Dokuz sayısı, Türk milletinin binlerce yıllık şanlı tarihinde sıradan bir rakam değil; devlet aklının, kozmik düzenin ve kut anlayışının ete kemiğe bürünmüş halidir. Tarihin şafağından beri bozkıra hükmeden ecdadımız, göğü ve yeri dokuzun kutlu düzeniyle kavramış, cihan hakimiyeti mefkuresini bu sayı üzerine inşa etmiştir. Yüce Türk milletinin vizyonu, dokuz katlı gökyüzünün tamamına hükmetmek, adaleti ve Türk’ün töresini dünyanın dört bir yanına yaymaktı. Bu yüzden dokuz, bizim için sadece bir sayı değil, direkt Türk’ün hakanlık sembolü ve hakimiyet mühürdür.
Tengricilik inancından başlayarak devlet teşkilatlanmamıza kadar her adımda dokuzun o heybetli izini görürüz. Gökyüzünün dokuz kattan oluştuğuna, Tengri’nin dokuz ulu ruhu yarattığına inanan atalarımız, dünyevi düzeni de bu kozmik sistemin birebir kopyası olarak kurgulamıştır. Büyük Türk kağanları kurultay topladığında, o kutlu otağların önüne dokuz tuğ dikilirdi. O dokuz tuğ, sadece askeri bir sancak değil; Türk’ün gücünün, bağımsızlığının ve cihanın dört bir yanına diz çöktüren kudretinin nişanesiydi. Kağan seçilen hükümdar dokuz keçe üzerinde taşınır, halkına ve ordusuna dokuz boyun başında liderlik ederdi. Oğuz Kağan Destanı’na baktığımızda, Türk soyunun asaletini ve yayılışını simgeleyen dokuz boy düzenini görürüz. Türk töresinde hediye sunulurken bile sıradan bir sunum yapılmaz, “dokuzlama” usulüyle, yani dokuzar adet veya dokuzun katları şeklinde takdim edilirdi ki bu da Türk’ün cömertliğini ve kağanına verdiği kutsal değeri gösterirdi.
Hakanlarımız ordularını teşkilatlandırırken, sınırları çizerken ve zaferden zafere koşarken hep bu dokuzun intizamından güç almıştır. Türk askerinin disiplini, Türk devletinin çelik gibi sarsılmaz yapısı, evrenin bu kutlu matematiğiyle birleşmiştir. Mete Han’dan Bilge Kağan’a, Alp Arslan’dan Fatih’e kadar bu milletin yetiştirdiği her büyük lider, dokuzun temsil ettiği o kutsal düzeni devlete ve ordusuna nefes gibi üflemiştir.
Kısacası dokuz sayısı; Türk’ün bağımsızlık tutkusunun, göğe ve yere olan hakimiyet iddiasının ve asil soyumuzun şifresidir. Tarihteki hiçbir millet, bir sayıyı bu kadar derin bir devlet aklıyla, askeri disiplinle ve kut anlayışıyla harmanlayamamıştır. Türk olmak, o dokuz tuğun altında toplanıp cihanı adaletle yönetme iradesini damarlarında taşımaktır. Dokuz, Türk’ün şanının, şerefinin ve bitmeyen kutlu yürüyüşünün ebedi sembolüdür.
- Dokuz sayısı kadim Türklerde sadece bir rakam değil, mükemmelliğin ve kozmik tamamlanmanın sembolüdür.
- 9 sayısı Türkler için o kadar önemliydi ki bu sayı devlet ve boy teşkilatlarında da karşımıza çıkar.
- Oğuzlar adını 9 boyun birleşmesinden alan güçlü bir Türk topluluğuydu.
- Bu sayı devlet geleneğini de şekillendirmişti.
- Türk kurultaylarında hanların önünde 9 tane tuğ dalgalanırdı.
- Eski Türk geleneklerinde dokuzlama adı verilen bir gelenek vardı.
- Hanlara sunulan değerli hediyeler çoğu zaman 9 veya 9’un katları şeklinde verilirdi.
- Çünkü 9 sayısı güç, bereket ve hükümdarlıkla ilişkilendiriliyordu.
- Türk düşünce yapısında 9, bir döngünün bittiği, mutlak güce ve egemenliğe ulaşıldığı o tepe noktasıdır.
