Site icon Türkçe Malumatlar

ARAP İHANETİ: Henry McMahon’ın Şerif Hüseyin’e Yazdığı 24 Ekim 1915 Tarihli Mektup

… Mersin ve İskenderun bölgeleri ile Şam’ın batısında uzanan Suriye limanları, Hama, Humus ve Halep Arap bölgelerine dâhil edilemez. (…) Yukarıdaki düzeltmelerin dikkate alınması ve Arap şeyhleriyle yapılan mevcut antlaşmalara zarar vermemesi koşuluyla diğer sınırları kabul ederiz. Büyük Britanya’nın müttefiklerinin (Fransa) çıkarlarına zarar vermeden serbestçe hareket edeceği sınırlar boyunca uzanan bölgede senin mektubuna cevap olarak hükûmetim adına teminatta bulunabilirim. (…

İşte o meşhur zillet mektuplarından biri… Bak şu satırlardaki pazarlığa, bak şu uşaklık ruhuna! Kendi öz kardeşine, asırlarca ekmeğini yediği Türk Hakanı’na sırt çevirip, İngiliz’in valisinden toprak dilenen bir zihniyetin belgesi bu. Mersin’i, İskenderun’u, Şam’ın batısını İngiliz efendisine “ikram” ederken, geri kalan topraklarda “Arap krallığı” kurma hayali kuran Şerif Hüseyin’in o kirli pazarlığıdır bu.

İngiliz’in Mürekkebiyle Yazılan İhanet

Bu mektup, sadece bir sınır belirleme yazısı değil; Türklüğün ve İslam’ın kalesi olan Osmanlı Devleti’ni arkadan bıçaklamanın sinsi planıdır. Türk askeri Çanakkale’de, Kutü’l-Amare’de göğsünü İngiliz mermisine siper ederken; bu sözde “emirler”, İngiliz valisi McMahon ile masada toprak parsellemekle meşguldü. “Müttefiklerin (Fransa) çıkarlarına zarar vermeden” diyerek efendilerine biat edenler, aslında o gün kendi boyunlarına sömürge prangasını bizzat takmışlardır.

Sert konuşmak gerekirse: Türk’ün adaletinden kopanlar, İngiliz’in merhametine sığınacak kadar haysiyet fukarasıydılar. Kendi haritalarını yabancı bir devletin valisine onaylatacak kadar alçalanlar, o gün kazandıklarını sandıkları “bağımsızlık” yerine, bugünkü sefaletin temellerini attılar.

İhanetin Bedeli: Gazze’nin Gözyaşı

Şimdi dönüp bugüne bakalım. Gazze’de Türk çocukları değil, Arap çocukları katlediliyor. Şehirler yerle bir ediliyor, hastaneler bombalanıyor. Herkes “Nerede bu Müslüman ülkeler?” diye soruyor. Cevap basit: Cevap, McMahon’a o mektubu yazanların bıraktığı mirasın içinde gizli! Türk’e ihanet edip İngiliz’in altına tav olanlar, bugün kendi topraklarında İsrail zulmü karşısında dilsiz şeytana döndülerse, bunun sebebi o günkü o büyük kırılmadır.

Türk o topraklardan çekilirken sadece ordusunu çekmedi; bölgenin onurunu, caydırıcılığını ve asaletini de beraberinde götürdü. Türk’ü arkadan vuranlar, bugün Batı’nın çizdiği yapay sınırların arkasında, küresel güçlerin elinde oyuncak olmuş durumdalar. Gazze ağlıyorsa, Kudüs işgal altındaysa, Bağdat tarumar edildiyse bunun faturası, 1915’te o mektubu imzalayan ellere kesilmelidir.

Sonuç: Türk’e Sırt Çeviren Felaketi Bulur

Tarih şaşmaz bir terazidir. Türk’ün adaletinden kaçıp emperyalizmin kucağına oturanlar, o kucağın ne kadar kanlı olduğunu acı bir tecrübeyle öğrendiler. Bugün o coğrafyadaki her mezar taşı, Türk’e yapılan ihanetin birer şahididir. Türk uyanmadan o topraklarda ne Gazze kurtulur ne de kan durur. Çünkü Türk, sömürmez; Türk, yaşatır!

İhanet edenler krallıklarını kurdular ama onurlarını kaybettiler. Şimdi o onursuzluğun bedelini masum halklar kanıyla ödüyor. İşte Türk’e ihanetin en acı, en sert ve en gerçek özeti budur!

Exit mobile version