I. Dünya Savaşı’nın sonu, Türkiye için ağır bir yenilginin başlangıcıydı. 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından, İtilaf Devletleri (Fransa, Britanya, İtalya) donanmalarıyla İstanbul’a geldi. Bu işgal, şehrin tarihinde derin izler bırakan acı bir dönemin habercisiydi. İşte Fransız General Franchet d’Espèrey’in beyaz atı ve İstanbul hikayesi bu dönemin en sembolik olaylarından biridir.

Girişi General Louis Franchet d’Espèrey, Fransız Doğu Orduları Komutanı olarak 8 Şubat 1919’da İstanbul’a geldi. Kendisi, işgal kuvvetlerinin başındaki en yetkili komutanlardan biriydi ve şehre girişi, sıradan bir gelişten çok bir zafer gösterisi niteliğindeydi. D’Espèrey, özellikle seçtiği sembolik bir detayla bu girişi unutulmaz kıldı: Beyaz bir at üzerinde şehre girmesi. Beyaz at, birçok kültürde ve özellikle Orta Doğu geleneklerinde zaferin, fetihlerin ve üstünlüğün simgesi olarak kabul edilirdi. İstanbul’un fatihi Fatih Sultan Mehmet’in de şehre beyaz atıyla girmesi, bu sembolizmin ne kadar köklü olduğunu gösterir. D’Espèrey, bu bilinçli tercihiyle, adeta İstanbul’un yeni “fatihi” olduğunu ilan ediyor ve Osmanlı’nın yenilgisini gözler önüne seriyordu. D’Espèrey, şehre Tünel’in (o dönemki adıyla Pera) bulunduğu ana caddeden ilerleyerek, kalabalık bir askerî tören eşliğinde giriş yaptı. İşgalcilerin coşkusu ve sevinci karşısında, Osmanlı halkı için bu manzara büyük bir onur kırıcı ve aşağılayıcı bir tabloydu.
Ermeniler ve Rumlar Türklere hakaret ediyor, Fransız Generali alkışlıyordu. Türk bayrakları yerlerde eziliyordu. İstanbul savaş vermeden teslim olmuştu ama sanki Fransızlar İstanbul’da büyük bir savaş vermiş gibi havaya girmişti. Hemde o Fransızların kralını Türkler tarihte esaretten kurtarmıştı, Almanlara karşı Fransızları korumuştu. Ancak Fransızlar bunların hiçbiri olmamış gibi peşine taktığı Rumlar ve Ermenilerle Türkleri aşağılıyordu.
Franchet d’Espèrey, bu olayın ardından “fatih” unvanını almıştı ancak bu unvan, Türk milletinin gözünde işgalin ve haksızlığın bir sembolü olmaktan öteye geçemedi. İstanbul, yaklaşık 4 yıl süren işgalin ardından 6 Ekim 1923’te Türk ordusu tarafından tekrar kurtarıldı.
İlahi Adalet
Ancak 2. Dünya Savaşından ise çok ikonik bir olay oldu. 14 Haziran 1940 günü Almanlar Fransa’yı ele geçirdi. Alman Führer Adolf Hitler Fransızlara aşağılamak için Fransız hükûmetinin ateşkes konusunda görüşme talebi kendisine iletilince görüşmelerin Compiègne Ormanında gerçekleşmesini ister. Burası I. Dünya Savaşını Almanya aleyhine sona erdiren 11 Kasım 1918 Ateşkesinin imzalandığı yer olduğu için Hitler burayı Almanya’nın tarihsel intikamının Fransa’dan alındığı tezini öne sürmek için kullanmak istiyordu. Görüşmeler sırasında Hitler, 1918 yılında Fransız Mareşal Ferdinand Foch’un oturduğu yere oturmuş, Fransız heyetle görüşmeler başlayınca da aynen Foch’un yaptığı gibi vagondan ayrılmıştır. Görüşmeler Alman Genelkurmay Başkanı General Wilhelm Keitel tarafından yürütülmüştür.
Fransızlar bu aşağılanmayı asla sindiremediler. Hitler Eyfel Kulesine çıkmak istedi fakat Hitler oraya çıkamasın diye asansörü bozdular. Hitler de günümüzde çok ikonik sayılan o meşhur fotoğrafı çektirdi.
