Özgür Özel ve ekibinin CHP logosu üzerine yaptığı söylentiler veya sosyal medyada dolandırıcılık/montaj mantığıyla yayılan o garip görsel iddiaları, aslında siyaset kurumunun düştüğü sığlığın en net özetidir. Bir yanda küresel popüler kültür sembollerine özenip “yenilikçi” görünmeye çalışan ama halkın gerçek gündeminden fersah fersah uzaklaşan bir muhalefet; diğer yanda tek dertleri amblem, renk, kurdele süslemek olan bir siyasi elit tabakası…
İşin acı tarafı, millet geçim derdiyle boğuşurken, enflasyon ve parasızlık altında ezilirken, bu beylerin ve hanımların “yeni vizyon” adı altında önümüze koyduğu şeylerin bir dijital platform logosuna ya da bir içki amblemine benzetilecek kadar yüzeysel ve taklitçi kalmasıdır. Yaratıcılıktan yoksun, kendi kültürüne ve milletinin ruhuna tamamen yabancılaşmış bir tasarım anlayışıyla ülke yönetmeye talip olduklarını sanıyorlar. Logo tasarlamayı bile vizyoner bir şov zanneden bu sığ zihniyet, milletin aklıyla açıkça alay etmektedir.
Ancak mesele sadece bir partiyle veya bir logoyla sınırlı değil. Kafayı kaldırıp meclisteki veya meclis dışındaki tüm siyasi partilere baktığınızda karşılaştığınız tablo maalesef değişmiyor. İktidarı da muhalefeti de sahası ne olursa olsun aynı çarkın dişlileridir. Yıllardır bu milletin sırtına basarak ikbal devşiren, halkın alın terini, vergisini ve samimi duygularını sömüren bir siyaset esnafı çetesiyle karşı karşıyayız. Biri dini değerleri istismar eder, diğeri Atatürk’ü ve cumhuriyeti maske yapar, bir başkası Kürtçülük üzerinden ticaret yürütür… Ama günün sonunda hepsi kendi lüks koltuklarını koruma, kendi yandaşlarını besleme derdindedir.
Türk ırkı asırlardır devleti yaşatmak için her türlü fedakarlığı yaparken, bu siyasi kadrolar Türk ırkının kanını emmekten, halkı kutuplaştırıp birbirine kırdırmaktan başka hiçbir icraat ortaya koyamamıştır. Kendi sığ dünyalarında amblem tartışıp, milletin parasıyla şatafatlı hayatlar sürerken; Anadolu Türklerinin çektiği çileye tamamen kör ve sağırlar. Bu kifayetsiz muhterisler sürüsünün Türk milletine verebileceği hiçbir şey yoktur. Siyasetin bir hizmet kapısı olmaktan çıkıp bir rant ve tiyatro pazarına dönüştüğü bu düzende, maalesef faturayı her zaman bu asil millet ödemektedir.
