Site icon Türkçe Malumatlar

Tangalı, Kırbaçlı, Jartiyerli Rahibeler ve Ela Cebeci ile Mehmet Akif’in de aralarında bulunduğu Sapkın Parti!

İmamhatip mezunu Ela Cebeci ve İslamcı spiker Mehmet Akif Ersoy insanları şok etmeye devam ediyor. Telefondan çıkan uygunsuz görüntüler dudak uçuklatacak cinsten. Tangalı, Jartiyerli Rahibeler ve Ela Cebeci ile Mehmet Akif’in de aralarında bulunduğu sapkın Parti!

Kilise Müziği Eşliğinde Cinsel Parti! İmamhatip Mezunu Ela Cebeci ve İslamcı Spiker Mehmet Akif Ersoy’dan bu görüntüler gelmesi İslamcı kanadı fazlasıyla rahatsız etti. Ancak daha önce İslamcılar Papa’nın ayin yapmasına da izin vermişti. Papa İslam topraklarında ayin yaptı ve birinci sınıf devlet başkanından daha prestijli ağırlandı.

https://turkcemalumatlar.com/wp-content/uploads/2025/12/mehmetakifersoy-elacebeci-partiler-cinseliliski-tersiliski-ameno-hristiyan-kilise-rahibe.mp4

Mehmet Akif Ersoy’un tutuklanmasında 35 yaşındaki bir haber spikerinin ifadesi ortaya çıktı. O spiker, “Üçlü ilişki yaşadık. Bir gün Etiler’deki evde buluştuk. Manaz, Ersoy ve Ece A. parayı rulo yaparak kokain içtiler” dedi. Gazeteci Mehmet Akif Ersoy, geçtiğimiz günlerde beraberindeki üç kişi ile tutuklandı. Ersoy, gözaltına alınmasından ardından Habertürk Genel Yayın Yönetmeliği görevinden alındı. Ersoy’a örgüt kurma ve uyuşturucu suçlamalara yöneltildi. Ersoy’un TV kanalında çalışanlara yönelik sistematik bir cinsel istismarı olduğu iddia edildi. Ersoy, iddiaları reddetti. Bunun siyasi bir operasyon olduğunu söyleyen Ersoy, uyuşturucu testinin de temiz çıkacağını savunup grup seks iddialarını kabul etmedi.

SPİKER: İKİ AYRI EVİ VARDI İktidar medyasından Sabah da soruşturmada 35 yaşındaki bir spikerin ifadesini paylaştı. Spikerin ismi verilmedi. Spiker, Ersoy’a yönelik bir zorlama veya örgüt suçlaması yapmadı. Spiker, Ersoy ile üçlü ilişkiye girdiğini iddia etti. Spiker, Ersoy’u uyuşturucu kullanmakla da itham etti. Spikerin ifadesi şöyle:

“Mehmet Akif Ersoy’la 2024’te tanıştım. Daha önce de ona ulaşmaya çalıştım ama kendisi bana cevap vermemişti. Çünkü o dönem çok güçlüydü. Ben de iş arıyordum. Ersoy evli olduğu süre zarfında hem Bebek’te hem de Etiler’de iki ayrı evi kullandı. Tanışmamızdan 1 ay sonra bir gece kulübüne gittik. İkinci görüşmede Bebek’te Mustafa Manaz ile Mehmet Akif Ersoy’un ortak kullandığı eve gittik ve ilişkiye girdik. O sırada eşi sürekli aradığı için daha uzun görüşemedik. Üçüncü görüşmemiz yine Manaz’la tuttukları Etiler’deki evde gerçekleşti. Yine ilişki yaşadık. Bir gün ‘Kütüphane’ diye bir mekâna gittik. Eve döndük ve Ersoy’la ilişki yaşadık. Sabah odanın kapısı açıldı. O sırada Akif’le ilişki yaşıyorduk. Ahmet Göçmez ‘Gömleğimi alacağım’ dedi. Yatağa doğru yaklaşmaya başladı. Ben de Akif’e ‘Neler oluyor’ dedim. O da ‘Ne olacak izlesin’ dedi. Ahmet bu konuşmadan dolayı bana trip attı. Ersoy beni Ankara’dan gelen arkadaşı Furkan T. ile tanıştırdı. Bir gün, ‘Furkan T. ile beraber Ayfer B.’yi de alarak bir mekâna gidecektik’ dedi. Ancak mekân yerine, Akif’in kiraladığı eve gittik. Orada Furkan T. ve Ayfer’le birlikte uzun süre kaldık. Etiler’deki eve gittim. Evde Akif vardı. Manaz daha sonra eve geldi. Akif’le ilişkiye başladık. O sırada Manaz odaya geldi. Bana dokunmaya başladı. Üçlü ilişki yaşadık. Bir gün Etiler’deki evde buluştuk. Manaz, Ersoy ve Ece A. parayı rulo yaparak kokain içtiler.”

Ersoy da iddialara şöyle yanıt vermişti:

“Tammadır, kusura bakmayın ben Hakkımda yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınmam ve sonrasında tutuklanmam, hayatımın en ağır ve en sarsıcı süreçlerinden biri oldu. Hakkımdaki karar; gerçeğe aykırı, hukuki temelden yoksun ve kişisel husumetle beslenen gizli tanık isnat ve iddialarının gölgesinde verildi. Şahsıma yöneltilen ağır suçlamaların hiçbiri somut delillerle desteklenmedi. Dosyada yer alan gizli tanık beyanları, çelişkili ifadelerden, dedikodudan ve uydurma kurgulardan ibarettir. Hukuken de vicdanen de kabul edilmesi güç bir tabloyla karşı karşıyayım. Sorgu aşamasında da açıkça ifade ettiğim üzere; Yirmi yıla yaklaşan meslek hayatım boyunca tüm faaliyetlerim kamuyounun gözü önünde gerçekleşmiştir; saklı gizli hiçbir işim olmamıştır. Dosyada hakkımda tek bir somut delil bulunmamaktadır. Gizli tanık beyanları hem kendi içinde tutarsızdır hem de hukuki geçerlilikten uzaktır. Suçlamaya konu edilen kişilerle örgütsel bağ kurmam bir yana, bir kısmıyla yıllardır görüşmüşlüğüm bile yoktur. Bugün maruz kaldığım isnatlar, hakkımda bir süredir sistematik biçimde yürütülen bir itibar suikastı, haysiyet cellatlığı zincirinin son halkasıdır. Sosyal medyada üretilen manipülasyonlar, kasıtlı karalama kampanyaları ve belirli çevrelerin yönlendirdiği yalanlar bu süreci beslemiştir. Daha önce de itibarsızlaştırma kampanyalarına maruz kaldım; hukuken önünde aklandım ya da gerekli davaları açtım. Şimdi aynı yöntem, farklı bir kurguyla yeniden sahneye konmaktadır. Bazı gizli tanık ifadelerinin, soruşturmanın doğal akışı içinde çökmeye mahkûm olduğu çok açıktır. Buna rağmen özgürlüğümü kısıtlayan en ağır tedbir olan tutuklama kararıyla karşı karşıya bırakıldım. Bu hukuki değil, insani olarak da büyük bir sarsıntıdır. Ben bir gazeteciyim. Görevimi kimi zaman savaş cephelerinde, kimi zaman en zorlu coğrafyalarda icra ettim. Kamu yararı, doğruluk ve şeffaflık ilkelerini korumak adına güç bir mücadeleyi elimden geldiğince verdim. Bu ülkeyi, bu milletin vicdanını ve adalet duygusunu her zaman üstün tutmaya gayret ettim. Bugün yaşananlar ise bu değerlere duyduğum inancı sınasa da onu ortadan kaldırmaya yetmeyecektir. Toplumun farklı kesimlerinden kimselerin bu süreçte gösterdiği sağduyu, insaf ve adalet çağrıları, içinde bulunduğum zorlu günlerde bana güç vermiştir. Vicdanların ölmediğini görmek, umut vericidir. Bu vesileyle açıkça ifade etmek isterim: Hakkımdaki suçlamaları kabul etmiyorum; bu suçlamalar masumiyetimi gölgelemeyi amaçlayan kurgulardan ibarettir. Hukuki mücadelemi kararlılıkla sürdüreceğim. Gerçekler, er ya da geç tüm açıklığıyla ortaya çıkacaktır. Adalete olan inancımı koruyorum. Bu ülkenin insanlarının vicdanının, eninde sonunda gerçeğin yanında duracağına inanıyorum. Bu zorlu süreçte destek veren herkese, masumiyet karinesini hatırlatanlara ve sağduyusunu koruyanlara yürekten teşekkür ediyorum. Bu açıklamayı, kamuoyuna bilinçli biçimde çarpıtılarak sunulan sürecin gerçek yüzünü paylaşmak ve hem mesleki hem ailevi itibarımı korumak adına yapıyorum. Soruşturma sürecinde vereceğim mücadele ile hakkımdaki asılsız iddialara inanmayıp bana güvenenlerin yüzünü kara çıkartmayacağım. Canım ailem, güzel evlatlarım, çok kıymetli dostlarım sizi çok seviyorum. İnanıyorum ki olanlarda hayır vardır. Kahrı da hoş, lütfu da hoş. Muhabbetle,”

Din Diliyle Kürsü, Geceleri Başka Âlem: Bu Ne İkiyüzlülük?

Türkiye’de bir süredir aynı film dönüp duruyor:
Gündüzleri ekranlarda “ahlak”, “değerler”, “inanç”, “aile yapısı” nutukları…
Geceleri ise iddialar, ifadeler, evler, gizli ilişkiler, uyuşturucu söylentileri ve karanlık odalar.

Ve her seferinde aynı cümle:

“Bu bir siyasi operasyon.”

Ortaya çıkan tabloyu savunmak için artık hukuk değil, retorik kullanılıyor. O retoriğin arkasına saklananlar ise yıllarca dini, muhafazakârlığı, ahlakı bir zırh gibi kuşanmış isimler.

İddialar Ne Diyor?

Kamuoyuna yansıyan tanık ifadelerinde anlatılanlar, bir “özel hayat” meselesinin çok ötesine geçiyor.
İddialar; güç ilişkileri, iş vaadi beklentileri, kapalı kapılar ardında kurulan dengesiz ilişkiler ve uyuşturucu kullanımı söylentilerini içeriyor.

Altını çizelim:
Bunlar iddia.
Yargı kararını verecek olan biz değiliz.

Ama şu soruyu sormak herkesin hakkı:

Eğer bu iddiaların zerresi bile doğruysa, yıllardır ahlaktan, dinden, maneviyattan söz eden bu figürlerin yaptığı nedir?

Din, Kariyer Merdiveni mi Oldu?

Toplumun en büyük öfkesi burada birikiyor.
Çünkü mesele sadece bireysel bir düşüş değil.

Sonra da biri çıkıp “itibar suikastı” diyor.

Oysa asıl suikast:

yapılıyor.

Güç Sahibi Olunca Her Şey Serbest mi?

İfadelerde geçen ortak bir nokta var:
Güç.

Güçlüysen:

Ama güçsüzsen?

Bu çifte standart, hukuktan önce vicdanı çökertiyor.

Savunmalar Neyi Gösteriyor?

Kamuoyuna yapılan uzun açıklamalarda sıkça geçen kelimeler:

Hepsi hukuken meşru kavramlar.
Ama hiçbir açıklama şu soruya net cevap vermiyor:

Bu ülkede neden her ahlak dersi verenin dosyası kabarık çıkıyor?

Asıl Yıkım Nerede?

Asıl yıkım:

İnsanların öfkesi dine değil;
dini kullananlara.

Son Söz

Bu ülkede kimse kutsal değil.
Ne ünvan, ne ekran, ne ideoloji, ne de dini söylem…

Eğer iddialar yalan çıkarsa, hukuk gereğini yapar.
Ama doğru çıkarsa, bu sadece bireysel bir suç dosyası değil; ahlaki bir iflas belgesi olur.

Ve o belgeyi:

temize çıkarabilir.

Toplum artık şunu söylüyor:

Bize vaaz değil, hesap verin.

Sessiz kalan herkes de bu çürümeye ortaktır.

Exit mobile version