
Stres Kavramı
Günlük yaşam içerisindeki kullanımıyla stres genellikle hoşa gitmeyen herhangi bir olay, duygu ve durumu çağrıştırmaktadır. Fiil olarak stres kelimesi, baskı yapmak, bastırmak, önem vermek, yüklemek, zorlamak; isim olarak ise baskı, gerilim, güç, kuvvet, önem, şiddet, vurgu ve yük gibi anlamlara sahiptir. Davranış bilimleri bakış açısı ile stres, bireyin kendisi üzerinde aşırı ölçüde psikolojik ya da fiziksel talepler oluşturan herhangi bir uyarıcıya karşı sergilediği uyumcul tepki olarak tanımlanabilir. Bir başka deyişle stres, bireyin kendi huzur ve mutluluğu için tehlike olarak algıladığı uyarıcılara karşı gösterdiği fiziksel ve duygusaltepkidir.
Stresi tanımlamada dört farklı bakış açısının mevcut olduğu söylenebilir. Bu yaklaşımlar; fizyolojik yaklaşım,bilişsel değerlendirme yaklaşımı, birey-çevre uyumu yaklaşımı ve psikoanalitik yaklaşımdır.
Fizyolojik Yaklaşım
Bu bakış açısı ile stres, organizmanın reaksiyon sistemi, denge ve dayanıklılığını sağlayan fizyolojik mekanizmalar olarak değerlendirilmektedir. Yaklaşım özellikle vücut organlarının kendiliğinden harekete geçen faaliyetlerini düzenleyen otonom sinir sisteminin “savunma organı” rolü üzerinde durmuştur. Böylelikle insan vücudunda dengeyi sağlamak için aktif davranışlar ve fizyolojik değişimler meydanagelmektedir.
Bilişsel Değerlendirme Yaklaşımı
Bilişsel değerlendirme yaklaşımı organizmanın strese tepkisinde fiziksel unsurlardan çok bilişsel ve psikolojik yönlere vurgu yapmaktadır.
Birey-Çevre Uyum Yaklaşımı
Bu bakış açısı ile önemli olan, bireyin belirli bir sosyal rolde algıladığı beklentilerin ne ölçüde karmaşık ve çatışan mahiyette olduğudur. Ayrıca yaklaşım bireyin çevreye uyum sağlama özelliğine dikkat çekmektedir.
Psikoanalitik Yaklaşım
Psikoanalitik kuram, bireydeki stresin sebepleri olarak bilinçdışı kişilik faktörlerini anlamamıza katkısağlamaktadır. Psikoanalitik yaklaşıma göre ego ideali ile öz imaj arasındaki tutarsızlık arttıkça bireyinyaşadığı stres de artmaktadır.
