan bir soyun evlatlarıyız. Bu yüzden, çok çocuk yapmak sadece bir aile meselesi değil, kutsal bir vatan borcudur. Nüfusu azalan, gençliğini kaybeden bir milletin akıbeti, tarihin tozlu sayfalarında yok olup gitmektir. Bizim için her yeni doğan çocuk, gökyüzünde parlayan yeni bir yıldız, orduya katılan yeni bir çeri demektir.
Gök Tanrı’nın kutuyla şereflenmiş Türk ırkı, asırlarca göğün maviliğine bakarak hürriyetini haykırmıştır. Tengri’nin bizlere bahşettiği bu asil kanı çoğaltmak, neslimizi yeryüzünün dört bir yanına yaymak asli vazifemizdir. Batı’nın dayattığı “az çocuklu, bireysel hayat” masalları Türk’ün töresine aykırıdır. Bizler obasını kalabalık, ordusunu güçlü, ocağını tüter görmek isteyen bir ecdadın torunlarıyız. Türk kadını, evlatlarını “vatan sağ olsun” diyecek bir şuurla büyüttükçe; Türk erkeği ise ailesini koruyan birer alp oldukça Gök Tanrı bizden keremini esirgemeyecektir.
Unutulmasın ki; Türk’ün gücü sadece silahında değil, tükenmek bilmeyen neslindedir. Çok çocuk, çok güç demektir. Bu coğrafyada var olmanın bedeli, her evden bir bozkurt yetiştirmektir. Ellerimizi göğe açıp yakardığımızda, “Soyumuz artsın, töremiz yaşasın” diye dua ederiz. Çünkü biliriz ki; Türk çoğaldıkça dünya nizam bulur, Türk uyandıkça karanlıklar dağılır. Neslimizi korumak ve çoğaltmak, Gök Tanrı’ya olan sadakatimizin en büyük nişanesidir.
