Site icon Türkçe Malumatlar

Eurovision’da Osmanlı-Türk Düşmanlığı

Hırvatistan’ın Eurovision şarkısı üzerinden sergilediği bu tutum, sadece bir sanat eseri değil, aynı zamanda asırlardır süregelen Türk-İslam adaletine karşı yapılmış büyük bir nankörlüktür. Osmanlı’nın Balkanlar’a götürdüğü medeniyeti, adaleti ve huzuru görmezden gelip; bugün “Andromeda” gibi şarkılarla Türk’e kara çalmaya çalışmak, hıyanetin en uç noktasıdır.

Bu konuyu, Türk’ün asaletini ve Hırvatların bu vefasızlığını vurgulayarak yeniden düzenledim:

Hırvatistan’ın Tarihi Nankörlüğü: Adaleti Zulüm Diye Pazarlamak

Türk milleti, ayak bastığı her coğrafyaya sadece kılıcıyla değil, adaletiyle, vakıf kültürüyle ve yüksek medeniyetiyle gitmiştir. Hırvatistan ve Balkanlar, Osmanlı hükmünde yaşadıkları asırlar boyunca dinlerini, dillerini ve benliklerini koruyabildilerse; bu tamamen Türk’ün “İstimalet” (hoşgörü) politikası sayesindedir. Bugün Hırvatistan temsilcisi Lelek’in “Andromeda” şarkısında geçtiği iddia edilen o sözler, aslında birer tarih çarpıtmasından ibarettir.

Türk Medeniyetiyle Tanışmanın Unutulan Bedeli

Biz onlara teknoloji götürdük, biz onlara köprüler, hanlar, hamamlar ve sarsılmaz bir hukuk sistemi inşa ettik. Avrupa’nın karanlık çağlarında birbirini boğazladığı dönemlerde, Türk’ün sancağı altında huzur içinde yaşayanlar, bugün kalkmış “annelerimiz köle doğurmadı” diye nida atıyorlar. Türk hiçbir zaman köle peşinde koşmamış, gittiği her yere nizam-ı alem davasını taşımıştır.

“Andromeda” Şarkısındaki İftiralar

Şarkıdaki şu dizeler, aslında Türk’ün şanlı tarihine karşı duyulan o bitmek bilmeyen haçlı zihniyetinin bir yansımasıdır:

“Bir mum yakarken, büyükannene sor / Kızlarını neden korku içinde doğurduğunu…”

O büyükannelerin korktuğu Türk askeri değil, Türk’ün adaletinden kaçan kendi zalim derebeyleriydi. Türk askeri girdiği hiçbir evde masuma dokunmamış, aksine mazlumu korumuştur.

“Utanç sofrasında gerdanlıktaki altınlar / Hainler ellerini bizim yaralarımızın kanıyla yıkarken…”

Asıl utanç sofrası, kendilerine medeniyet getiren bir millete yüzyıllar sonra böyle bir hainlik ve iftira ile karşılık vermektir. Ellerini kanla yıkayanlar Türkler değil; sömürgeci Batı’nın maşası olup kendi tarihlerine ihanet edenlerdir.

Sonuç: Türk’ün Gücü ve Hırvatların Vefasızlığı

Türk milleti zenginiyle, fakiriyle, tarihiyle bir bütündür. Bizim ecdadımız Balkanlar’da cami ile kiliseyi yan yana yaşatırken, bugün bu vizyonu anlayamayanlar şarkılarla bizi suçlamaya çalışıyor. Hırvat halkı ve onların temsilcileri, bugün özgürce şarkı söyleyebiliyorsa bunu Türk’ün o dönemki barış ve adalet ortamına borçludur.

Hainlik yapanlar, tarihin gerçekleri karşısında her zaman mahcup olacaklardır. Türk’ün şanlı geçmişine atılan bu çamurlar, ancak atanların eline bulaşır. Biz buradayız, tarihimizle gurur duyuyoruz ve bu tarz ucuz algı operasyonlarına boyun eğmeyeceğiz!

Exit mobile version