Yemek Sepeti Hacklendi Ancak Özür Dilemek Yerine…

Yemek Sepeti Hacklendi Ancak Özür Dilemek Yerine Bu Durumu Dile Getirenlere Dava açtı… Yine dünyada eşi benzeri görülmemiş bir olay ile karşı karşıyayız. Yemeksepeti adlı firma hacklendi. Bilgisayar korsanları yemek sepetinin ait verileri ele geçirdi. Bu verilerin içinde yemeksepeti üzerinden alışveriş yapan herkesin adresi mevcuttu. Bu olayı ilk dile getirenlerden biri de gazeteci İbrahim Haskoloğlu. Yemeksepeti özür dilemek yerine İbrahim Haskoloğlu’nu dava etti. Firma kendisine toz kondurmuyor. Hackerler ise bilgileri dağıtmaya devam ediyor. Yemek Sepeti özür dilemek yerine olayı örtbas etmeye çalışıyor. Bilgisayar korsanları ele geçirdikleri verileri yaymaya devam ediyor. Hackerlere göre ellerinde ünlü isimlerin bilgileri de varmış. Hackerlerin yaydığı … Okumaya devam et Yemek Sepeti Hacklendi Ancak Özür Dilemek Yerine…

Sürekli Kız Peşinde Koşan Erkek Hayal Kırıklığına Uğrar

Kaçan kovalanır. Gerçekten de bu sözün haklılık payı vardır. Kadınlar kendisine sülük gibi yapışan erkeklerden pek haz etmezler. Kadınlar kendinden emin, dik duruşlu ve konuşmasını bilen erkeklerden hoşlanırlar. Bir kızın onlarca fotoğrafını beğenmeniz, sürekli özelden mesaj atmanız size bir avantaj sağlamaz. Kadınların üstüne sülük gibi yapışmayın. Hem kendinizi küçük düşürürsünüz hem de 3 kuruş etmeyecek insanların götünü kaldırırsınız. Okumaya devam et Sürekli Kız Peşinde Koşan Erkek Hayal Kırıklığına Uğrar

Aldatmalar Çoğaldı Kimseye Güven Kalmadı

Artık insanlar kıyafet değiştirir gibi sevgili değiştirebiliyor. Evli insanlar bile başkaları ile sevgili olup dost hayatı yaşama derdinde. Türkiye’de kadınlara erkekler tarafından talep çok olduğu için en çirkin kadın bile kendisini prenses sanabiliyor. Bazı kadınlar vardır, biraz boş bırakmaya gelmez. Hemen aldatmanın yolunun arar. Gerçi aramasına da gerek yok. Çünkü kadına talep çok. Bu konuda sadece kadınlar suçludur demek biraz haksızlık olur elbet. Erkeklerde de büyük hata var. Günümüzde boşanma oranları da iyice artıyor. İnsanlar artık evlenmeden önce evlilik sözleşmesi yapmaya başladı. Bunun en büyük sorumlularından biri de siyasetçilerdir. Her gün bol bol yalan söyleyip ahlaksız işler peşinde koştukları için … Okumaya devam et Aldatmalar Çoğaldı Kimseye Güven Kalmadı

Babil Asma Bahçesi

Nebukadnezar’ın Mısır’dan günümüz Anadoluya uzanan askeri fetihlerinin yanı sıra ünlü Babil’in Asma Bahçeleri’ni yaptırdığına inanılmaktadır. Büyük bir mühendislik becerisi ile yapılan bahçeler antik dünyanın yedi harikası arasında yer almaktadır. Efsaneye göre Nabukadnezar, Babil Bahçeleri’ni bir Med prensesi olan ve memleketindeki bahçe ve ormanların hasretini çeken eşi için inşa ettirmiştir. Yapay bir sulama sistemi ile birbirlerine bağlanmış basamaklı bahçelerden oluşmaktadır. Bahçeler daha sonra bir depremde hasar görmüş ve geriye hiçbir iz kalmamıştır. Okumaya devam et Babil Asma Bahçesi

Nika Ayaklanması

Nika Ayaklanması (Yunanca: Στάση του Νίκα), 532 yılında Konstantinopolis’te meydana gelen şehrin gördüğü en şiddetli ayaklanmadır. Şehrin yarısı yanmış veya zarar görmüştür. On binlerce insan ölmüştür. Bugün İstanbul’daki Sultanahmet Meydanı dediğimiz bölge geçmişte At Meydanı olarak anılıyordu. Bunun nedeni ise vakti zamanında burada bulunan bir yarış hipodromudur. Bu yarışmaları izleyen halk zamanla kendi aralarında takımlara ayrılmıştı. Kendilerini Maviler, Yeşiller, Beyazlar ve Kırmızılar olarak isimlendiren taraftarlar kendi takımlarına ait renkli kıyafetler giyerek takımlarını destekliyordu. Ayrıca yarışmaları izlemeye gelen halk burada yönetime olan taleplerini özgürce dile getirebiliyor hatta bazen yönetim üzerinde etkili olabiliyordu. Nika Ayaklanması da At Meydanında böyle bir yarışma sırasında … Okumaya devam et Nika Ayaklanması

Arap Tarihi: Mute Savaşı (629)

Hz. Muhammed komşu devlet ve bunların hükümdarlarına elçiler ve mektuplar göndererek İslam’a davet etmiştir. Hristiyan Gassanilere de bu dönemde bir elçi gönderilmiş ancak elçi, Gassani valisi tarafından katledilmiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber bir ordu hazırlayarak komutanlar tayin etmiş ve göndermiştir. Gassani hükümdarı, Bizans’tan yardım istemiş, Bölgeye gelen Bizans ordusu ile Müslümanlar arasında yapılan savaşta yüzbin askerden oluşan ordu karşısında İslam ordusu sayıca çok az olmasına karşın İslam ordusunun kumandanları şehit olmuş, Halid b. Velid’in kumandayı üstlenmesiyle Bizans ordusu yıpratılmış ve daha fazla kayıp verilmeden geri dönülmüştür. Mute Savaşı Müslümanlarla Bizans arasındaki ilk savaş olmuştur Okumaya devam et Arap Tarihi: Mute Savaşı (629)

Arap Tarihi: Hayber’in Fethi (629)

Mekkeli müşriklerle Müslümanlara karşı iş birliği yaptıktan sonra Medine’den çıkarılan Yahudiler, Şam ticaret yolunu tehdit edip Müslüman ticaret kervanlarına zarar vermeye ve Mekkeli müşrikleri Müslümanlara karşı kışkırtmaya devam etmekteydi. Bunun üzerine Hz. Peygamber, Yahudilerin bulunduğu Hayber üzerine bir sefer düzenlemiş, kale kuşatılarak kısa sürede Hayber’in fethi gerçekleşmiştir. Bu zaferle Şam ticaret yolunun güvenliği sağlanmıştır. Okumaya devam et Arap Tarihi: Hayber’in Fethi (629)

Arap Tarihi: Hudeybiye Antlaşması (628)

Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanlar, hem Mekke hasretini gidermek hem de Kâbe’yi tavaf ederek ibadetlerini yapmak istemişlerdir. Hz. Peygamber’in de onayı ile Müslümanlar yola çıkmış ve Mekke’ye 17 km mesafede bulunan Hudeybiye mevkinde Müslümanlar konaklamışlardır. Müşrikler ise Müslümanların Mekke’ye girmesini engellemek için kendi aralarında sözleşip tedbirler aldılar. Hz. Muhammed gelmekten yana maksatlarını bildirmek için Hz. Osman’ı elçi olarak göndermiş fakat Hz. Osman, Mekke’de esir edilmiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber, yanındaki sahabelerden Mekkelilere karşı koymak ve Hz. Osman’ı kurtarmak için savaşın eşiğine gelince durumun ciddiyetini anlayan Mekkeliler gönderdikleri bir elçi vasıtası ile Hudeybiye Antlaşması’nı yapmışlardır. Bu antlaşmaya göre Müslümanlar, o yıl … Okumaya devam et Arap Tarihi: Hudeybiye Antlaşması (628)

Arap Tarihi: Hendek Savaşı (627)

Mekkeli müşriklerin Müslümanları son yok etme çabası olan Hendek Savaşı’nda İranlı sahabe Selman-ı Farisî’nin önerisi üzerine Müslümanlar Medine etrafına derin hendekler kazarak savunmaya karar vermişlerdir. Medine çevresine gelen ve daha önce Arabistan’da böyle bir savaş taktiğine alışık olmayan müşrikler, bu duruma şaşırmışlar ve şehri kuşatma altına almışlardır. Yaklaşık üç hafta kadar süren kuşatma sırasında çıkan şiddetli bir fırtınanın etkisiyle müşrikler kuşatmayı kaldırıp Mekke’ye geri dönmek zorunda kalmışlardır. Hendek Savaşı Mekkeli müşriklerin son taarruzu olmuştur. Okumaya devam et Arap Tarihi: Hendek Savaşı (627)

Arap Tarihi: Uhud Savaşı (625)

Mekkeli müşrikler, Bedir Savaşı’ndan yaklaşık bir yıl sonra bu savaşta aldıkları mağlubiyetin öcünü almak ve Müslümanların denetimine geçen Şam ticaret yolunu tekrar ele geçirmek için ordu hazırlayarak harekete geçmişlerdir. Uhud Dağı eteklerinde yapılan savaşta Müslümanların Hz. Muhammed’in tavsiyelerini tam olarak yerine getirmemeleri nedeniyle Mekkeli müşrikler karşısında bozguna uğramıştır. Uhud Savaşı’nda Mekkeli müşrikler Müslümanları mağlup etmesine rağmen yok etmeyi başaramamışlar ve geri dönmüşlerdir. Bu savaşla birlikte Müslümanlar Hz. Muhammed’e itaatin önemini anlamışlardır. Okumaya devam et Arap Tarihi: Uhud Savaşı (625)

Arap Tarihi: Bedir Savaşı (624)

Mekkeli müşrikler, içinde Medine’ye hicret eden Müslümanların mallarının da olduğu bir ticaret kervanını Şam’a göndermeye karar vermişler ve bu ticaretten elde edecekleri kazanç ile de Müslümanlarla savaşmayı planlamışlardı. Bunu öğrenen Müslümanlar, Şam kervanının yolunu kesmek ve gözdağı vermek için sefer düzenlemiştir. Bedir kuyuları çevresinde yapılan bu savaşta iki ordu arasındaki büyük güç farkına rağmen savaşta Müslümanlar Mekkeli müşrikleri mağlup etmişlerdir. Bedir Savaşı’nda elde edilen ganimetler İslam savaş hukukunun kurallarına göre savaşa katılanlar arasında eşit şekilde paylaştırılmıştır. Esirlerin bir kısmı fidye karşılığında serbest bırakılır iken fakir olup ödeme yapamayacak olanlarından okuma yazma bilenler, on Müslüman’a okuma yazma öğretmesi karşılığında serbest bırakılmıştır. Okumaya devam et Arap Tarihi: Bedir Savaşı (624)

Cahiliye Dönemi

Arap toplumunun İslam öncesi dönemine cahiliye denmesinin nedeni, insanların okuma-yazma bilmemesi değildir. Bedeviliğin yaygın olması; insanların medeniyet bakımından geri kalmaları, kan davalarının yaygın olması, putlara tapmaları, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik kötü tutumları, insanlıktan uzak bir yaşam tarzına sahip olmaları gibi nedenlerle Arap toplumunun İslamiyet öncesi dönemi, “Cahiliye Dönemi” olarak adlandırılmıştır. Türkler ise öyle şerefli ve büyük bir millettir ki tarihlerinin hiçbir döneminde “Cahiliye Dönemi” diye bir devir olmamıştır. Okumaya devam et Cahiliye Dönemi

İlk Türk Devletlerinde Ticaret Politikası

İlk Türk Devletlerinde Ticaret Politikası Orta Asya’da Türkler komşu milletlere genellikle başta at olmak üzere canlı hayvan, konserve et, deri, kösele, kürk gibi ürünler satarlar, karşılığında hububat ve giyim eşyası alırlardı. Eski Türk topluluklarında ve devletlerinde ticaret, büyük ölçüde “değiş tokuş” esasına dayanıyordu. Diğer bir ifadeyle alınan mal karşılığında başka bir mal verilmekteydi. Bu da hiç şüphesiz alınacak ve verilecek mal hususunda tarafların karşılıklı anlaşmalarına bağlıydı. Türkler, değiş tokuş için en çok atı kullanmışlardı. Ticarette kullanılan başka bir ödeme aracı da kıymetli madenlerden yapılmış çeşitli kap kacaklardı. Yaptıkları ticarette parayı da kullanan Türkler; özellikle Bizans, Çin ve Sasani gibi komşu … Okumaya devam et İlk Türk Devletlerinde Ticaret Politikası

Orta Asya Bozkırlarında Ekonomi

Orta Asya Bozkırlarında Ekonomi Eski Türk topluluklarındaki ekonomik yapı daha çok bozkır kültürü etrafında şekillenmiştir. Orta Asya kültür çevrelerinde yapılan kazılarda ortaya çıkan bulgular da bunu desteklemektedir. Ekonomik yapıyı büyük ölçüde etkileyen bu bozkır kültürünün temelini hayvancılık, tarım, el sanatları ve ticaret oluşturuyordu. Hunlar, temel geçim kaynağı olarak hayvancılıkla beraber tarım, avcılık, balıkçılık, madencilik, dericilik ve ticaretle uğraşmışlardır. Savaşçı özellikleri düşünüldüğünde yağma ve ganimet de önemli bir kaynaktır. Demiri, altını ve gümüşü çıkarıp işleyebilen Hunlar; başta Çin olmak üzere yerleşik toplumlara kürk, at, et, deri, silah satmışlar, karşılığında ise ipek, çay ve tahıl ürünleri almışlardır. Güçlü oldukları dönemlerde ise İpek … Okumaya devam et Orta Asya Bozkırlarında Ekonomi

İlk Ve Orta Çağlarda Türk Dünyası: Türk Devlet ve Toplulukları

İlk Ve Orta Çağlarda Türk Dünyası: Türk Devlet ve Toplulukları Karluklar (627-1212): Talas Savaşı’nda Çinlilere karşı Müslüman ordusunun yanında yer aldılar. Karluklar, İslamiyet’i kabul eden ilk Türk topluluğudur. Karahanlı Devleti’nin kurulmasında etkili olmuşlardır. Kırgızlar (840-1207): 840 yılında Uygur Devleti’ni yıkarak Ötüken’de Kırgız Devleti’ni kurdular. XIII. yüzyılda Moğolların, XIX. yüzyılda Rusların egemenliğine giren Kırgızlar, 1991 de bağımsız bir devlet kurdular. Günümüzde de varlığını devam ettiren boylardandır. Oğuzlar (766-1000): 630-682 yılları arasında Dokuz-Oğuz Kağanlığı altında toplandılar. Daha sonra Kök Türk ve Uygur hâkimiyetine giren Oğuzlar, X. yüzyılda Oğuz Yabgu Devleti’ni kurdular. X. yüzyılın sonlarına doğru İslamiyet’i kabul eden Oğuzlar, Büyük Selçuklu ve … Okumaya devam et İlk Ve Orta Çağlarda Türk Dünyası: Türk Devlet ve Toplulukları

Türk Tarihi: Avrupa Hun Devleti (375-469)

Türk Tarihi: Avrupa Hun Devleti (375-469) Hunlar, IV. yüzyılın ortalarında Don ve Volga Irmakları arasındaki, Alanların hâkim olduğu toprakları ele geçirdi. Buradan, Balamir idaresinde batıya doğru yeniden harekete geçen Hunlar, önlerine çıkan kavimleri yerlerinden etmekle kalmamış aynı zamanda Avrupa içlerine kadar da ilerlemişlerdir. Kavimler Göçü olarak bilinen bu önemli olayın sonucunda Avrupa Hun Devleti kurulmuş ve bölgede önemli bir güç hâline gelmiştir (Harita 1.9.). Balamir’den sonra hükümdar olan Uldız, Hun dış politikasının ana hatlarını belirlemiştir. Buna göre Doğu Roma İmparatorluğu baskı altında tutulurken Batı Roma İmparatorluğu’yla dostluk kurulacaktı. 422 yılında Rua, Doğu Roma entrikalarını etkisiz hâle getirmek için Balkan seferine … Okumaya devam et Türk Tarihi: Avrupa Hun Devleti (375-469)

İsrail Adına Çalışan Filistinli Araplar

Bazı arkadaşlar hayret ediyor. Türkiye’ye gelen Filistinliler içinden nasıl olur da İsrail adına çalışan ajanlar çıkabiliyor diye. Bu aslında çok normal bir durumdur. Çünkü İsrailli Yahudiler ile Filistinli Araplar aslında aynı ırktandır. Araplar ve Yahudiler aynı ırk ailesine mensup sami halkındandır. Semitikler yani Samiler, Sami halkları veya Sami ırkı, Nuh oğlu Sam’in soyundan geldiğine inanılan, etnik ve ırksal olarak birbirleri ile akraba olan Orta Doğu halklarıdır. Günümüze kadar yok olmadan veya asimile olmadan gelebilmiş Sami halkları Araplar, İbraniler (yani Yahudiler ve Leviyiler), ve Süryanilerdir. Maltalılar ve Aramiler ise günümüze kadar sayılarını koruyamamış ve yok olmuş veya diğer Sami halklarının içinde … Okumaya devam et İsrail Adına Çalışan Filistinli Araplar

Yunanistan’dan Mültecilere Kırbaçlı Dayak

Yunanistan’ın mültecilere ne yaptığı herkes tarafından bilinen bir gerçek. Dövüyorlar, öldürüyorlar, işkence ediyorlar, paralarını alıyorlar. Avrupa’dan da bu konu hakkında tek bir eleştiri gelmiyor. Eleştiri gelmediği gibi de Türkiye aleyhine konuşmaya devam ediyorlar. Türkiye insanlara kötü davranıyormuş, Türkiye insanlık onurunu çiğniyormuş falan filan… Bu iki yüzlü tavırlara ne zamana kadar devam edecek? Artık herkesin uyanıp gözlerini açması lazım. Avrupa mültecileri Türkiye’nin insanlık namına kabul etmesini istemiyor, Türkiye’nin parçalanması ve Türkiye’de Türk nüfusunun azalması için istiyor. Eğer Avrupa insanlığa dediği kadar değer verseydi kapısına gelen mültecileri hayvanları terbiye ediyormuş gibi kırbaçlamazdı. Araplar, Suriyeliler, Afganlar, Pakistanlılar, Somalililer ve pek çok millet , … Okumaya devam et Yunanistan’dan Mültecilere Kırbaçlı Dayak

Kavimler Göçü’nün Sebepleri Ve Sonuçları

Kavimler Göçü’nün Sebepleri Ve Sonuçları Asya Hun Devleti’nin zayıflaması ve yıkılış sürecine girmesiyle Orta Asya’nın geniş bozkırlarında yaşayan bazı Türk boyları bağımsız hareket etmeye başlamıştır. Zamanla nüfusu artan bu boylar, çeşitli sebeplerle I. yüzyıldan itibaren batıya doğru göç etmiştir. Aral Gölü ile Hazar Denizi arasındaki düzlüklerde 200 yılı aşkın bir süre derlenme ve toparlanma dönemi geçiren Hunlar batıya doğru yeniden hareketlenerek İtil(Volga) Nehri çevresine gelmiştir. O dönemde Karadeniz’in kuzeyindeki düzlükler Cermen kökenli Gotların egemenliğinde bulunmaktaydı. Balamir öncülüğünde hareket eden Hun ordusu, önlerine çıkan ve Romalılarca barbar olarak nitelendirilen kavimleri (Germenler, Ostrogotlar, Vizigotlar gibi) vurduğu iki ağır darbe ile batıya doğru … Okumaya devam et Kavimler Göçü’nün Sebepleri Ve Sonuçları

Ordu Millet: Türk Askerî Kültürü

Türkler, tarih boyunca savaşçı kimliğiyle ön plana çıkmış bir millettir. Diğer kavimler tarafından verilen bu kimliğin oluşumunda Türklerin yaşadığı coğrafyadaki sert iklim koşulları, Orta Asya’daki diğer milletler ve Türk boyları arasındaki mücadeleler etkili olmuştur. Bozkırın zor hayat koşulları Türkleri disiplinli, teşkilatçı, dayanıklı ve mücadeleci bir millet hâline getirmiştir. Türk toplumunda eli silah tutan herkes asker sayıldığı için ilk Türk devletlerinde ordu ücretli değildi. Sürekli olan Türk ordusunda kadın-erkek, genç-yaşlı her an savaşabilecek durumdaydı. Ordunun temeli süvarilere dayanıyordu. Türklerin sporları, eğlenceleri ve avlanmaları bir çeşit savaş eğitimi gibiydi. İlk düzenli Türk ordusu Büyük Hun Devleti hükümdarı Mete Han tarafından kurulmuştur. Bu … Okumaya devam et Ordu Millet: Türk Askerî Kültürü