Site icon Türkçe Malumatlar

TIBBİ KAYITLARDAN ELDE EDİLEN VERİLERİN KULLANIM YERLERİ

ICD-10 onuncu revizyonun 1990 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından onaylanmasından bu yana bütün genel epidemiyolojik amaçlar ve birçok sağlık yönetimi amaçları için uluslararası standartlarda tanısal sınıflama olmuştur. Bunlar arasında, nüfus gruplarının genel sağlık durumunun analizi, etkilenen bireylerin karakteristikleri ve şartları gibi değişkenlerle ilişki içerisinde hastalıklar ve diğer sağlık sorunlarının insidans ve prevalansının izlenmesi bulunmaktadır. Kategoriler aynı zamanda, karar verme ile geri ödeme sistemlerini desteklemek ve tıbbi bilginin bağımsız dokümantasyonu için de kullanışlıdır. ICD-10, defin ruhsatları ve hastane kayıtları dâhil birçok tipteki sağlık ve yaşamsal kayıtlara geçirilmiş olan hastalık ve diğer sağlık problemlerini sınıflamak için kullanılır. Bu kayıtlar, klinik ve epidemiyolojik gayeler için tanısal bilginin depolanması ve geri çağrılmasına olanak vermelerine ilaveten, aynı zamanda, DSÖ Üye Devletleri tarafından ulusal mortalite ve morbidite istatistiklerinin derlenmesi için de bir temel teşkil etmektedir. ICD-10, alfa nümerik kodlama yapısına sahiptir. İlk basamakta bir harf ve diğer iki basamakta 0-9 arasında yer alan rakamlardan oluşan bir yapıdır. ICD-9 ICD-10 003 A03 008.1 A08.1 ICD – 10 üç ciltten oluşmaktadır. 1. Cilt (Tanı Listeleri): Üç ve dört karakter düzeylerinde hastalık ve ölüm tanı listelerini, neoplazilerin morfolojik sınıflamasını, özel tabulasyon listelerini, tanımlamaları ve adlandırma düzenlemelerini içermektedir. Kodlayıcının tek başına 1. cildi kullanarak doğru kodlamayı yapabilmesi teorik olarak olanaklı olmasına karşın, bu zaman alır ve kodlamalarda hatalara neden olabilir. 2. Cilt (Kullanma Kılavuzu): ICD’nin yapısını açıklayan genel bilgileri ve kullanımı hakkında bilgileri içermektedir. 3. Cilt (Alfabetik Dizin -İndeks): ICD-10’da yer alan tüm hastalıkların ve hastalık etkenlerinin alfabetik indeksi bulunmaktadır.

Tıbbi kayıtlardan elde edilen verilerin kullanımı, sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaktan, yeni tedaviler geliştirmeye ve kamu sağlığı politikalarını şekillendirmeye kadar geniş bir yelpazede hayati öneme sahiptir. Ancak bu verilerin kullanılması, etik, hukuki ve gizlilik konularını da beraberinde getirir.

Tıbbi Kayıt Verilerinin Kullanım Alanları

Tıbbi kayıtlar (elektronik sağlık kayıtları, laboratuvar sonuçları, radyolojik görüntüler, reçete bilgileri vb.) genellikle üç ana amaçla kullanılır:

1. Klinik ve Operasyonel Kullanım

Bu, verilerin günlük sağlık hizmetleri ve yönetimi için kullanıldığı alandır:

2. Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge)

Tıbbi kayıt verileri, tıp biliminin ilerlemesi için kritik bir kaynaktır:

3. Kamu Sağlığı ve Politika Oluşturma

Veriler, geniş toplulukları etkileyen kararların alınmasında temel teşkil eder:


Etik ve Hukuki Zorluklar (Gizlilik)

Tıbbi kayıt verilerinin bu kadar faydalı olmasına rağmen, kullanımında karşılaşılan en büyük engeller hasta mahremiyeti ve veri güvenliğidir.

1. Hasta Onayı (İzin)

Verilerin araştırma veya ikincil amaçlarla kullanılabilmesi için genellikle hastadan aydınlatılmış onam (bilgilendirilmiş izin) alınması gerekir. Bu, veri kullanımının amacını, kapsamını ve potansiyel risklerini hastaya açıkça bildirmeyi gerektirir.

2. Veri Anonimleştirme ve Sözde Anonimleştirme

Verilerin araştırma amaçlı kullanımında, hastanın kimliğini korumak esastır:

3. Yasal Düzenlemeler

Ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, sağlık verileri genellikle en sıkı korunan veri kategorisidir ve bu alanda özel yasalar bulunur. Türkiye’de bu süreç, temel olarak Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve ilgili ikincil düzenlemelerle yönetilir. Bu yasalar, sağlık verilerinin işlenmesi, paylaşılması ve saklanması süreçlerini çok sıkı kurallara bağlar.

Tıbbi verilerin etik ve güvenli bir şekilde kullanılması, hem toplumsal faydayı en üst düzeye çıkarmak hem de bireysel hakları korumak için zorunludur.

Exit mobile version